Showing posts with label Son Dakika. Show all posts
Showing posts with label Son Dakika. Show all posts

Sunday, February 28, 2010

Edebiyat ve sinema Tolstoy a bakıyor


Tolstoy’un kitapları Batı dillerine yeniden çevriliyor, paneller, sempozyumlar, kitap fuarları düzenleniyor. Hollywood da Tolstoy’un hayatını anlatan The Last Station (Son İstasyon)’la kervana katıldı bile.
TÜRKİYE, 2010’un gelişiyle İstanbul’un Avrupa Kültür Başkenti oluşunu kutluyor fakat tüm Dünyanın ortak paydada buluştuğu bir başka kutlama, bir başka Kültür Sanat gündemi var: 2010, Rus yazar Lev Tolstoy’un ölümünün 100. yılı. Bu kapsamda Almanya ve ABD’de, Anna Karenina yeniden çevriliyor, Küba ve Meksika’da Tolstoy adına kitap fuarları düzenleniyor. Rusya ise bütün dünyada gösterilecek siyah beyaz bir belgesel için arşivlerini açıyor. Pek tabii Hollywood da bu gündemi ıskalamıyor. Michael Hoffman’ın yazıp yönettiği The Last Station (Son Durak), Tolstoy ile eşi Kontes Sofya’nın ilişkisine odaklanıyor. Filmde Tolstoy’u Christopher Plummer, Sofya’yı ise Helen Mirren canlandırıyor. Tolstoy’un ilham kaynağı, üç çocuğunun annesi ve Savaş ve Barış’ı altı kez baştan yazacak kadar işine kendisini adamış asistanı Sofya, kocasının vasiyetini değiştirmesine tepki gösteriyor. Çünkü Tolstoy eşinin tüm emeğini ikinci plana atıp servetinin Rus köylüler arasında paylaştırılmasını istiyor. Biz de Kontes Sofya’nın Tolstoy’u kararından caydırmak için başvurduğu yolları izliyoruz. Beyazperdeye yansıyacak bu öykü, Tolstoy’un dehasını ne kadar anlatacak göreceğiz. Ama Guardian, 6 Ocak’ta yayınlanan ekinde, “Tolstoy bütün zamanların en iyi yazarı mıydı?” sorusunu Avrupalı yazarlara sordu ve cevap bulmak için filmin vizyona girmesini beklemediğini gösterdi.İşte Guardian’daki cevaplar? Philip Hensher: Tolstoy, kesinlikle tüm zamanların en iyi romancısıdır. Onu üstün kılan, romanlarındaki karakterlerin büyümesine izin vermesidir. Değişirler, farklı tepki vermeye başlarlar, fakat durup düşününce, hâlâ aynı insan olduklarını fark edersiniz. Bunu nasıl yapıyor bilemiyorum. Tolstoy’dan, başka bir yazardan öğrenebileceğinizden çok daha fazlasınıöğrenirsiniz. ? Tom Keneally: Tolstoy 19. yüzyılda yazan en büyük yeteneklerden biridir. Yeteneği insanı kızdıracak boyutlardadır. Şimdilerde hepimizin mütevazı bir düzeyde kullanmaya çalıştığı ve başaramadığı yazar hilelerini o parmağında oynatır. Tüm zamanların en iyi romancısı mı? Bence Dostoyevski de en az onun kadar iyi. Fakat Edebiyat bir Spor müsabakası değildir. Birinci, ikinci olmaz. Bu yüzden sadece şu kadarını söyleyelim: Tolstoy insanüstü bir yeteneğe sahipti ve ne mutlu bize ki, birçok eser bırakacak kadar uzun yaşadı.? A. S. Byatt: Tolstoy’u olağanüstü kılan hayal gücünün asla cesaretini yitirmemesidir. Koskoca bir dünyası vardır ve karakterleri de bu dünyada Tolstoy’dan bağımsız yaşar. Onlar yazarın kuklası değildir. Öyle ki bazılarını o bile onaylamaz; mesela Anna Karenina. Onun varlığını kutlarken, çevirmen Constance Garnett’in varlığını da kutlamalıyız. Çünkü o İngiliz romanını ve İngiliz okurunu, büyük Rus yazarları dilimize çevirerek değiştirdi.? Marina Lewycka: Savaş ve Barış’ı ilk okuyuşumu hâlâ hatırlarım. 20 yaşındaydım ve yazar olmak istiyordum. Sorun şu ki, Tolstoy’u idolünüz yapınca, elinize kalem almak zorlaşır. Tolstoy gibi olmaktan vazgeçene kadar yazamadım ve bu uzun zamanımı aldı.
Klasik romanın anıt ismi
Christopher Plummer’ın Tolstoy’u, Helen Mirren’in ise eşi Sofya’yı canlandırdığı filmden bir sahne. Sadece Savaş ve Barış veya Anna Kerenina ile insanlığın ortak hafızasına kaydedilen Lev Nikolayevic Tolstoy, 28 Ağustos 1828’de doğdu. Annesini küçük yaşta kaybetti. On beş yaşında Voltaire’i ve Rousseau’yu okudu. İlk hikâyesinin yayımlanmasının ardından dönemin tanınmış yazarlarından biri oldu. Başta Dostoyevski olmak üzere kendisinden sonra gelen bütün yazarları etkileyen Tolstoy, 20 Kasım 1910’da öldü.
GÜNÜN AJANDASI
Vapurlar sevilmez mi
Vapurları Seven Çocuk. Hem hikâyeler, hem de hikâyelerin resimleri Behiç Ak’a ait. Bu nedenle, görsel açıdan keyifli bir kitap. Hele yalılar ile Boğaz vapurları arasında, yaprak sarma, ıspanaklı börek, dut reçeli değiş-tokuşu var ki harika! www.gunisigikitapligi.com
Psikeart
Memleketİmİzİn olduğu kadar yer-yüzünün de ezeli sorunu: Muhtemelen bu nedenle, ‘Narsizmin mümbit toprakları’ diyor Murat Paker. Tarık Tufan ise ‘Sen sensin, ben de benim’ diyerek, aynayı farklı bir açıya ayarlıyor. Aynalar ise giderek daha fenalık! www.psikeart.com
İstanbul’a bakmak
‘Ressamların Gözüyle İstanbul.’ Sunan Peyami Gürel, konuk olan Nevbahar Aksoy ve Semiha Binzet. İstanbul’a bakıyorlar, İstanbul’dan bakıyorlar. Hatırlayan çıkacaktır elbet, Orhan Veli dinlemiş, Münir Nurettin Selçuk, ünlemişti. İnleyen de vardır herhalde. 20 Ocak, Saat 18.00, Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi.
Muharremiyye
Bu bir matem konseri, bir tür raquem, Hz. Hüseyin’in katline ağıt. İslam tarihinde yüzyıllardır pansuman kabul etmeyen ve hâlâ kanayan en büyük yara bu. Ne şiirler söylendi, ne semahlar yakıldı, ne Mansur’lar yüzüldü, bilen bilir. Bilmeyenler için dervişlerdeki gönül kırıklığı. Cemal Reşit Rey konser Salonu, Salı, 20.00. (0212) 232 98 30.

Edebiyat ve sinema Tolstoy’a bakıyor

Thursday, December 24, 2009

Gazeteci Şamil Tayyar a 1 yıl 8 ay hapis


"SUÇLAMAYI KABUL ETMİYORUM"

İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada tutuksuz sanık Şamil Tayyar ile tarafların avukatları hazır bulundu. Duruşmada söz alan Şamil Tayyar kitabın Silivri'de devam eden yargılama konusu anlatan bir kitap olmadığını belirterek, "Özellikle son 10 yılda çete faaliyetlerin ve karanlık eylemlerin anlatılmasına ilişkin kısa bir özettir kitaba bakıldığında görülecektir" dedi .

"BERAATİME KARAR VERİLSİN"

Kitapta Malatya misyonerler cinayeti, Hrant Dink cinayeti ve Rahip Santory cinayetlerinin olduğunu vurgulayan Şamil Tayyar", Kitapta Ergenekon davasıyla ilgisi olmayan dava konuları yer almıştır. Daha önceki mütalaada soruşturmanın gizliliği ihlal edildiği ifade edilmiştir, bunların doğru olmadığını gördüm. Suçlamayı kabul etmiyorum, beraatime karar verilmesini talep ediyorum" ifadelerini kullandı.

ŞAMİL TAYYAR 1 YIL 8 AY HAPİS CEZASINA ÇARPTIRILDI

Mahkeme, "adli yargılamayı etkilemeye teşebbüs" suçundan, sanık Şamil Tayyar'ın 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verdi. Mahkeme,"Soruşturmanın gizliliğini ihlal etmek" suçundan da sanık Şamil Tayyar'ın 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verdi. Her iki suçtanda sanığın yeniden suç işlemeyeceğini gözönünde bulundurarak, hükmün açıklanmasını geri bırakan mahkeme, sanığın 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına karar verdi.

"HUKUK ADINA UTANDIM"

Duruşma sonrası Sultanahmet Adliyesi önünde basın mensuplarının sorularını cevaplayan Gazeteci Şamil Tayyar,"Karardan dolayı hukuk adına utandım. Davanın eski savcısının hazırladığı mütalaayı okumadan, yeni savcı mütalaaya katıldığını ifade etti. Oysaki o mütalaa benim kitaptan değil, başka kitaptan hazırlanmış gibiydi. Ergenekon soruşturmasıyla hiç ilgisi olmayan, çeteler ve dava konularıyla ilgili hadiseleride soruşturmanın gizliliği kapsamı içine aldılar. Kitabın 79. sayfasında çok açık yazıyor. Malatya'da işlenen cinayet sonrası olay mahallinde ele geçirilen bir belgeyi Ergenekon Davası kapsamında değerlendirip ceza verdiler" ifadelerini kullandı.

"KİTABIM OKUNMAMIŞ"

Davaya konu kitabının mahkemece okunmadığını ileri süren Şamil Tayyar, "Hakim yeni bir içtihat oluşturdu. 'Bu kitabı çok düşünerek hazırladığı' şeklinde. Ben fikir adamıyım elbetteki düşünecem. Siyasi bir karar gibi geldi. Anlaşılıyorki kitapta okunmamış. Hukuk adına utandım" diye konuştu.

"KARAR HUKUKİ DEĞİL"

Kararın hukuki olmadığını savunan Şamil Tayyar, "Türkiye'de hukukun üstünlüğü işlemiş olsaydı, böyle bir karar çıkmazdı.Hakimin karar verirken ifade ettiği cümleler de bence tarihe geçecek cok Enteresan cümleler"" açıklamasında bulundu. Basın mensuplarının sorularını yanıtladıktan sonra Şamil Tayyar avukatıyla birlikte adliyeden yürüyerek ayrıldı.

Gazeteci Şamil Tayyar'a 1 yıl 8 ay hapis

AK Partili Arslan beni öldürtecekti


Savunmasının ilk gününde “AK Parti Milletvekili İhsan Arslan’ın kendisini öldürtmek istediği” yönündeki iddialarına ilişkin Arslan’ın açıklama yaptığını ve kendisini yalanladığını belirten Tuncay Özkan, "Beni öldürmeye çalışacaklarına ilişkin bilgileri Haber haline getirdim. Haberimin yalan olduğu iddiasıyla dava açtı. Ancak beraat ettim. Kamuoyu ve savcılar İhsan Arslan’ın Hizbullah örgütünün İlimciler Grubu'nun başı olduğunu bilmiyor mu? Kendilerinde insan sevgisi olduğunu söylüyor. Evet bu ülke sizin nasıl insan sevdiğinizi biliyor. Domuz bağıyla bağladığınız insanları betona nasıl gömdüğünüzü herkes biliyor. Matkap dosyasının buraya getirtilerek gerçeklerin ortaya çıkartılmasını istiyorum"dedi.
Güneydoğu’da uzun süre gazetecilik yaptığını, faaili meçhulleri araştırdığını, çatışmaların ortasında kaldığın ifade eden Tuncay Özkan, ’Ape Musa’ dediği Musa Anter’le ilgili bir anısını da anlattı.
BENİ YARGILAYACAKSANIZ KİTABIMDAN YARGILAYIN
Tuncay Özkan, savunmasının devamında şunları söyledi:"İddianameye göre ben, özü Darbe olduğu için temelde darbeciyim. TBMM’yi ortadan kaldırıyorum. Demokrasiye inanmıyorum. Böyle bir iddia insanın hayatının olağan akışına uymaz. Hizbullah kampları ile ilgili haber yaptım. Benim haberlerimin üzerine soruşturmalar açılarak düzenlemeler yapıldı. Türkiye’de bunları ilk kim yazmış? Kimden öğrendiniz? Bir insanın ömür boyu hapiste kalmasını isteyeceksiniz ama onun hayat hikayesinde neyin yer aldığına bakmayacaksınız. ’Yeni bir medya yapılanmasına ihtiyaç var’ diye kitap yazdım. Bu kitabı Abdullah Gül’e, Bülent Arınç’a, Başbakan'a ve Genelkurmay Başkanı'na verdim. Beni yargılayacaksanız bundan yargılayın. Tuncay Güney’den, Sisi’den mi yararlanacağım. Benim aklıma ne olmuş. Beni deli saçması ile bir çuvala koymayın. Bir zaman tüneline girdik. Aklımızdaki herşey silindi. Tarih ne zaman başlar, Ergenekon soruşturmasının başladığı gün tarih başlar. Benim hayat hikayemi nasıl sorgularsın. Aklın yeter mi? Gücün yeter mi? Bunları niye yazdım? Herkesin çelik çomak oynadığı yaşta bunların peşine niye düştüm? Yazılarımı okunmadan bana nasıl terörist damgasını vurursunuz? Okuyun lütfen orada hepsi yazıyor."
BİLGİYİ TURGUT BEY VERDİIrak Cumhurbaşkanı Celal Talabani ile Türk Dışişleri'nin 1992’de yaptığı görüşmeye ilişkin bilgi ve belegeleri kendisine merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın verdiğini öne süren Tuncay Özkan, "Özal, Talabani gelince görüşmeyi Dışişleri'ne havale etti. Özal’ın Kürt Mektubu’nun yayınlayınca da ortalık birbirine girdi. Özal ’Kürt meselesinde özel silahlı birlikler kurulmalı' diyordu. Bu belgeyi kitabıma da koydum. Bunu bana Özal vermişti. Şimdi bütün bunlardan suçlanıyoruz. Ne yapmam lazım Orhan Baba gibi ’Batsın Bu Dünyayı'mı söyleyeceğim. Bu kadar çaba bu kadar emek...Bu iddianamede özgürlük nerede? Bilinç nerede? Bu iddianamede ikisi de yok" diye konuştu.
'Ben neden burdayım?' sorusunu takrarlayan ve muhalif olduğu için Ergenekon davasında yargılandığını iddia eden Tuncay Özkan, "MİT Müsteşarı Emre Taner ile eski MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun’un dinleyelim. Muhalif nasıl susturulmak istenir? Ölsem konuşacağım, ben bu yaftaları boynumda taşımam" dedi.
CUMHURİYET MİTİNGLERİNİ YAPTIM, YAPACAĞIMKendisinin düzenlediği Cumhuriyet mitinglerini de anlatan ve Çağlayan’daki miting alanına geldiklerinde polisin tutanak tuttuğunu belirten Tuncay Özkan,, "Polisin tuttuğu tutanağa göre ’ne şeriat, ne darbe, tam darbe isteriz, tam darbe’ demişim. Yalan, öyle bir şey söylemedim. Mitinglerde hangi suç varsa kabulüm. Cumhuriyet mitinglerinin ne kabahati varsa benimdir. Yaptım, yine yapacağım. Ahdım olsun, gene yapacağım. Sonuna kadar bağıracağım. Mitinglerde, ’Ne şeriat, ne darbe, tam demokratik Türkiye’ dedik. ’Ordu göreve’ pankartını mitinglerde biz açtırmdık. kendilerinin açtırmadığını, Bir grup genc açtı. Onlar da yargılanıyor.
Tuncay Özkan şunları söyledi:"Cumhuriyet mitinglerini’yapamazsınız, olmaz’ dediler. Türkan Saylan geldi. ’İzmir mitingine katılmıyoruz. Bir potansiyel var, mahvedeceksin’ dedi. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, İzmir mitingine katılmadı. Türkan Hanım mitinge geldi, sandalyemi kendisine verdim. Konuşmak istedi. ’Konuşamazsınız’ dedim. Çünkü konuşma listesini valiliğe ve emniyete vermiştik, suç olmasın diye Türkan Hanım’ı konuşturmadık.’ TSK’nın resmi olarak düzenlediği toplantılara davetiye ile çağrılan 4 gazeteciden biriydim. Toplantılara ben, Fikret Bila, Saygı Öztürk ve Mehmet Ali Kışlalı çağrılıyordu. Hatta iki toplantıya mazeret bildirerek katılmadım. Bunu kullanmadım. Bu benim darbeciliğim anlamına geliyorsa, sayın savcılar bulamamış ben söyleyeyim, ben Türk Silahlı Kuvvetleri’nden korkmam. Kalemimi hiç kimseye satmadım.Emniyetteki sorgumda Veli Küçük’ü tanıyıp tanımadığımı sordular. Veli Küçük’ü tanımam. Çok eleştirdim, ama şahsen tanımam, uzaktan tanırım. İddianame, ’tanıdığını beyan etti’ diyor."
'AK Partili Arslan beni öldürtecekti'

Auschwitz le Srebrenitza arasında Avrupa fikri


Auschwitz’den Srebrenitza’ya uzanan bir tarihin ara sokaklarında gezinen Hollandalı gazeteci Geert Mak, iki Dünya Savaşı, toplama ve esir kampları gibi badirelerden sonra oluşan ‘Avrupa’dan hâlâ umutlu.
ENİS Batur’un, ‘Amerika Büyük Bir Şaka Sevgili Frank, Ama Ona Ne Kadar Gülebiliriz’ kitabının ismini, dev bir mercekle Avrupa’ya yansıtmaya kalkışsak ne olur acaba? Yani, asıl ‘büyük şaka’ Amerika değil de, Avrupa olabilir mi? Bunu, bir coğrafyadan söz ederken değil, bir medeniyet kümesi olarak Avrupa fikrinden söz ederken getiriyoruz hatırımıza üstelik. Bu tür tuhaf düşünceler arasında gezinmemize, tek başına Auschwitz’den Srebrenitza’ya (Srebrenika) uzanan o keskin çizgi yol açmıyor. Sadece bu ikisi bile böyle bir sorgulama için yeterli olurdu elbette ama Geert Mak’ın, “Avrupa’da Yirminci Yüzyıl Boyunca Seyahatler” isimli kitabı bu konuda çarpıcı bilgilerle dolu. Binyılın biteceği günlerde NRC Handelsblad adına Avrupa’nın altını üstüne getiren Hollandalı gazeteci, sadece gördüklerini aktarmakla yetinmiyor, onların neden öyle göründüklerine dair tarihsel bilgilerle, olup biteni gözümüze gözümüze sokuyor. İyi de ediyor doğrusu. Hele şu soru ve buna verdiği cevap, Auschwitz’den Srebrenitza’ya uzanan tarihin kısa bir özeti sanki:“Biz Avrupalıların ortak bir tarihi var mıdır? ‘Elbette’ der herkes ve sıralamaya başlar: Roma İmparatorluğu, Rönesans, Aydınlanma Çağı, 1914, 1945, 1989, Oysa Avrupalıların bireysel tarihi deneyimleri birbirlerinden çok farklıdır: Örneğin Polonyalı yaşlı şoför, hayatında dört kez yeni bir dil öğrenmek zorunda kalmış; dostluk kurduğum Alman karı koca, önce bombardımanları, sonra da Doğu Avrupa’da oradan oraya sürülmeyi yaşamış; ziyaret ettiğim Basklı aile İspanya iç savaşı yüzünden bir Noel akşamı kıyasıya bir kavganın içine düşmüş ve sonra da ömür boyu susmayı yeğlemişti (...) her biri kendi başına birer dünyadır ve üstelik bunların hepsi de Avrupa’dır.”Bugün hepimize ‘muasır medeniyet’ olarak görünen Avrupa’nın tarihini, gezginlerin gözünden izlemek, iki dünya savaşını da, bu savaşlardan sonra yaşananları da diri tutuyor. Auschwitz ile Srebrenitza arasındaki asma köprüde sallanan Avrupa fikrinin hangi badireleri atlattığını görmek açısından da son derece çarpıcı bu. Belki, oraya bakarak bu topraklara çevirebiliriz yüzümüzü. Ve hatta bir miktar çeki-düzen bile verebiliriz zihnimize. Düşünün ki, İspanya’da yaşanan iç savaştan hiç mi hiç söz etmedik üstelik... (Avrupa’da Yirminci Yüzyıl Boyunca Seyahatler, Geert Mak, Çev. Mürset Topçu, Literatür Yayınları)
Pamuk, Atina’da yok satıyorDIŞ Haberler SERVİSİNOBEL ödüllü yazar Orhan Pamuk’un “Masumiyet Müzesi” adlı son eseri Yunancaya çevrildi ve Dünyanın en popüler yazarlarının bile Yunanistan kitap piyasası için kıskanacağı satış rakamlarına ulaştı. Tercümesini Stella Vretu’nun yaptığı “Masumiyet Müzesi” Okeanis Yayınevi tarafından basıldı. Kitap, sadece yedi gün içinde 10 bin adet sattı. “Masumiyet Müzesi” Atina’daki kitapçılarda 26 Euro’ya satılıyor. Yunan gazeteleri de Pamuk’un son kitabından övgü ile bahsettiler. İNGİLİZ Financial Times Gazetesi de Masumiye Müzesi’ni övdü. Ian Irvine imzalı yazıda, “Kitabın sonunda Kemal, Aşk için katlandığı onca ızdıraba rağmen mutlu bir hayat sürdüğünü ilan ediyor. Okuyucu bundan başka bir şey için yalvarabilir ama Pamuk, Kemal’in yüce ve trajik takıntısını sabırla gözlemleyerek, Lolita, Madame Bovary ve Anna Karenina’nın yanına yakışacak değerde bir Romantik aşkı yarattığı esere konu etmiş” denildi.
GÜNÜN AJANDASI
Modern zaman dervişinden davet
Çağdaş dans sanatçısı Ziya Azazi, “11 Dervish” adlı ve uluslararası Sahne sanatları alanında pek çok ödüle layık görülen eseriyle bu akşam Tiyatro Maan performans Sahnesi’nde olacak. Mevlevi dervişlerin dönüşlerini temel alarak oluşturduğu koreografileriyle çağdaş dans sanatına farklı bir yorum getiren Azazi eserinde, geleneksel “sufi dansını” zihinsel ve fiziksel sınırları zorlayıcı yönünü muhafaza ederek kişisel tarihçesi ile örtüşen estetik ve kinetik bir dile dönüştürüyor. Biletler 25-30 TL. Tel: 0212 245 25 06.
Büyük Selçuklu Mirası projesi
CUMHURBAŞKANLIĞININ himayesinde hazırlanan Büyük Selçuklu Mirası Projesi’yle, Türk milletinin kurduğu en önemli devletlerden birisi olan Büyük Selçuklu Devleti’ne ait günümüze ulaşan tüm eserler görsel olarak kayıt altına alınacak. Projenin belgesel yönetmeni ve fotoğraf sanatçısı İbrahim Dıvarcı konuyla ilgili şu bilgileri verdi: “Proje kapsamında Afganistan, Azerbaycan, Ermenistan, Irak, İran, İsrail, Mısır, Özbekistan, Suriye, Türkmenistan, Türkiye ve Yemen ile özerk cumhuriyet olan Nahcıvan’daki Selçuklu Mimari eserlerinin son durumları tespit edilip fotoğrafları ve görüntülerinin çekilecek. Proji, 850 bin dolara malolacak. ? A.A
Avrupa’nın gözde kenti İstanbul
2010’da Avrupa’nın kültür başkenti olacak İstanbul üzerine Almanya’da peşpeşe kitap ve dergiler yayınlanıyor. Türkoloji Profesörü Klaus Kreiser’in “İstanbul” adlı kitabı C.H. Beck yayınevi tarafından piyasaya sürüldü. Kitapta, okuyucuya kentteki 15. yüzyıldan günümüze kadar uzanan kültürel Yaşam üzerine önemli bilgiler ediniyor. 320 sayfadan oluşan kitabın fiyatı 24.90 Euro. Kitabın Türkçe’ye çevrilip çevrilmeyeceği ise henüz bilinmiyor. ? MÜNİH
Atmasyon tiyatro oyunu
Ankara’daki Mavi Sahne’nin oyuncuları bu akşam sizi doğaçlama tiyatro yapmaya davet ediyor. Seyirciden aldıkları konuyla başayıp sonunun nereye varacağını hiç tahmin edemeyeceğiniz bir Oyun sergiliyorlar. Sedat Demirsoy’un yönettiği Tuluatmasyon adlı oyun bu akşam Mavi Sahne’de. Biletler 12-15 TL. Tel: 0312 426 26 29.
Nehar Tüblek başvuruları
ÜNLÜ Karikatür sanatçısı Nehar Tüblek adına Beşiktaş Belediyesi ve Karikatürcüler Derneği’nin birlikte düzenlediği 15. Nehar Tüblek Karikatür Yarışması’nın son katılım tarihi 5 Şubat 2010. “Komşularla sıfır sorun - Uluslararası, toplumlararası, insanlar arası ilişkilerde kalıcı barış için...” konulu yarışmada ödüller, Tüblek’in ölüm yıldönümü olan 6 Mart’ta anma töreniyle verilecek. Birinciye 3 bin, ikinciye 2.500, üçüncüye 1.800, mansiyona (3 adet) 1000, Onur ödülü olarak da 1.500 TL. verilecek.
Auschwitz’le Srebrenitza arasında Avrupa fikri

Wednesday, December 9, 2009

İstanbul’u yazanların İstanbul hatırası


Sefa KAPLANKENTLER, biraz da edebiyatçılarıyla anılır aslında. Dublin denilince akla James Joyce’un, Prag denilince Franz Kafka’nın gelmesi bunun somut bir göstergesidir. St. Petersburg Dostoyevski ile anlamlıdır elbette, Kahire Necip Mahfuz’la bir kez daha dahil olmuştur dünya gündemine. Paris, Baudelaire’in mısralarında soluklanmaktadır uzunca bir süredir. Lizbon, Jose Saramago ile yürümüştür dünya sahnesine. New York, Paul Auster’ın kentidir sanki.Peki ya İstanbul? Dünyanın en eski kentlerinden biri olan İstanbul’u hangi edebiyatçı ile birlikte anabiliriz? Ayasofya’ya methiye yazan Bizanslı Şair Paulus Silentiarius olabilir mi mesela? Yahut, İstanbul’un bir taşına koca İran ülkesini feda eden şenşakrak Osmanlı şairi Nedim? Yahya Kemal mi Nâzım mı‘Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul, Görmedim gezmediğim sevmediğim hiçbir yer’ diyen Yahya Kemal zaten İstanbul şairi olarak bilinir. Öyle ise ‘Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı’nda, Ne sen bunun farkındasın ne de polis farkında’ diyerek en içli hasret şiirlerini yazan Nâzım Hikmet’i ne yapacağız o zaman? Yahut, Orhan Pamuk’u ve onun olağanüstü tatlar taşıyan ‘İstanbul’ kitabını nereye koyacağız? Sait Faik, Ahmet Hamdi Tanpınar, Asaf Halet Çelebi, Necip Fazıl, Orhan Veli? İstanbul, unuttuklarımızla birlikte bütün bu isimlerin toplamından ibarettir elbette. Edipler toplandıİşte İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş.’nin Yusuf Çağlar’ın editörlüğünde hazırladığı ‘Bir Fotoğrafın Aynasında İstanbul’un Meşhur Edebiyatçıları’ isimli kitap bu meseleyi bir kez daha düşünmemizi sağlıyor. Kitabın kapağında yer alan fotoğraf ve bu fotoğrafın hikâyesi, biraz da mevcut Edebiyat ortamına bakarak hüzünlenmemize yol açıyor. ‘Nereden nereye’ diyerek nostaljinin ara sokaklarında gezinmenin anlamı yok elbette ama Sanayi-i Nefise’nin Edebiyat Şubesi için Alay Köşkü’nde bir araya gelen edebiyatçıların fotoğrafı, bugün herhangi bir fotoğrafta bile bir araya gelemeyen edebiyatçılara yönelik bir sitem sanki.
TİYATROHizmetçiler ölüm planı yapıyorİstanbul Şehir Tiyatroları’nın sahnelediği Hizmetçiler adlı Oyun 6 Aralık’a kadar Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde. Jean Genet’nin yazdığı oyun, Claire ile Solange adlı iki kız kardeşin, hanımlarını öldürme planlarını, o evde yokken kurdukları düşsel dünyanın içinde oynadıkları oyunlarla gerçekleştirmeye çalışmalarını anlatıyor.EDEBİYATMacar yazarlar Kütahya’daGoethe Enstitüsü’nün “Kültür Köprüleri” programı çerçevesinde Türkiye’nin 24 kentini ve 8 Avrupa ülkesini kapsayan “Avrupa Edebiyatı Türkiye’de Türk Edebiyatı Avrupa’da” adlı kültür projesi, bugün Kütahya’da. Fotoğraf ve kitaplarıyla birçok burs kazanan ödüllü yazar Attila Bartis “Sessizlik” adı ile Türkçeleştirilen romanından; 2002’de yayınlanan “A pusztitas könyve” adlı romanıyla ödül alan György Dragoman ise“Beyaz Şah” adlı 15 dile çevrilmiş romanından bölümler okuyarak gençlerle Kütahya Dumlupınar Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi Konferans Salonu’nda söyleşiler gerçekleştirecekler.SÖYLEŞİYüksel Arslan sergisinde RimbaudYüksel Arslan’ın ilk retrospektif sergisi eylülde İstanbul Bilgi Üniversitesi kampusunde yer alan Santralistanbul’da açılmıştı. Arslan’ın, dünyadaki ve Türkiye’deki koleksiyonlardan derlenen 500’ün üstünde eseri 21 Mart’a kadar yine burada görülebilecek. 1961’den beri Paris’te yaşayan sanatçının sanatını ve düşünce dünyasını, sanatçının etkilendiği kaynakların izini sürerek izleyiciye göstermeyi amaçlayan Sergi kapsamında düzenlenen “Tanıklıklar” başlıklı panelde bu çarşamba Hasan Anamur, “Rimbaud” üzerine konuşacak. Tel: 0212 311 73 46.KONSERŞükrü Tunar’dan yeni yorumlarÜlkemizin sayılı klarinet virtüözlerinden Serkan Çağrı, Türk sanat müziği sanatçısı Şükrü Tunar’ın eserlerini içeren yeni albümünün tanıtım konserini bu akşam İstanbul Ghetto’da yapıyor. Sony Müzik etiketiyle çıkan iki CD’lik albümün ilk bölümünde Şükrü Tunar’ın eserlerinin Ata Demirer, Ziynet Sali, Ercan Saatçi, Hayko Cepkin ve Sıla gibi isimlerin eşlik ettiği şarkılar yer alırken, ikinci CD ise Serkan Çağrı’nın ünlü bestekarın eserlerine yaptığı yorumlardan oluşuyor. Biletler 18-23 TL, Biletix’te. ANMANecipoğlu için çalacaklarMayıs ayında 4’üncü Rio Arp Festivali’nden dönerken Atlas Okyanusu’na düşen uçakta kaybettiğimiz arp sanatçısı Ceren Necipoğlu’nu anma konseri bu akşam saat 19.30’da İstanbul Boğaziçi Üniversitesi Albert Long Hall’de. Konserde yakın arkadaşları Şirin Pancaroğlu ve Fransız sanatçı Isabelle Perrin, onun sevdiği yapıtlardan oluşan rengarenk bir Program sunacaklar. Başvuru: 0212 359 66 48.SERGİKomşu günüSabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi (SSM), her sergi döneminde gerçekleştirdiği geleneksel Komşu Günü etkinliği kapsamında, bugün 10.00-22.00 saatleri arasında, yine Emirganlıları ağırlayacak. Komşu Günü’nde, 28 Şubat’a kadar devam edecek “Osmanlı Döneminde Venedik ve İstanbul; Nam-ı Diğer Aşk” sergisi ve Müze ücretsiz gezilebilecek. Emirganlılar, ikametgâhlarını gösteren bir belgeyle muhtarlıktan davetiye alarak, İstanbul ve Venedik aşkına tanıklık etmek için Komşu Günü’ne katılabilecek.
İstanbul’u yazanların İstanbul hatırası

Genç İletişimciler ödüllerini aldı

TÖRENDEN FOTOĞRAFLARAydın Doğan Vakfı’nın nitelikli medya çalışanı ve yöneticisi yetişmesine katkı sağlamak amacıyla iletişim fakültelerinde öğrenim gören lisans öğrencileri arasında düzenlediği 21’nci Genç İletişimciler Yarışması’nda dereceye girenler, ödüllerini Convention Center’da düzenlenen törenle aldı. Yazılı, görsel, radyo, reklam, halkla ilişkiler ve internet yayıncılığı ana dallarında düzenlenen yarışmaya 23 üniversiteden 796 öğrenci, 738 çalışmasıyla katıldı. 19 üniversitenin 132 öğrencisi 91 projeyle ödül aldı. En çok ödülü 18 projeyle Erciyes Üniversitesi aldı. BİLGİ OTORİTENİN TEMELİDİR FELSEFESİTören öncesinde genç iletişimciler, Doğan Holding Yönetim Kurulu ve Aydın Doğan Vakfı Başkanı Aydın Doğan ile sohbet ederek hatıra fotoğrafı çektirdi. Doğan ile fotoğraf çektirmek istelen öğrenciler birbirleriyle yarıştı. Bazı öğrenciler okulda çıkardıkları gazeteleri Aydın Doğan’a incelettiler. Sunuculuğunu Korhan Abay’ın üstlendiği gecede açılış konuşmasını yapan Aydın Doğan Vakfı Yürütme Kurulu Başkanı Candan Fetvacı, “ ‘Bilgi otoritenin temelindedir’ felsefesinden yola çıkan kurucumuz Aydın Doğan’ın eğitime olan güçlü inancı ve hiç eksilmeyen desteği ile Aydın Doğan Vakfı, Eğitim alanında bilgi ve referans kaynağı olan çalışmalar yapan platformlarda yer almakta ve ülkemizin dört bir yanında Okul ve yurtların yapımından, okullara dil eğitimi ve teknik donanım sağlanmasına kadar geniş bir yelpazede eğitim desteği vermektedir. Bunların arasında önemli bir paya sahip olan çalışmalardan biri de Genç İletişimciler Yarışmasıdır“ dedi. Törende ödüller, Doğan Holding Yönetim Kurulu ve Aydın Doğan Vakfı Başkanı Aydın Doğan, eşi Aydın Doğan Vakfı Başkan Vekili ve Doğan Holding Turizm Grup Başkanı Sema Işıl Doğan, TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök, Aydın Doğan Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Eskişehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen, Doğan Yayın Holding Yönetim Kurulu Üyesi İmre Barmanbek, TGC Başkanı Orhan Erinç, Hürriyet Yayın Danışmanı ve Yazarı Doğan Hızlan, Hürriyet Yazı İşleri Müdürü ve Yazarı Tufan Türenç, Kanal D Genel Yayın Yönetmeni İrfan Şahin, Vatan Gazetesi Yönetim Kurulu Kurulu Başkanı Zafer Mutlu, Basın Konseyi Başkanı ve Hürriyet Gazetesi Başyazarı Oktay Ekşi, Radikal Gazetesi Yazarı Altan Öymen, Milliyet Gazetesi Başyazarı Güneri Cıvaoğlu, Doğan Yayın Konseyi üyesi Doğan Heper, Orhan Birgit, Dinç Üner, Doğan Yayın Holding Genel Koordinatörü Nebil İlseven, Doğan Gazetecilik reklam Grup Başkanı Viki Habif, Star TV Kurumsal İletişim Direktörü Feryal Pere, Eski Bakanlardan Cavit Kavak, Doğan Yayın Holding Yönetim Kurulu Üyesi Cem Duna, Hürriyet Gazetesi Yazarı Sedat Ergin tarafından verildi. Yarışmada ayrıca ödül alan üniversitelerin dekanlarına plaketleri Aydın Doğan tarafından verildi. Yarışmada ödül alan tüm öğrenciler ve iletişim fakültelerinin dekanları toplu hatıra fotoğrafı çektirdi. Ödüllerini havaya kaldıran öğrencilerin coşkusuna Doğan Holding Yönetim Kurulu ve Aydın Doğan Vakfı Başkanı Aydın Doğan da eşlik etti.DERECEYE GİRENLERYazılı Dal;Yarışmada, en iyi Haber dalında birincilik ödülüne, Bahçeşehir Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü öğrencilerinden Çağdaş Düzgün 'Kayıp Demiryolunun İzinde' adlı çalışmasıyla, araştırma inceleme dalında birincilik ödülüne, Yeditepe Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü öğrencilerinden Dilek Altunöz 'Aynı Gök Kubbe Altında Bir Hoş Seda' adlı çalışmasıyla,Fotoğraf dalında birincilik Ödülüne, Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü öğrencilerinden Cemal Arslantaş 'Kızıl Ateş Önünde Tomurcuk Alın Teri' adlı çalışmasıyla,Magazin Haberciliği dalında birincilik ödülüne, Yeditepe Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü öğrencilerinden İsmail Şahan '10 Kuruşla Avrupa Turu' adlı çalışmasıyla,Spor haberi dalında birincilik ödülüne, Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü öğrencilerinden Aypedri Muratova, Azamat Abdraev 'Kök Börü Oyunu Uluslararası Alanda Kırgızistan’ın Markası Olabilir mi' adlı çalışmalarıyla, Gazete Mizanpajı dalında birinciliği, Erciyes Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü öğrencilerinden Volkan Yıldız, Semih Göktürk, Yunus Aslan, Gazete Kampus yer alan çalışmalarıyla,Dergi Mizanpajı dalında birinciliği, Bahçeşehir Üniversitesi İletişim Fakültesi Görsel Sanatlar ve Görsel İletişim Tasarımı Bölümü öğrencilerinden Efe Kaptanoğlu De Dergisi, alan çalışmasıyla,Görsel Dal;Televizyon Haberi dalında birincilik ödülüne, Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü öğrencilerinden Cemile Nur Korkmaz ve Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü öğrencilerinden Güven Çelik, Deniz Yıldız 'Küçük Okul Büyük Umut' adlı çalışmalarıyla,Belgesel dalında birincilik ödülüne, Kırgızistan Türkiye Manas Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü öğrencilerinden Alican Nasirov, Almaz Supatev 'Kışla' adlı çalışmalarıyla,Kısa Film dalında birincilik Ödülüne, Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü öğrencilerinden Mehmet Güven, Şükrü Sürer 'Ateş Böcekleri' adlı çalışmalarıyla,Televizyon Jeneriği dalında birincilik ödülüne, Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü öğrencilerinden Yevgenıy Abdullaev 'Gloss' adlı çalışmasıyla,2 Dakikalık Kısa Film dalında birincilik ödülüne, Başkent Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü öğrencilerinden Hakan Kepenek 'Kaydet' adlı çalışmasıyla,İşitsel-Radyo;Haber Programı dalında birincilik ödülüne, Kırgızistan Türkiye Manas Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü öğrencilerinden Gulıra Kalıkova, Kubat Kasımbekov 'Miras' adlı çalışmalarıyla,Müzik Programı dalında birincilik ödülüne, Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi öğrencilerinden Salih Kafadar 'Konsept' adlı çalışmasıyla,Şov programı dalında birincilik ödülüne, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü öğrencilerinden Mert Alat Dilekçioğlu 'Gel de Evlenme' adlı çalışmasıyla,Reklam;Reklam Filmi Senaryosu dalında birincilik ödülüne, Bahçeşehir Üniversitesi İletişim Fakültesi Reklamcılık Bölümü öğrencilerinden Buket Gözen 'Işık Hızında Doğru Haber' adlı çalışmasıyla,Basın reklamı dalında birincilik ödülüne, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon Sinema Bölümü öğrencilerinden Melik Atalay 'Durex- Geciktirici Etkili' adlı çalışmasıyla,Radyo Reklam Metni dalında birincilik ödülüne, Bahçeşehir Üniversitesi İletişim Fakültesi Reklamcılık Bölümü öğrencilerinden Fetih Dorum Akcen 'AFM' adlı çalışmasıyla,İnternet Reklamı dalında birincilik ödülüne, Bahçeşehir Üniversitesi İletişim Fakültesi Reklamcılık Bölümü öğrencilerinden Kürşat Fahri Divarcı 'Kullanıcı Hatası' adlı çalışmasıyla,Açıkhava Reklamı dalında birincilik ödülüne, İstanbul Ticaret Üniversitesi İletişim Fakültesi Medya ve İletişim Sistemleri Bölümü öğrencilerinden H. Talha Baltaoğlu, Görsel İletişim Tasarımı Bölümü Çoşan Göksel 'CNN-Türk Canlı Yayın' adlı çalışmalarıyla,Reklam Kampanyası büyük ödülü dalında birincilik ödülüne, Bahçeşehir Üniversitesi İletişim Fakültesi Reklamcılık Bölümü öğrencilerinden Nihan Uslucan, Özge Duru, Elif Kır 'Ehl-i Keyif' adlı çalışmalarıyla,Halkla İlişkiler;Kurumsal İletişim Projesi dalında, birincilik ödülüne Maltepe Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü öğrencilerinden Çiğdem Arslan 'Krizde İnadına Birlikteyiz' adlı çalışmasıyla,Ürün Hizmet Tanıtım Projesiö dalında birincilik ödülüne, Bahçeşehir Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler Bölümü öğrencilerinden Gülce Bir, Başak Gezgin ve Reklam Bölümü öğrencilerinden Emre Samioğlu, Osman Nadir Aydın 'Kadının En Tatlı Sırrı' adlı çalışmalarıyla,İnternet Yayıncılığı;İnternet Yayını dalında birincilik ödülüne, Erciyes Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Gazetecilik Bölümü öğrencilerinden Mustafa Temel, Burak Somuncu www.haberciyes.com adlı çalışmasıyla,Kişisel Site dalında birincilik ödülüne, Yeditepe Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü öğrencilerinden Kenan Kaya www.yeditepenews.com adlı çalışmasıyla değer görüldü.ÖDÜLLERBirincilik ödülleri: Aydın Doğan Vakfı Ödül Heykelciği, 600 TL’lik para ödülü, Reklam Kampanyası Büyük Ödülü 750 TL'lik para ödülü, Petrol Ofisi kalem, İkincilik ödülleri: Aydın Doğan Vakfı Ödül Heykelciği, Ray Sigorta'dan Ferdi Kaza Sigortası, 2 adet kitap (Cumhuriyet ve Sinekli Bakkal), Üçüncülük ödülleri: Aydın Doğan Vakfı Ödül Heykelciği, 2 adet kitap (Cumhuriyet ve Sinekli Bakkal),Ayrıca ödül kazanan öğrencilere Temmuz-Eylül ayları arasında Doğan Medya Grubu'na bağlı gazete, dergi, televizyon ve radyolarda bir ay ile üç ay arasındaki mesleki bilgi ve görgü arttırma amaçlı hazırlanan programlardan yararlanma fırsatı verildi.
Genç İletişimciler ödüllerini aldı

Tuesday, December 8, 2009

Saramago’dan ‘yayıncısı’ Berlusconi’ye eleştiri


Yani İtalyan Başbakanı. Saramago, ‘yayıncısı’ hakkında pek de iyimser şeyler düşünmüyor.
YAZARLAR ile iktidarlar arasında hep sorunlu bir ilişki vardır hiç kuşkusuz. Yazar, dünyayı algılama biçimi itibariyle muhaliftir zaten. Burada ilk planda söz konusu olan, yazar ile kendi ülkesindeki iktidar arasındaki ilişkidir elbette. Ama yazarlık kumaşı sağlam olanlar, yeryüzündeki diğer iktidarlara ve o iktidarların kullanılma biçimine de eleştirel davranmakta pek müşkülpesent davranmazlar. 1998’de Nobel Ödülü alan José Saramago da kumaşı sağlam yazarlardan biri. Öyle olduğu için skandallarla dünya gündemine oturan İtalyan Başbakanı Berlusconi hakkında söyledikleri hemen dikkat çekiyor. Üstelik Saramago, kitaplarının İtalyancası Berlusconi’nin sahibi olduğu bir yayınevi tarafından yayımlandığı için, (Einaudi Yayınevi) bir miktar kendisini de dahil ediyor Berlusco’nin günahlarına: “Okyanusta minik bir damla kuşkusuz, ama rüşvetçiliğin tek kötü alışkanlığı olmadığını varsayarsak, purolarının parasını ödemeye yetmiştir en azından (s.23)” Saramago, Turkuvaz Yayınları tarafından yayımlanan ‘Not Defterimden’ isimli kitabında daha başka şeyler de söylüyor Berlusconi hakkında:“Berlusconi’nin yaşamı ve mucizeleri hakkında genel olarak bilinenlerin dışında pek az şey biliyorum. İtalyan halkı kuşkusuz benden çok daha iyi biliyor olmalı ki, bir, iki, üç kez onu başbakanlık koltuğuna oturttu. Eh, hep duyduğumuz gibi, halklar egemendir ve onlar yalnızca egemen değil aynı zamanda bilge ve temkinlidirler; özellikle sürekli demokrasi egzersizleri vatandaşlara politikanın işleyişi üzerine ve gücü ele geçirmenin çeşitli yolları hakkında bazı yararlı bilgiler sağlayalı beri. Bu demektir ki halk oy vermeye çağrıldığında ne istediğini çok iyi biliyor. Somut olarak, diğerlerine değil de (onların da sırası gelecek), sözünü ettiğimiz İtalyan halkına bakarsak, Berlusconi’ye yönelik üç kez ortaya konmuş olan duygusal eğiliminin herhangi bir ahlaki değerlendirmeye ilgisiz olduğu kanıtlandı. Gerçekten de, mafyanın ve Camorra’nın (bir organize suç örgütü) memleketinde başbakanın bir suçlu olduğunun kanıtlanmasının ne önemi olabilir? Adaletin asla iyi bir üne sahip olmadığı bir memlekette başbakanın yasaları kendi çıkarına olacak şekilde, aşırılıklarına ve yetki istismarına karşı kendini herhangi bir cezalandırma girişiminden koruyacak tarzda onaylatmayı başarmasının ne önemi var ki?”(José Saramago, Not Defterimden, Çeviren: Nesrin Akyüz, Turkuvaz Yayınları)
Mafyayı yazanları, filmini yapanları boğmak istiyorum
Reha ERUS / Roma İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi, İtalya’nın dünya genelindeki imajını zedelediği gerekçesiyle mafyayla ilgili Film çekenleri ve kitap yazanları boğmak istediğini söyledi. Berlusconi, Sardunya adasındaki bir parti toplantısında yaptığı konuşmada, “İtalya’nın dünyadaki imajını zedeleyen dokuz sezonluk La Piovra (Ahtapot) dizisini çekenleri ve mafyayla ilgili kitapları yazanları bulsam, yemin ederim boğarım” dedi. Berlusconi, çok sayıda genç parti yandaşının katıldığı toplantıda, mafyanın 1992-1993’te işlediği cinayetlerle ilgisi olduğu yönünde basında çıkan iddiaları da yalanladı. Silvio Berlusconi, bu iddiaların temelsiz ve küçük düşürücü olduğunu söyledi.Rakip gazeteye davaMEDİASET medya grubunun başkanı olan Marina Berlusconi, babasının holdinginin, mafya parasıyla kurulduğunu iddia eden rakip La Repubblica Gazetesi’ne karşı 1 milyar Euro’luk tazminat davası açtı.Merkez sol eğilimli La Repubblica Gazetesi, Berlusconi’nin Fininvest yatırım holdingi ile medya grubu Mediaset’in Cosa Nostra’ya bağlı mafya babalarınca finanse edildiğini öne sürmüştü.
Paris’te Yaşar Kemal fotoğrafları sergisi
FRANSA’da devam eden “Türkiye Mevsimi” kapsamında, gazeteci, televizyoncu, fotoğrafçı Güneş Karabuda’nın açtığı “Yaşar Kemal’in 50 yılı” isimli fotoğraf sergisinde, kendi alanlarında uluslararası üne kavuşan dönemin önemli isimleri bir araya geldi. Paris’teki Elele göçmen ve kültür merkezinde açılan sergiye gelen yazar Yaşar Kemal, Güneş Karabuda, Sipa Press’in kurucusu ve eski sahibi Gökşin Sipahioglu sergide uzun uzun konuşup eski günleri andılar.
Prof. Gökmen: Kürtçe Opera neden olmasın
Esra KAYA / ANKARADEVLET Opera ve Balesi Genel Müdürü Prof. Dr. Rengim Gökmen, Kürtçe bir opera sahnelenmesi konusunda tekliflere açık olduklarını belirterek, “Opera alanında Kürtçe bir esere rastlamadık. Ama bu konuda teklif gelirse hayır demeyiz” diye konuştu. Hükümetin ‘Demokratik Açılım’ çalışmalarının etkisiyle, Van Devlet Tiyatrosu’nda ‘Reşe Şeve’ (Karabasan) adlı oyunun ilk kez Kürtçe sahnelenmesinin ardından, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Gökmen de Kürtçe operaya sıcak baktıklarını açıkladı.
Guadalajara Kitap Fuarı Pamuk’la açıldı
MEKSİKA’da düzenlenen uluslararası 17’nci Guadalajara kitap fuarı dün Nobel ödüllü yazarımız bu yıl Orhan Pamuk’la açılış yaptı. Pamuk, İspanyolca konuşan ülkeler edebiyatının en büyük kitap şöleninin açılışında “son romanı “Masumiyet Müzesi”ni tanıttı. Pamuk’un yanı sıra Nobel ödülü sahibi Kolombiyalı yazar Gabriel Garcia Marquez ve meşhur Meksikalı yazar Carlos Fuentes de açılışta hazır bulundu. Fuar 6 Aralık’a kadar açık kalacak.
GÜNÜN AJANDASI
Deli Dumrul
İSTANBUL Belediyesi Şehir Tiyatroları’nın yeni oyunu Mecbur Adam’ın galası bu akşam 20.30’da Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde yapılacak. Ragıp Yavuz’un yazıp Erol Keskin’in yönettiği oyunda Dede Korkut’un Deli Dumrul hikâyesi farklı bir bakışla işleniyor. Deli Dumrul kuru bir çayın üstüne köprü yaptırmıştır. Geçenden 30, geçmeyenden döve döve 40 akçe alır, derken konaklayan bir yiğit ölür. Buna içerleyen Deli Dumrul Azrail’e meydan okur. Telefon: 0216 492 90 84.
Ateşin oyunu
? SADBERK Hanım Müzesi ve Ömer M. Koç Koleksiyonlarındaki 330 adet eseri bir araya getiren ‘Ateşin Oyunu’ sergisi İznik çini ve seramik sanatının gelişimi hakkında izleyenlere detaylı bilgi vermek amacını taşıyor. Rengârenk, çeşit çeşit eserler 15. yy- 17. yy İznik çini ve seramiklerinin görsel hikayesini anlatıyor. Büyükdere Piyasa Cad. No: 27- 29 Sariyer. Tel:0212 242 38 13
Aseton Hayal’de
? 2005 yılından beri birçok Festival ve mekanda Canlı performans sergileyerek alternatif müzikseverlerin beğenisini kazanan Aseton, konser maratonuna hız kesmeden devam ediyor. Müzikotek’in yapımcılığında yeni Albüm çalışmalarına başlayan grup, bu akşam akşamı Beyoğlu Hayal Kahvesi’nde dinleyicilerle buluşacak. Giriş’in 20 TL, konser 22.30’da. Tel: 0212 244 25 58
Habermas diyor ki
? ALMAN filozof Jürgen Habermas’ın 2000’li yıllarda kaleme aldığı makalelerden oluşan Doğalcılık ve Din Arasında Felsefi Denemeler’in Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlandı. Kitabın merkezinde, zamanımızın entelektüel durumunu belirleyen iki eğilim arasındaki gerilim var: Habermas bu denemelerde bir yandan doğalcı kültürel Evrim anlayışının önemine değinirken bir yandan da toplumsal ve kültürel rasyonelleşmenin sekülerleştirici etkilerini yorumluyor.
Saramago’dan ‘yayıncısı’ Berlusconi’ye eleştiri

Onun adını daha fazla duymaya hazır olun

Amerikan dergisi Newsweek, son sayısında Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu hakkında bir makale yayımladı. Newsweek, yazısında, "Ahmet Davutoğlu'nun adını çok daha fazla duymaya hazır olun. Türkiye'nin Dışişleri Bakanı olan eski üniversite profesörü, Türkiye ile Ermenistan arasında önceden hayal edilemeyen yakınlaşma ve Suriye ile yeni sıcak ilişkiler de dahil olmak üzere, Ankara'nın yeni diplomatik açılımının arkasındaki kişi" ifadesini kullandı. Bazı Batılı uzmanların gelişmelerden kaygı duyarak, "Türkiye'nin yüzünü Doğuya çevirdiği" yorumunda bulunduğuna işaret edilen yazıda, "Davutoğlu, bu yorumların, Türkiye'nin genişleyen rolünü çekemeyenlerden kaynaklandığını söylüyor" denildi.



DEPREMDEKİ CESARETİ

Yazıda, Davutoğlu'nun 2002'de AK Parti'nin dış Politika baş danışmanı olarak görev yapmaya başladığına ve Türk siyasetine yabancı olmadığına dikkati çekilerek, "ancak kendi ülkesinde bile onun hakkında yeterince şey bilinmediği" yorumunda bulunuldu. Davutoğ'na ilişkin bazı gözlem ve renkli ayrıntılara da yer verilen yazıda "Davutoğlu, İzmit depremi sırasında, 'Stratejik Derinlik: Türkiye'nin Uluslararası Konumu' kitabının taslağını kurtarabilmek için hayatını riske attı. 17 Ağustos 1999'da sarsıntılar başladığı sırada, İstanbul'daki evinden zararsız kaçmayı başardı. Ancak daha sonra artçı şok uyarısını görmezlikten gelerek, yılların ürünü çalışmasını içeren Bilgisayar diskini kurtarabilmek için hızla geri evine koştu. 30. baskısını yapan kitap, onun ulusal ve uluslararası çapta tanınmasını sağladı" denildi.

Onun adını daha fazla duymaya hazır olun

Klasörlerin arkasına gizlenen suç işliyor

ÇORLU İş Mahkemesi’nin verdiği bir kararı bozan Yargıtay 9’uncu Hukuk Dairesi nerdeyse ‘mobbing’ (psikolojik taciz) tanımını yeniden şekillendirdi. Yargıtay 9’uncu Hukuk Dairesi, aynı işyerinde şef statüsünde olan bir kişinin, masasının üzerine kitap doldurarak diğer çalışanların kendisini görmesini engellemesinin, diğer çalışanlar üzerinde psikolojik baskı yarattığı görüşüne vardı. Daire kararında, “Davacının, masasının üzerini kitapla dolduran şef tarafından hakarete uğradığı, psikolojik tacize uğradığı tespit edilmiştir. Bu nedenle davacının haklı fesih nedeni vardır” dedi.
Klasörlerin arkasına gizlenen suç işliyor