Showing posts with label Roma. Show all posts
Showing posts with label Roma. Show all posts

Sunday, February 28, 2010

Ağca nın tahliyesi dünya kamuoyunu umutlandırdı


Agence France Presse:
Ağca Roma Katolik Kilisesi’nin liderini öldürmeye çalışan adam olarak tarihe geçecek. Her ne kadar bu suikasta neden teşebbüs ettiği hala ortaya çıkmamış olsa da Ağca’nın bir deli mi yoksa kurnaz bir tetikçi mi olduğu tartışılıyor. Papa İkinci Jean Paul anılarını anlattığı kitabında saldırının planlı ve destekli olduğunu, Ağca’nın sadece bir kukla olduğunu yazmıştı.

The Associated Press:
Papa suikastı zanlısı Mehmet Ali Ağca hapiste geçen 29 yılın ardından tahliye edildi. Vatikan sözcüsü Federico Lombardi Ağca’nın salıverilmesiyle ilgili açıklama yapmayı düşünmediklerini ifade etti. Saldırının sebepleri hala karanlıkta ancak geçmişte İslami meselelerle bağlantılı olduğu belirtilmişti. Ağca ilk tutuklandığı zaman saldırıyı tek başına gerçekleştirdiğini söylemiş, sonra Bulgaristan’ın ve Sovyetler Birliği’nin istihbarat kurumu KGB’nin saldırının arkasında olduğunu açıklamış, sonra bu açıklamasından geri adım atmıştı. Bu çelişkili ifadeler savcıları sinirlendirmişti.

Reuters:
Hapisteyken Reuters’a mektup gönderen Ağca, Papa 16’ıncı Benediktus’la görüşmek ve Papa İkinci Jean Paul’ün mezarını ziyaret etmek istediğini açıkladı. Ağca, serbest bırakılmasının ardından Papa’ya yönelik saldırıyla ilgili soruları cevaplayacağını ve Kremlin’in Bulgar hükümetini suikast girişiminde kullanıp kullanmadığına ışık tutacağını belirtti.

The Times:
Yaklaşık 30 yıl önce Papa İkinci Jean Paul’ü öldürmeye teşebbüs eden suikastçı Mehmet Ali Ağca’nın bugün hapisten çıktıktan sonra, suikastın KGB’nin planı olup olmadığı konusundaki tartışmalara açıklık getirmesi bekleniyor.

BBC:
Ağca geçtiğimiz yüzyılın en esrarengiz olaylarından birini aydınlatmak zorunda: Modern zamanların en güçlü Papasını öldürmeye neden teşebbüs ettiğini. Yaptığı bütün tuhaf açıklamalardan sonra anlatacağı hikayenin çok ikna edici olacağını söylemek mümkün değil. Çok az insan Ağca’nın tek başına hareket ettiğine inanıyor ancak bugün ne anlatırsa anlatsın, Papa’nın vurulmasının perde arkasını öğrenemeyeceğiz.

New York Times:
Ağca hapiste geçirdiği yıllar boyunca herhangi bir örgütle bağlantılı olduğunu kabul etmemiş olsa da, aşırı milliyetçi grup Bozkurtlarla bağlantılandırılmıştı. Türkler Ağca’nın 1981’de yaşananlarla ilgili net bir açıklama yapacağından şüphe ediyor. 1979 yılında İstanbul Emniyet Müdürü olan ve Ağca’yı sorgulayan Hayri Kozakçıoğlu, “Senaryolar yazdı, olayları karıştırmak için her gün yeni karakterler yarattı. Dolayısıyla bugün söylediklerine inanmak için bir sebep göremiyorum.

ANSA:
Ağca'nın kapsamlı bir basın toplantısı yapması zayıf bir ihtimal. Çünkü Ağca’ya para karşılığında kitap yazma, özel söyleşi ya da Film önerisinde bulunan şirketlerin, genel bir basın toplantısıyla uzun açıklamalar yapma konusuna sıcak bakmıyor.

La Repubblica:
Mesihlik iddiasında bulunmaya devam eden Ağca avukatları aracılığıyla bugün dağıttığı mektupta, "Bu yüzyılda tüm insanlar ölecek. Ben ebedi kurtarıcıyım" dedi. Katolik olan eski terörist, birçok kez Papa suikastına ilişkin yeni açıklamalar vaadinde bulundu. Bu tüyler ürpertici olayı kitaplaştırma arzusunu da dile getirmişti.

La Stampa:
Ağca kendine bir İtalyan eş bulmak ve Papa İkinci Jean Paul'ün kabrini ziyaret etmek istiyor.Serbest kalan Ağca Vatikan'a gitmek istiyorum dedi.

Le Soir:
Ağca "esrarengiz mesih" görüntüsünü sürdürüyor. İtalya ve Türkiye'de toplam 29 yıl hapis yattıktan sonra tahliye edilen Ağca’nın, cazip öneriler sunan bazı cömert basın organlarına açıklamalarda bulunmasın bekleniyor. Ancak ömrü yalan söylemekle geçen bir kişinin anlattıklarına inanmanın zor.

Ağca'nın tahliyesi dünya kamuoyunu umutlandırdı

Tuesday, December 8, 2009

Saramago’dan ‘yayıncısı’ Berlusconi’ye eleştiri


Yani İtalyan Başbakanı. Saramago, ‘yayıncısı’ hakkında pek de iyimser şeyler düşünmüyor.
YAZARLAR ile iktidarlar arasında hep sorunlu bir ilişki vardır hiç kuşkusuz. Yazar, dünyayı algılama biçimi itibariyle muhaliftir zaten. Burada ilk planda söz konusu olan, yazar ile kendi ülkesindeki iktidar arasındaki ilişkidir elbette. Ama yazarlık kumaşı sağlam olanlar, yeryüzündeki diğer iktidarlara ve o iktidarların kullanılma biçimine de eleştirel davranmakta pek müşkülpesent davranmazlar. 1998’de Nobel Ödülü alan José Saramago da kumaşı sağlam yazarlardan biri. Öyle olduğu için skandallarla dünya gündemine oturan İtalyan Başbakanı Berlusconi hakkında söyledikleri hemen dikkat çekiyor. Üstelik Saramago, kitaplarının İtalyancası Berlusconi’nin sahibi olduğu bir yayınevi tarafından yayımlandığı için, (Einaudi Yayınevi) bir miktar kendisini de dahil ediyor Berlusco’nin günahlarına: “Okyanusta minik bir damla kuşkusuz, ama rüşvetçiliğin tek kötü alışkanlığı olmadığını varsayarsak, purolarının parasını ödemeye yetmiştir en azından (s.23)” Saramago, Turkuvaz Yayınları tarafından yayımlanan ‘Not Defterimden’ isimli kitabında daha başka şeyler de söylüyor Berlusconi hakkında:“Berlusconi’nin yaşamı ve mucizeleri hakkında genel olarak bilinenlerin dışında pek az şey biliyorum. İtalyan halkı kuşkusuz benden çok daha iyi biliyor olmalı ki, bir, iki, üç kez onu başbakanlık koltuğuna oturttu. Eh, hep duyduğumuz gibi, halklar egemendir ve onlar yalnızca egemen değil aynı zamanda bilge ve temkinlidirler; özellikle sürekli demokrasi egzersizleri vatandaşlara politikanın işleyişi üzerine ve gücü ele geçirmenin çeşitli yolları hakkında bazı yararlı bilgiler sağlayalı beri. Bu demektir ki halk oy vermeye çağrıldığında ne istediğini çok iyi biliyor. Somut olarak, diğerlerine değil de (onların da sırası gelecek), sözünü ettiğimiz İtalyan halkına bakarsak, Berlusconi’ye yönelik üç kez ortaya konmuş olan duygusal eğiliminin herhangi bir ahlaki değerlendirmeye ilgisiz olduğu kanıtlandı. Gerçekten de, mafyanın ve Camorra’nın (bir organize suç örgütü) memleketinde başbakanın bir suçlu olduğunun kanıtlanmasının ne önemi olabilir? Adaletin asla iyi bir üne sahip olmadığı bir memlekette başbakanın yasaları kendi çıkarına olacak şekilde, aşırılıklarına ve yetki istismarına karşı kendini herhangi bir cezalandırma girişiminden koruyacak tarzda onaylatmayı başarmasının ne önemi var ki?”(José Saramago, Not Defterimden, Çeviren: Nesrin Akyüz, Turkuvaz Yayınları)
Mafyayı yazanları, filmini yapanları boğmak istiyorum
Reha ERUS / Roma İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi, İtalya’nın dünya genelindeki imajını zedelediği gerekçesiyle mafyayla ilgili Film çekenleri ve kitap yazanları boğmak istediğini söyledi. Berlusconi, Sardunya adasındaki bir parti toplantısında yaptığı konuşmada, “İtalya’nın dünyadaki imajını zedeleyen dokuz sezonluk La Piovra (Ahtapot) dizisini çekenleri ve mafyayla ilgili kitapları yazanları bulsam, yemin ederim boğarım” dedi. Berlusconi, çok sayıda genç parti yandaşının katıldığı toplantıda, mafyanın 1992-1993’te işlediği cinayetlerle ilgisi olduğu yönünde basında çıkan iddiaları da yalanladı. Silvio Berlusconi, bu iddiaların temelsiz ve küçük düşürücü olduğunu söyledi.Rakip gazeteye davaMEDİASET medya grubunun başkanı olan Marina Berlusconi, babasının holdinginin, mafya parasıyla kurulduğunu iddia eden rakip La Repubblica Gazetesi’ne karşı 1 milyar Euro’luk tazminat davası açtı.Merkez sol eğilimli La Repubblica Gazetesi, Berlusconi’nin Fininvest yatırım holdingi ile medya grubu Mediaset’in Cosa Nostra’ya bağlı mafya babalarınca finanse edildiğini öne sürmüştü.
Paris’te Yaşar Kemal fotoğrafları sergisi
FRANSA’da devam eden “Türkiye Mevsimi” kapsamında, gazeteci, televizyoncu, fotoğrafçı Güneş Karabuda’nın açtığı “Yaşar Kemal’in 50 yılı” isimli fotoğraf sergisinde, kendi alanlarında uluslararası üne kavuşan dönemin önemli isimleri bir araya geldi. Paris’teki Elele göçmen ve kültür merkezinde açılan sergiye gelen yazar Yaşar Kemal, Güneş Karabuda, Sipa Press’in kurucusu ve eski sahibi Gökşin Sipahioglu sergide uzun uzun konuşup eski günleri andılar.
Prof. Gökmen: Kürtçe Opera neden olmasın
Esra KAYA / ANKARADEVLET Opera ve Balesi Genel Müdürü Prof. Dr. Rengim Gökmen, Kürtçe bir opera sahnelenmesi konusunda tekliflere açık olduklarını belirterek, “Opera alanında Kürtçe bir esere rastlamadık. Ama bu konuda teklif gelirse hayır demeyiz” diye konuştu. Hükümetin ‘Demokratik Açılım’ çalışmalarının etkisiyle, Van Devlet Tiyatrosu’nda ‘Reşe Şeve’ (Karabasan) adlı oyunun ilk kez Kürtçe sahnelenmesinin ardından, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Gökmen de Kürtçe operaya sıcak baktıklarını açıkladı.
Guadalajara Kitap Fuarı Pamuk’la açıldı
MEKSİKA’da düzenlenen uluslararası 17’nci Guadalajara kitap fuarı dün Nobel ödüllü yazarımız bu yıl Orhan Pamuk’la açılış yaptı. Pamuk, İspanyolca konuşan ülkeler edebiyatının en büyük kitap şöleninin açılışında “son romanı “Masumiyet Müzesi”ni tanıttı. Pamuk’un yanı sıra Nobel ödülü sahibi Kolombiyalı yazar Gabriel Garcia Marquez ve meşhur Meksikalı yazar Carlos Fuentes de açılışta hazır bulundu. Fuar 6 Aralık’a kadar açık kalacak.
GÜNÜN AJANDASI
Deli Dumrul
İSTANBUL Belediyesi Şehir Tiyatroları’nın yeni oyunu Mecbur Adam’ın galası bu akşam 20.30’da Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde yapılacak. Ragıp Yavuz’un yazıp Erol Keskin’in yönettiği oyunda Dede Korkut’un Deli Dumrul hikâyesi farklı bir bakışla işleniyor. Deli Dumrul kuru bir çayın üstüne köprü yaptırmıştır. Geçenden 30, geçmeyenden döve döve 40 akçe alır, derken konaklayan bir yiğit ölür. Buna içerleyen Deli Dumrul Azrail’e meydan okur. Telefon: 0216 492 90 84.
Ateşin oyunu
? SADBERK Hanım Müzesi ve Ömer M. Koç Koleksiyonlarındaki 330 adet eseri bir araya getiren ‘Ateşin Oyunu’ sergisi İznik çini ve seramik sanatının gelişimi hakkında izleyenlere detaylı bilgi vermek amacını taşıyor. Rengârenk, çeşit çeşit eserler 15. yy- 17. yy İznik çini ve seramiklerinin görsel hikayesini anlatıyor. Büyükdere Piyasa Cad. No: 27- 29 Sariyer. Tel:0212 242 38 13
Aseton Hayal’de
? 2005 yılından beri birçok Festival ve mekanda Canlı performans sergileyerek alternatif müzikseverlerin beğenisini kazanan Aseton, konser maratonuna hız kesmeden devam ediyor. Müzikotek’in yapımcılığında yeni Albüm çalışmalarına başlayan grup, bu akşam akşamı Beyoğlu Hayal Kahvesi’nde dinleyicilerle buluşacak. Giriş’in 20 TL, konser 22.30’da. Tel: 0212 244 25 58
Habermas diyor ki
? ALMAN filozof Jürgen Habermas’ın 2000’li yıllarda kaleme aldığı makalelerden oluşan Doğalcılık ve Din Arasında Felsefi Denemeler’in Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlandı. Kitabın merkezinde, zamanımızın entelektüel durumunu belirleyen iki eğilim arasındaki gerilim var: Habermas bu denemelerde bir yandan doğalcı kültürel Evrim anlayışının önemine değinirken bir yandan da toplumsal ve kültürel rasyonelleşmenin sekülerleştirici etkilerini yorumluyor.
Saramago’dan ‘yayıncısı’ Berlusconi’ye eleştiri