Showing posts with label Karadeniz. Show all posts
Showing posts with label Karadeniz. Show all posts

Tuesday, December 29, 2009

5 metrede "İstanbul"


İstanbul ve donanmayı anlatan yağlı boya, sulu boya tablo, gravür, kitap ve objelerin yer aldığı “İki Sevdalı-İstanbul ve Donanma” sergisi, Deniz Müzesi'nde açıldı. İngiliz Ressam Henry Aston Barker tarafından 1800 yılında yapılan 5 metre 31 santimetre boyundaki “İstanbul Panoraması” ilk kez bu sergide izlenime sunuluyor. Deniz Müzesi Komutanı Deniz Kurmay Kıdemli Albay Ali Rıza İşipek, müzede düzenlediği basın toplantısında, serginin teması olan “iki sevdalı”nın, İstanbul ve donanmayı işaret ettiğini belirterek, “Her yıl Mayıs ayında donanma büyük şenliklerle İstanbul'dan ayrılır, Kasım ayına kadar Ege, Akdeniz ve Karadeniz'de dolaşır, Osmanlı'nın vergilerini toplar, savaşlara katılır, yeni yerler fethedilirdi” dedi. Donanmanın Yalı Köşkü önünden Padişahı selamlamasıyla başlayan bu seferlere sayıları yüz bine varan denizcinin iştirak ettiğini belirten İşipek, şunları anlattı: “Donanma her şeyden önce eş demekti, baba demekti, sevilen insanlara kavuşmak demekti. Donanma dönüşü ayrıca hazinenin dolması demekti. Padişahlar da doğal olarak dört gözle donanmanın dönüşünü beklerdi. Bu nedenle de padişahların tahta çıkış törenlerinden sonra icra edilen en büyük şenlikler donanmanın seferden dönüş törenleri olurdu.”

153 PARÇA ESER İşipek, sergide 30 yağlı boya, 18 sulu boya, 15 gravür, 37 parça obje, 53 kitap olmak üzere 153 parça eserin yer aldığını söyledi. Sergide İsmail Hakkı'dan İbrahim Çallı'ya, Hikmet Onat'tan Feyhaman Duran'a kadar yerli ve yabancı birçok ressama ait tablonun temasının İstanbul ve donanma olduğunu anlatan İşipek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Serginin baş yapıtlarından biri, İngiliz ressam Henry Aston Barker tarafından 1800 yılında yapılan ve boyu 5 metre 31 santimetre olan 'İstanbul Panoraması' adlı sulu boyadır. Bu sergiyle birlikte ilk kez sanatseverlerle buluşacak olan Barker'in tablosu, İngiliz sanat uzmanlarınca Dünyanın en iyi panoraması olarak nitelendirilmektedir. Barker, Galata Kulesi'nden yapmış olduğu bu tabloya ilave olarak, Kızkulesi'nden de İstanbul'un ikinci bir panoramik görüntüsünü resmetmiştir. İstanbul'un bu iki panoraması 1801-1803 yılları arasında Londra'da sergilenmiştir. Galata Panoraması 900 metre karelik bir duvar üzerinde, Kızkulesi ise 250 metre karelik bir duvar üzerinde resmedilmiştir.” Sergideki bir diğer temanın da Tersane-i Amire ve Deniz Harp Okulu olduğunu belirten İşipek, “Donanmanın başında bulunan Kaptan-ı Deryalarımız ve bahriyenin diğer ileri gelenlerinin İstanbul'a yaptıkları eserler bugün İstanbul'un birçok bölgesinde görülebilir” dedi. YENİ DENİZ MÜZESİ İNŞAATI İşipek, yeni Deniz Müzesi inşaatının devam ettiğini hatırlatarak, 2010 yılının ikinci yarısında açılmasının planlandığını belirtti. “Böylece hem depolarımızdaki binlerce eseri tarih ve sanatseverlere sunabilme, hem de eşi olmayan saltanat kayıkları koleksiyonumuzu son derece Modern ve geniş bir mekanda sergileyebilme şansına sahip olacağız. Yeni müzemizde 15 bin metre karelik bir Sergi alanı olacak. Dünyada 40 civarında saltanat kayığı var. Bunların 15'i bizde.
Dünyanın en eski tarihi gemisinin 16. yüzyılda yapılmış bir gemi olduğunu ve bu geminin de yeni müzede sergileneceğini anlatan İşipek, müzeye ait depoda 20 bin eserin yer aldığını, yeni müzede bunların dönem dönem sergileneceğini kaydetti. İşipek, daha sonra basın mensuplarına sergiyi gezdirdi.









5 metrede "İstanbul"

TEMA dan köy okullarına 5 bin kitap

TRABZON - TEMA Vakfı Temsilcisi ve Karadeniz Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Coşkun Erüz, vakfın 7'den 77'ye her yaştan bin 500 gönüllüsü ile doğa ve toprak koruma bilincinin, ancak Eğitim ve bilgiyle olacağının bilinciyle faaliyetlerini sürdürdüğünü belirten Erüz, ''Temsilciliğimiz ve gönüllüler, sosyal birey ve kuruluş olmanın verdiği sorumlulukla, eğitimin yanında sosyal dayanışma konusunda da imkanlar oranında, ihtiyaçlı olan birey ve okullara destek vermeye çalışıyor. Bu kapsamda 3 yıldır 'Her Okula Bir Kütüphane, 10 Bin Kitap' projesini sürdürüyoruz'' dedi.
Proje süresince 5 bin civarında Hikaye, Roman, araştırma, referans ve okuma kitabı ve yardımcı ders kitabı toplandığını ifade eden Erüz, ''Bu kitaplar ihtiyacı olan il ve ilçelerin köyleri ve kentin yan mahallelerindeki 30 okula aktarıldı. Öğrencilerin kitap okuma ve bilgiyi araştırarak öğrenme alışkanlığını teşvik amacı ile okulların kitaplık ve kütüphanelerine destek verilmektedir'' diye konuştu.
Eğitim, kültür ve Bilimsel gelişmeye destek amaçlı kampanya ile ülkenin geleceği olan çocuklara destek vermekten onur ve gurur duyduklarını vurgulayan Erüz, şöyle devam etti:
''Kampanyamız en az 10 bin kitap, kırsal ve merkez dışı okullara ulaştırılıncaya kadar devam edecektir. Proje eğitime destek amacı yanında halkın sosyal dayanışmasının sürekli kılınması amacını da yerine getirmektedir. Projeye destek vermek isteyen halkımızdan, evlerinde saklanan ya da ihtiyaç fazlası olan özellikle hikaye, roman, yardımcı ders kitabı, test kitapları gibi ilköğretim ve liselerde kullanılabilecek kitaplarını bizlere ulaştırmalarını rica ediyoruz. Toplanan kitaplar ihtiyacı olan Okul ve öğrencilere ulaştırılacaktır.''
‘BİZİM İÇİN ESKİ OLAN BAŞKALARI İÇİN YENİ OLABİLİR...’ Kampanyanın, Doğal ve Tarihi Değerleri Koruma Derneğinin işbirliği ve katkılarıyla yürütüldüğünü belirten Erüz, ''Unutmayınız bizim için eski olan başkaları için yeni, bizde fazla olan başkalarının hiç sahip olamadığı eşya anlamına gelebilir. Siz, küçük şeylerle mutlu olabilen bir köy çocuğunun, sizin küçük yardımınız karşısındaki mutluluk ve minnet duygusunu gözlerinden okumanın gurur ve mutluluğunu hiç yaşadınız mı?'' dedi.
TEMA’dan köy okullarına 5 bin kitap

Thursday, December 24, 2009

Mutfağa girince eşim yere gazete seriyor

Ünlü belgeselci Coşkun Aral, 10 gün önce piyasaya çıkan 'Annemin Yemekleri' isimli kitabında; Karadeniz'den Ege'ye, Güneydoğu'dan Orta Anadolu'ya kadar yedi bölgenin lezzetlerini gözler önüne seriyor. Aral, annesi Nilüfer Aral'ın da tariflerinin yer aldığı, Hotpoint-Ariston'un desteği ile hazırlanan kitabını anlattı...



Bir yemek kitabı hazırlamak nereden aklınıza geldi?

Boğazıma düşkünüm. Çocukluğum zaten muhteşem yemeklerin pişirildiği bir evde geçti. Anne tarafım Arap ve Karadenizli, baba tarafım Türk, Arap, Kürt... Bu farklı kökenlerden gelen yemeklerin kokusuyla büyüdüm ben... Tat olayı zaten çocuk yaşta insanın beynine işliyor. Lezzet avcılığı da insanın evriminin önemli sonuçlarından biri... Tüm bu nedenlerle aklımda zaten uzun zamandır yemekle ilgili bir kitap yapmak vardı.



KİTAP ANNEME ARMAĞANIM

Kitabın ismi neden 'Annemin Yemekleri'?

Annemden Yemek Tarifleri aldım. Kalp ameliyatı geçirdiği dönemde, "Anne yılbaşına kadar elinde kitabın olacak" dedim. Kadıncağız da mutlu oldu.



Ne kadar sürede hazırladınız kitabı?

Bir hafta 10 gün gibi kısa bir süre içinde hazırlandı. Kitap çıkarma fikri ortaya atılır atılmaz, annem ve kız kardeşimden tarifleri aldık. Sonra eşim tarifleri topladı ve kitap kısa süre içinde basıma hazır hale geldi. Tabii tarifler içinden elemeler yaptık. Kolay malzemeyle, kolay bir şekilde pişirilebilecek olan yemekleri tercih ettik. İnsanlara ters gelebilecek yemek tariflerini koymadık. Kitabın boyutu, basılacağı kağıt özenle seçildi. Yani bir yandan yemek karıştırıp, bir yandan sayfaları rahatlıkla çevrilebilecek bir yemek kitabı hazırlamış olduk.



Siz yemek seçer misiniz?

5-6 yaşına kadar yemek seçermişim. Pırasa yemezmişim mesela... Kızım da şimdi benim gibi... Su böreğinin hamurunu yermişim sadece, makarna çok severmişim... Ama hazırladığım programlarda her şeyi yermişim gibi bir imajım oluştu. Oysa hiç öyle değilim, ben bir lezzet avcısıyım.



Mecburiyetten neler yediniz?

Mecburiyetten fare, köpek ve solucan yemiştim. Karga ve yılan da yedim. Ama bu kadar olmasa da bizim mutfağımızda da herkesin yiyemeyeceği şeyler var. Türkler'in, 'Sütlü ciğer' diye bir yemeği var. Akciğerin içine süt koyup, suda haşlıyorlar. Sonra da peynir gibi kesiyorlar... Kelle, mumbar dolması, kokoreç herkesin yiyeceği şeyler değil...



Evde kim yapıyor yemekleri?

Eşim de ben de yapıyoruz. Eşim çok iyi Suşi yapıyor mesela... Ben de evde olduğum zamanlar, etrafı kirletmemek koşuluyla bazı yemekleri yapmaya çalışıyorum. Ama ben yemek yaparken yere gazeteler koyuluyor... Erkeğin mutfağa girdiğinde olan bir hal vardır ya, o bende de var... Bir şeyler illaki dağılır, kırılır, kirlenir. Sakarlığım var ama lezzet avcılığım da var...



Kitabınızdaki yemeklerin hepsini yapabiliyor musunuz?

Yaparım. Hamur da açarım. Ama sürekli hamur açan bir ev kadını kadar kısa sürede, o kadar rahat ve ince hamur açamam. Bazı şeyleri ayırt etmek lazım; ben aşçı değilim. Ben o hamurun içinde bulunması gereken malzemeleri, bunların hangi oranlarda bulunması gerektiğini ve hamurun nasıl olması gerektiğini bilen insanım.



DAHA İYİSİNİ YAPABİLİRİZ

Yemek konusuna özel bir ilginiz var... Programlarınızdan zaten bunu görüyorduk, bu kitapla bunu daha da perçinlemiş oldunuz...

Türkiye, birçok kültürün yer aldığı bir coğrafya. İnanılmaz bir yemek çeşitliliği, yemek kültürü var. Böyle bir coğrafyada tek çeşit yemek yememiz, özel yemeklerin ortadan kalkması düşünülemez. Yemek çeşitliliğinin ortadan kalkmasının engellenmesi lazım. Bunun için çalışmak gerekiyor. Bölgesel yemek yapan daha çok yer açılmalı. Kebabı tanıdık. Ama Türk yemekleri sadece kebapla sınırlı olmamalı. Paris'e yüz binlerce insan sadece yemek yemek, Şarap tatmak, peynir yemek için gidiyor. Biz, bu topraklarda bundan da iyisini yapabiliriz.



Yemek programı yapmanız için teklifler almaya başladınız mı?

Daha bu sabah yeni bir teklif aldım. Hem de daha önce benim Program yapmak istediğim bir kanaldan. Benim bu işten anlamayacağımı düşünerek, program yapmamı istememişlerdi. Ama şimdi istiyorlar.



İLK KEZ 21 YAŞINDA MUTFAĞA GİRDİM

İlk kez ne zaman mutfağa girdiniz ?

21 yaşında Paris'e gittim. İlk kez o zaman girdim tek başıma mutfağa.



Dışarı çıktığınızda nerelerde yemek yiyorsunuz? Zorlanıyor musunuz iyi Restoran bulmakta?

'Çiya' bence Anadolu'nun Kayıp lezzetlerini keşfetmek için çok doğru bir adres. 'Cercis' var, Mardin mutfağı üzerine... Yabancı mutfaklar konusunda Türkiye çok kötü! Suşiyi, Tayland mutfağını, Çin yemeklerini, hatta İtalyan yemeklerini bile yiyecek bir yer bulamıyoruz. İyi olanlar küçük, kenarda kalmış, öyle çok isimleri orada burada yazılan yerler değil. Çin yemeğinin, olması gerektiği lezzette olabilmesi için, malzemelerin Çin'den getirilmesi lazım, bu da çok pahalı. Ayrıca Türk damak tadının yadırgayacağı şeyleri çıkarıyorlar. Sonuçta, Çin yemeğini gerçekten seven, tadını bilen birinin asla yemek istemeyeceği bir şey çıkıyor ortaya. 'Rejans' ise, gerçek Rus yemeği yemek isteyenlerin rahatça gidebileceği bir yer.



KIZIM KOLA İÇMEDEN BÜYÜDÜ

Yemek yaparken hep taze ürünler mi kullanıyorsunuz, nerelerden Alışveriş yapıyorsunuz?

Organik, taze ürünler kullanıyoruz. Eşimin babasının yetiştirdiği domatesi, biberi, patlıcanı 'deep freeze'e koyuyoruz, kışın da onları yiyoruz. Konserve bir ürün alırsam, bize bir kalite güvencesi verenini tercih ediyorum.



Kızınız hamburger yemiyor mu? Kola içmiyor mu?

Yok. Zararlı şeyler yememesini sağladık bugüne kadar. Anlatıyoruz da ona. Umarım bu şekilde devam eder.





ÜNLÜLER HANGİ TAKIMI TUTUYOR?



HANGİ ünlü NEREDE OTURUYOR?







ANA SAYFAYA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ...



Mutfağa girince eşim yere gazete seriyor