Showing posts with label ücretsiz. Show all posts
Showing posts with label ücretsiz. Show all posts

Saturday, December 19, 2009

ÇOCUKLARA NASIL FELSEFE YAPILIR?

17-27 Aralık tarihleri arasında Tudem Yayınları’nın davetlisi olarak İstanbul’daki çeşitli ilköğretim okullarında, bir Dizi atölye çalışması gerçekleştirecek dünyaca ünlü Fransız Filozof Oscar Brenifier, 19 Aralık Cumartesi günü saat 12.00’de İstanbul Fransız Kültür Merkezi’nde yetişkinlere yönelik ücretsiz bir “Düşünme Atölyesi”düzenleyecek. Yıllarını çocuklarla felsefe yapmaya adayan Brenifier, nefes alıp veren herkesin mutlaka sormuş olduğu, zaman-mekân tanımaz‟ soruları bu kez özellikle çocuk-ebeveyn ilişkileri üzerinden gündeme getirecek.



Kaleme aldığı Filozof Çocuk kitap serisinde, çocuklara sürekli soru sorarak, onların eleştirel ve yaratıcı düşünme yönlerini açığa çıkarmalarını, kendilerini, hayatı ve çevrelerini gözlemleyerek yeni ufuklar/açılımlar keşfetmelerine altyapı sağlamayı amaçlayan Brenifier, kendisi, hayat ve dünya hakkında sorular soran tüm çocuklara 'sorgulayıcı düşünce'nin kapılarını aralıyor. Seri, çocuklarıyla, onların seviyesinde diyalog kurmak isteyen büyükler için vazgeçilmez bir rehber, hayat üzerinetekrar tekrar düşünüp 'felsefe yapmak' isteyen yetişkinler içinse bir el kitabı niteliği taşıyor.



Beyoğlu İstiklal Caddesi’nde yer alan İstanbul Fransız Kültür Merkezindeki çok amaçlı etkinlik salonunda, forum şeklinde düzenlenecek çalışma başta ilköğretim öğretmenleri, rehberlik ve psikolojik danışma öğretmenleri, felsefe öğretmenleri, üniversitelerin psikoloji-felsefe bölümü öğrencileri, psikologlar ve bilinçli ebeveynler olmak üzere konuyla ilgili herkese açıktır.

19 Aralık Cumartesi

Saat 12.00-15.00

İstanbul Fransız Kültür Merkezi






ÇOCUKLARA NASIL FELSEFE YAPILIR?

Başbakan ın 2005 te Diyarbakır daki konuşması

Şeb-i Aruz törenine katılmak üzere Konya'da bulunan Başbakan Erdoğan, TOKİ'nin toplu açılışında halka seslendi.Erdoğan konuşmasında, 2005 yılında Diyarbakır'da yaptığı konuşmasına dikkatleri çekti.



Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Kürt sorunu''nun bu milletin bir parçasının değil, hepsinin sorunu olduğunu bildirerek, ''Bu ülkeyi kuranların bize miras bıraktığı temel prensipler ve cumhuriyet ilkesi, Anayasal düzen dahilinde her sorunu daha çok demokrasi, daha çok vatandaşlık hukuku, daha çok refahla çözeceğiz. Bu anlayışla çözüyoruz ve çözeceğiz de...'' dedi.



Başbakan Erdoğan, Diyarbakır'da Toplu Konut Anahtar Teslim töreninde yaptığı konuşmaya, ülkenin dört bir yanında eğitim, sağlık, adalet, güvenlik, ulaşım, toplu konut, tarım, hayvancılık alanında atılan adımlarla birlikte her geçen gün refah seviyesi yükselen bir Türkiye'yi yakalamak üzere olunduğunu bildirerek başladı.



Erdoğan, zaman zaman alkış ve sloganlarla kesilen konuşmasında, göreve geldiklerinde kişi başına milli gelirin 2 bin 72 dolar olduğunu, şu anda 4 bin 500 dolar düzeyine yaklaşıldığını ifade etti. ''Hafıza-ı beşer nisyan ile maluldür'' saptamasını hatırlatan Erdoğan, ''Maalesef zamanla unutuyoruz, neler oluyor, farkında olmuyoruz. Bunu aşabilmek için bunu sizlerle paylaşmak istiyorum. Diyarbakırımız'da sizlerle paylaşmak istiyorum'' diye konuştu.



Ak Parti İktidarı'nın, herşeyden önce ayrımcılığı gerek bölgesel gerek etnik unsur olarak ortadan kaldıran bir iktidar olduğunun altını çizmek istediğini kaydeden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:



''Bunu Diyarbakır'da bundan önce yaptığımız gerek 3 Kasım seçimlerinde gerek daha sonra açıklamıştım. Şimdi yine vurguluyorum, Türkiye ne kadar Ankara ise İstanbul ise ne kadar Konya, Samsun, Erzurum ise o kadar da Diyarbakır'dır. Bunu böyle biliniz. Bu ülkenin her yerinin kokusu, rengi, sesi, musikisi, farklı bir lezzete sahiptir, bunu böyle bilmenizi istiyorum.



Her ülkede geçmişte hatalar yapılmıştır. Her ülke geçmişinde zor günler yaşamıştır. Türkiye gibi büyük bir devlet ve güçlü ülkede pekçik zorluğun harmanından geçerek bugünlere geldik. O nedenle geçmişte yapılan hataları yok saymak büyük devletlere asla yakışmaz. Büyük devlet, güçlü millet kendisi ile yüzleşerek, hatalarını ve günahlarını masaya yatırarak geleceğe yürüme güvenine sahip millet ve devlettir. İktidarımız bu bilinçle ülkede hizmete soyunmuştur. Ben milletimin ve devletimin öz güvenine, tarih bilincine ve coğrafya şuuruna inanan bir kadronun Başbakanı olarak huzurunuzdayım.



Şuna inanıyorum geçmişle yüzleşerek geleceğe yürürken geçmişin davaları ile geleceği ipotek altına almamak mümkündür. Çünkü gelecek aydınlık yarınlarla doludur. Ben bir Şiir okudum diye cezaevinde yattığım günlerde milletime şu mesajı göndermiştim, 'Asla ve asla devletime kızgın ve küskün değilim. Bu devlet, bu bayrak, bu vatan hepimizindir' demiştim. 'Bir gün gelir bu hatalar düzelir'... Evet bu mesajı cezaevinden göndermiştim sizlere. O nedenle bayrağımızın dalgalandığı her yerde herkesin birinci sınıf vatandaş olması, ülkemizde özgürlüklerin tam hakim olması, hukuk devletinin bu coğrafyada misafir değil, mülk sahibi olması ve çocuklarımızın geleceğe umutla bakması benim ve arkadaşlarımın aşkı, sevdası ve rüyasıdır.''





''İLLA 'AD KOYALIM' DİYORSANIZ...''



Geçmişte siyasi hayatta hataların dönem dönem pekçik toplum kesimine yapılmış olabileceğini ifade eden Erdoğan, şunları söyledi:



''İlla her soruna bir ad koymak da gerekmez. Çünkü sorunlar hepimizindir. Ama illa 'Ad koyalım' diyorsanız Kürt sorunu bu milletin bir parçasının değil, hepsinin sorudur. Benim de sorunumdur. Sorunların parça parça adresi olmaz. Bütün sorunlar Türk olsun, Kürt olsun, Çerkez olsun, Abaza olsun, Laz olsun bütün Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının ortak sorunudur. Çünkü güneş herkesi ısıtır, çünkü yağmur herkes için rahmettir. Çünkü herkes aynı toprağın insanıdır, insanıyız, millet olmak işte budur.



Bu sebeple 'Kürt sorunu ne olacak?' diyenlere diyorum ki bu ülkenin başbakanı olarak o sorun herkesten önce benim sorunumdur. Bu memleketin başka bir meselesini de bana soracak olsalar onlara da şunu derim, o mesele de herkesten önce benim meselemdir. Biz büyük bir devletiz ve millet olarak bu ülkeyi kuranların bize miras bıraktığı temel prensipler ve cumhuriyet ilkesi, Anayasal düzen dahilinde her sorunu daha çok demokrasi daha çok vatandaşlık hukuku daha çok refahla çözeceğiz, bu anlayışla çözüyoruz ve çözeceğiz de...''



"DEMOKRATİK SÜRECİN GERİYE DOĞRU İŞLEMESİNE İZİN VERMEYECEĞİZ"



Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin geldiği noktadan geriye adım atılmayacağını, demokrasinin bütün vatandaşlar tarafından hissedilerek derinleşeceğinin herkes tarafından bilinmesini isteyerek, ''Demokratik sürecin geriye doğru işlemesine izin vermeyeceğiz' dedi.



Başbakan Erdoğan, Diyarbakır'da toplu konut anahtar teslim töreninde yaptığı konuşmasında, ülkenin hiçbir sorununu yok saymadıklarını ve sorunları yok saymanın millete saygısızlık anlamına geleceğini söyledi. Ülkenin her sorununu gerçek kabul ettiklerini ve bunlarla yüzleşmeye hazır olduklarını belirten Başbakan, milletin her bir ferdinin herşeyin en iyisine layık olduğunu ifade etti.







Erdoğan, milletin sorunlarını bahane ederek, terör ve şiddet ortamı oluşturmaya çalışanların karşısına da devlet ve millet olarak topyekün sarsılmaz bir iradeyle çıktıklarını vurguladı. Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:



''Devletimize, bayrağımıza ve cumhuriyetimize topyekün sahip çıkıyoruz. Terörün ve şiddetin bu ülkenin en büyük düşmanı olduğunu ve buna asla göz yumulmayacağını bir kere daha söylüyorum. Masum vatandaşlarımızı katleden, kahraman Güvenlik güçlerimizi Şehit eden, bu milletin geleceğine suikast düzenleyen teröristler, bu ülkenin masum evlatlarını da kendi emellerine alet ediyorlar.



Bu yüzden anneler, babalar sizlere sesleniyorum: Evlatlarınızı bu terör belasından kurtarmak için devletin her türlü yardıma açık olduğunu biliniz. Buradan bir kez daha sesleniyorum; bu ülkede hangi sorun varsa onun çözümü için adres biziz. Sorunların sahibi biziz.



Göreve geldiğimiz günden beri ülkenin itibarı, vatandaşlarımızın ihtiyaç ve talepleri için dinlenmeden, yorulmadan koşuyor ve tüm dünyayı ve Türkiye'yi adım adım geziyoruz. Gittiğimiz her yere, her şehrimize çok özel anlamlarla gidiyoruz, çok özel mesajlar götürüyoruz. O mesajın özü, birliktir, beraberliktir, kalkınmadır, huzurdur, refahtır. Gittiğimiz her yerde halkımızın büyüme ve kalkınma sevincini yaşıyoruz. Yılların kördüğüm haline getirdiği meseleleri çözüyoruz.



3 yıla yaklaşan iktidarımız döneminde ülkemizin birikmiş sorunlarını çözmek için irademizi açık yüreklilikle ortaya koyduk. Açık söylüyorum, ülkemizi baştan başa mamur hale getirmek, insanımızın yüzünü güldürmek istiyoruz. Bu atmosferi zedeleyen, yaralayan tüm gerekçeleri hep birlikte ortadan kaldırmalıyız ve inanıyorumki kaldıracağız. Allah'ın izniyle bunu birlikte yapacağız.



Şundan hiç endişeniz olmasın, söyleyecek sözü olan herkesi dinlemeye hazırız, hakkaniyet sahibi herkese kulak vermeye hazırız. Yeter ki gelecek umutlarımıza gölge düşüren şiddeti ve kavgayı bertaraf edelim.''



Başbakan Erdoğan, ülkenin ortak kaderini paylaşan tüm vatandaşların sağduyusuna, aklıselimine inandıklarını ve en zor şartlar altında bile bu güveni yitirmediklerini ifade ederek, ''Türkiye'nin geldiği noktadan geriye adım atılmayacağını, demokrasinin bütün vatandaşlarımız tarafından hissedilerek derinleşeceğini herkesin bilmesi gerekir. Demokratik sürecin geriye doğru işlemesine izin vermeyeceğiz'' dedi.



Ankara'da dün Türkiye'nin düşünen, yazan, çizen kesimiyle bir görüşme yaptığını ve bu toplantının büyük bir takdir topladığını ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle konuştu:



''Ama bunu hazmedemeyen siyasetçiler olduğunu da gördük. Çünkü düşünceye saygısı olmayanlar, düşünce hürriyetinden bahsedemezler. Özgürlüklere tahammül edemeyenler özgürlükten bahsedemezler. Din ve vicdan özgürlüğünü hazmedemeyenler, din ve vicdan özgürlüğünden bahsedemezler. İşte bunu hazmedemeyenler zaten adeta güneş karşısındaki kartopu gibi erimeye mahkumdurlar. Biz bunlara aldırmadan yolumuza devam edeceğiz.



Bu ülkede ayrımcılığı teşvik edenler, ayrımcılıktan yarar umanlar bir gerçeği bilecekler. Biz yola çıkarken 'Bizim 3 kırmızı çizgimiz var' dedik.



Bir, 'etnik milliyetçilik' dedik. 'Ülkemizde birçok etnik unsur var, bunlar arasında ayrım yapamayız' dedik. Bunların hepsi birer alt kimliktir. Bizi birbirimize bağlayan bir bağ vardır. Bu bağ, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı bağıdır.



İkincisi, 'bölgesel milliyetçilik'tir. Biz, insanlar arasında ayrım yapmamayı medeniyetimizin gereği olarak kabul ediyoruz. Yaratılmışların en şereflisi insana endeksli olarak partimizi kurduk, yola öyle çıktık. 'İnsanı yücelt ki devlet yücelsin' anlayışı ile yolumuza devam ediyoruz. Yunus'un deyişiyle 'Yaradılanı sev yaradandan ötürü' anlayışıyla insanlara bakıyoruz. Batı-doğu kuzey-güney, bunlar arasında ayrım yapamayız. Bugüne kadar yapıldı maalesef, ama şimdi biz, bunu gideriyoruz. Dolayısıyla bizim anlayışımızda, bizim düşüncemizde bölgesel milliyetçiliğe de yer yoktur.



Üçüncüsü, 'dinsel milliyetçiliğe' de yer yok. Hangi din ve mezhepten olursa olsun, biz, hepsine eşit mesafede olan bir anlayışın temsilcileriyiz ve bunu da bu şekilde sürdürmekte kararlıyız.''



"2 KATRİLYON DESTEKLEME ÖDEMESİ YAPTIK"



Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerine son 2 yılda çeşitli isimler altında 2 katrilyon 319 trilyon lira destekleme ödemesi yapıldığını bildirdi.



Başbakan Erdoğan, Diyarbakır'da toplu konut anahtar teslim töreninde yaptığı konuşmada, asgari ücretteki artışa değinerek, bazı ürünlerde karşılaştırma yaptı.



Göreve geldiklerinde asgari ücretle alınan ekmeğin 190 kilodan bugün 280 kiloya, 181 kilo makarnanın 318 kiloya, 151 litre sütün 259 litreye yükseldiğini kaydeden Erdoğan, ''Ekonomide sağladığımız güven ve istikrar ortamının sonucu olarak bugün üretici de esnaf da tüketici de artık önünü görebilir hale gelmiştir. Bunu ben değil, rakamlar söylüyor'' dedi.



Erdoğan, Ekim 2002 ile 2004 arasında buzdolabı fiyatlarının ortalama yüzde 29, çamaşır makinası fiyatlarının yüzde 35 düştüğünü, buzdolabı, fırın ve çamaşır makinası dahil 2002'de toplam 5 milyon 518 bin beyaz eşya satılırken 2004 sonu itibariyle satışların yüzde 98 oranında artarak 10 milyon 938 bine yükseldiğini kaydetti.



589 BİN ÇOCUĞA AYDA 17 MİLYON TL



Başbakan Erdoğan, Doğu ve Güneydoğu Anadolu ile Diyarbakır'daki icraatlarını anlatırken, hükümet olarak herşeyden önce Eğitim ve sağlığa çok önem verdiklerini belirtti.



Son 2 yılda sadece bölgede görev yapan uzman hekim sayısını 1346'dan 1810'a yükselttiklerini, SSK'nın devriyle bu rakamın 2378'e çıktığını, sözleşmeli personel uygulamasıyla 2003'ten bu yana bölgeye 6660 yeni Sağlık personeli atadıklarını ifade eden Erdoğan, bölgedeki ambulans sayısını 89'dan 280'e, 112 acil istasyon sayısını 63'ten 198'e çıkardıklarını, 21 yeni hastane, 140 yeni sağlık ocağını hizmete açtıklarını bildirdi. Erdoğan, 400 yataklı bir eğitim hastanenin temelini de bir iki ay içinde atacaklarını belirtti.



Erdoğan, basından, bu bölümde anlatacaklarını iyi kaydetmesini isteyerek sürdürdüğü konuşmasında, bugüne kadar Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonu aracılığı ile 0-6 yaş grubundan 589 bin çocuğun annelerine sağlık takiplerini yapma kaydıyla ayda 17 milyon TL ödeme yaptıklarını belirtti.



''Anneler dikkat edin bakın pozitif ayrımcılık yapıyoruz ve size veriyoruz parayı, babalara değil. Bankadan bizzat siz alıyorsunuz bu paraları. 589 bin çocuğumuzun annesi bunu alıyor'' diyen Erdoğan, alandakilerden birisinin sözleri üzerine, ''Alan anneler bilir. Kahvede vakit geçiren babalar bu işi bilmez. Annene sor, o bilir'' karşılığını verdi.



Başbakan Erdoğan, son 2 yıl içinde Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerine ayrılan sağlık bütçesi payının ortalama yüzde 56 arttığını, sadece Doğu ve Güneydoğu'da yeşil kartlı 4 milyon 200 bin insan yaşadığını söyledi.



HER ÖĞRENCİYE BURS



Eğitim alanında da son 2 yıldır kitapları ücretsiz verdiklerini, bunun yanında ilk ve ortaöğretimde toplam 186 bin öğrenci kapasiteli 4650 yeni derslik kazandırdıklarını belirten Erdoğan, kapalı bulunan 1400 okulu yeniden eğitime açtıklarını dile getirdi. Erdoğan, Diyarbakır'da da 1050 yeni dersliği hizmete açtıklarını, bunun derslik sayısının yüzde 20 oranında artması anlamına geldiğini kaydetti.



Erdoğan, ilköğretim seviyesindeki kız öğrencilerin her ay 22 milyon, erkeklerin ise 18 milyon TL burs aldığını, bu paranın da yine annelere ödendiğini, bu paranın kahve köşesinde, sigarada harcanmasını istemediklerini ifade etti.



Ortaöğretimde bu yardımların kız öğrenciler için 39 milyon, erkekler için 28 milyon TL olduğunu, bunların sürekli devam ettiğini anlatan Erdoğan, ''Türkiye'de bugüne kadar toplam 1 milyon 95 bin öğrenciye eğitim desteği sağladık. Bu sayının 385 bini aşkın kısmı Güneydoğu Anadolu bölgemize, 80 bini aşkın kısmı da Diyarbakır'a yapılmıştır'' diye konuştu.



''BEDAVACILIĞA ALIŞMAYIN''



Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bir vatandaşın ''fabrika istiyoruz'' diye uzun süre bağırması üzerine, şunları söyledi:



''Bak kardeşim, AK Parti iktidarı buralara fabrika yapmayacaktır. Teşvik Yasası diye çıkardığımız yasanın anlamı nedir? Diyarbakırlı işadamlarımız batıya yaptığı yatırımın yanında gelsinler, biraz da buraya yatırım yapsınlar istiyoruz. Bu yasayı Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin işadamları ve bunun dışındaki işadamlarımız buralarda yatırım yapsınlar diye çıkardık.



Bedava arazi veriyoruz. 5 yıl vergi almıyoruz, enerjide yüzde 50 indirim yapıyoruz. SSK primlerini düşük seviyede alıyoruz. Daha ne istiyorsunuz. Bunları yapıyoruz. Bedavacılığa alışmayın. Çalışacağız, omuz omuza vereceğiz, hep beraber kalkınacağız.''



DESTEKLEME ÖDEMELERİ



Erdoğan, tarımda ve hayvancılıkta sürekli artan süreç yaşandığını, bunun iktidarın halkına olan güveni, inancı ve dayanışma anlayışı olduğunu, bundan sonra da aynı şekilde sürdüreceklerini belirtti.



Bu kış geçen yıllardaki gibi kömürsüz ev bırakmayacaklarını, okullar açılırken ücretsiz kitap dağıtımını yine yapacaklarını ifade eden Erdoğan, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde son 2 yılda çeşitli isimler altında yapılan destekleme ödemesinin 2 katrilyon 319 trilyon TL olduğunu söyledi. Erdoğan, ''Bu para buraya girdi. Doğu Andolu'ya, Güneydoğu Anadolu'ya girdi bu para. Bunlar bugüne kadar olmuş şeyler değildir'' dedi.



Bölgede tarımsal kalkınma kooperatiflerine ve hububat alımlarında çiftçiyi korumaya özen gösterdiklerini ifade eden Erdoğan, bölgedeki Tarım ve hayvancılıktaki sıçramanın farklı şekilde izleneceğini kaydetti.



Diyarbakır organize sanayi bölgesinin en kısa sürede tamamlanarak bölgenin hizmetine sunulacağını, burada iş yeri kuranların Diyarbakır'ın işsizine iş imkanı sağlayacağını kaydeden Erdoğan, ''Sizlere bir müjde vermek istiyorum'' diyerek, Diyarbakır'ın içme suyu sorunun kalmayacağını, yıl sonuna kadar tüm köylerin içme suyu sorununu bitireceklerini belirtti. Erdoğan, bundan sonraki hedefin ise 2006 sonuna kadar köy yollarının bitirilmesi olduğunu kaydetti.



Başbakan Erdoğan, teslim edilecek konutlar için toplam 55 trilyon lira yatırım yapıldığını, tamamlanan konutların aylık taksitinin 228 YTL olarak ödeneceğini belirtti.






Başbakan'ın 2005'te Diyarbakır'daki konuşması

Wednesday, December 16, 2009

Köken sorgulamaya yoğun ilgi


Türk Tarih Kurumu eski Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu’nun Osmanlı tarih belgelerinden yararlanarak hazırladığı ve 22 yıl süren çalışmalarının ürünü olan, Aşiret, Cemaat ve Oymak sorgusunun yapılabildiği "www.anadoluasiretleri.com" adlı internet sitesi, bir aydır faal olmasına karşın, 730 bin kişi tarafından ziyaret edildi.

Prof. Dr. Halaçoğlu’nun, "Anadolu’da Aşiretler, Cemaatler, Oymaklar" adlı 6 ciltlik kitabındaki verilerin yer aldığı ve 5 TL’den başlayan ücret karşılığında detaylı bilgiye ulaşılan sitenin, bir ayda 730 binden fazla kişi tarafından ziyaret edildiği, kısa süre sonra SMS yoluyla kredi alınarak köken sorgusu yapılabileceği bildirildi.

Bir konferansa katılmak için geldiği Adana’da, AA muhabirine açıklamada bulunan Prof. Dr. Halaçoğlu, Anadolu’nun geçmişine ait çarpıtıcı bilgilerin yer aldığı batı kaynaklı kitapların yayınlanması üzerine, Bilimsel bir kaynağın hazırlanması için harekete geçtiğini söyledi.

Prof. Dr. Halaçoğlu, 1986’da başladığı çalışmasını, Türk Tarih Kurumu Başkanlığı, Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü gibi görevleri nedeniyle 22 yıl sonra tamamlayabildiğini belirterek, şöyle dedi: "Ancak her şeye rağmen bitmiş olmasından son derece memnunum. Çünkü bu kitaptan önce Anadolu hakkında yanlış bilgiler veren eserler vardı. Bunları görünce ciddi bir çalışma yapılması gerektiğini düşündüm ve harekete geçtim.

Anadolu’nun geçmişini ortaya koymamız lazımdı. Aynı aile içinde farklı soyadlar taşıyan kişiler vardı. Bu da toplum içinde gittikçe ayrışmayı getiriyor, bir aile bile kendi içinde parçalanıyordu. Bu da Türkiye için ciddi bir sonuç doğuruyor, bir kimlik bunalımına götürüyordu. Bunu mutlaka bilimsel açıdan ortaya koymamız gerekiyordu. Titiz ve uzun süren çalışma sonunda ana kaynağını, 1453 ile 1650 yılları arasına ait Osmanlı tahrir defterleri oluşturduğu 6 ciltlik kitap ortaya çıktı." Eserde 41 binden fazla Aşiret, Cemaat ve Oymak ismi bulunduğunu bildiren Prof. Dr. Halaçoğlu, "Anadolu’nun sosyal durumunun şekillenmesinde çok önemli olan ve konar göçer olarak tabir edilen bu yapılanma, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda ve Anadolu halkının kimliğinin teşkilinde, adeta bir mihenk taşı olarak değerlendirilebilir" diye konuştu.

-1 MİLYON 200 BİN KELİME
Diziniyle birlikte 6 cilt olan kitapta, dizin hariç mevcut kelime sayısının 1 milyon 200 bin civarında olduğunu ifade eden Prof. Dr. Halaçoğlu, böyle bir eserde istenilen bilgiye ulaşmanın zor olması nedeniyle de aynı verilerin yer aldığı bir internet sitesini hayata geçirdiğini söyledi.

"www.anadoluasiretleri.com" adını verdiği sitenin yaklaşık bir ay önce faaliyete geçtiğini belirten Prof. Dr. Halaçoğlu, kısa bir süre olmasına rağmen, sitenin 730 binden fazla kişi tarafından ziyaret edildiğini bildirdi.

Sitenin Türkiye’de bir ilk olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Halaçoğlu, "Kişilerin kökenini merak etmesi çok doğal, ancak site tam olarak tanınmıyor.

Tanınmasıyla bu sayının çok daha fazla olacağını tahmin ediyorum" dedi.

-SMS İLE SORGULAMA KREDİSİ
Siteye her girenin ücretsiz olarak sitedeki arama motorundan, köyü ve mezrası ile ilgili kaydın olup olmadığını görebildiğini bildiren Prof. Dr. Halaçoğlu, kayıt olması durumunda ise bu kayda kredi kartı ile 5 TL gibi cüzi bir miktarla ulaşılabildiğini söyledi.

Türkiye için çok önemli olduğunu söylediği sitenin kendisine 60 bin TL’ye mal olduğunu ifade eden Prof. Dr. Halaçoğlu, sitede ücret karşılığı yapılan aramanın 40 bin civarında olduğunu kaydetti.

Prof. Dr. Halaçoğlu, yakında kredi kartı kullanmak istemeyenler için cep telefonları aracılığıyla SMS ile sorgulama kredisi alabilme imkanı da sunacaklarını belirterek, "Anadolu’daki bütün Türk, Kürt, Arap, Moğol göçebelerini kapsayan çalışmanın, tüm eksiklerine rağmen, gerek dilcilere, gerekse sosyolog ve sosyal antropologlara zengin bir kaynak olacağından şüphem yok" dedi.
Köken sorgulamaya yoğun ilgi

Aşiret, Cemaat ve Oymak için arama motoru

ADANA - Türk Tarih Kurumu eski Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu'nun Osmanlı tarih belgelerinden yararlanarak hazırladığı ve 22 yıl süren çalışmalarının ürünü olan, Aşiret, Cemaat ve Oymak sorgusunun yapılabildiği ''www.anadoluasiretleri.com'' adlı internet sitesi, bir aydır faal olmasına karşın, 730 bin kişi tarafından ziyaret edildi.
Bir konferansa katılmak için geldiği Adana'da, Prof. Dr. Halaçoğlu, Anadolu'nun geçmişine ait çarpıtıcı bilgilerin yer aldığı batı kaynaklı kitapların yayınlanması üzerine, Bilimsel bir kaynağın hazırlanması için harekete geçtiğini söyledi.
Halaçoğlu, 1986'da başladığı çalışmasını, Türk Tarih Kurumu Başkanlığı, Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü gibi görevleri nedeniyle 22 yıl sonra tamamlayabildiğini belirterek, şöyle dedi: ''Ancak her şeye rağmen bitmiş olmasından son derece memnunum. Çünkü bu kitaptan önce Anadolu hakkında yanlış bilgiler veren eserler vardı. Bunları görünce ciddi bir çalışma yapılması gerektiğini düşündüm ve harekete geçtim. Anadolu'nun geçmişini ortaya koymamız lazımdı. Aynı aile içinde farklı soyadlar taşıyan kişiler vardı. Bu da toplum içinde gittikçe ayrışmayı getiriyor, bir aile bile kendi içinde parçalanıyordu. Bu da Türkiye için ciddi bir sonuç doğuruyor, bir kimlik bunalımına götürüyordu. Bunu mutlaka bilimsel açıdan ortaya koymamız gerekiyordu. Titiz ve uzun süren çalışma sonunda ana kaynağını, 1453 ile 1650 yılları arasına ait Osmanlı tahrir defterleri oluşturduğu 6 ciltlik kitap ortaya çıktı.''
Eserde 41 binden fazla Aşiret, Cemaat ve Oymak ismi bulunduğunu bildiren Prof. Dr. Halaçoğlu, ''Anadolu'nun sosyal durumunun şekillenmesinde çok önemli olan ve konar göçer olarak tabir edilen bu yapılanma, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunda ve Anadolu halkının kimliğinin teşkilinde, adeta bir mihenk taşı olarak değerlendirilebilir'' diye konuştu.
1 MİLYON 200 BİN KELİME Diziniyle birlikte 6 cilt olan kitapta, dizin hariç mevcut kelime sayısının 1 milyon 200 bin civarında olduğunu ifade eden Prof. Dr. Halaçoğlu, böyle bir eserde istenilen bilgiye ulaşmanın zor olması nedeniyle de aynı verilerin yer aldığı bir internet sitesini hayata geçirdiğini söyledi.
''www.anadoluasiretleri.com'' adını verdiği sitenin yaklaşık bir ay önce faaliyete geçtiğini belirten Prof. Dr. Halaçoğlu, kısa bir süre olmasına rağmen, sitenin 730 binden fazla kişi tarafından ziyaret edildiğini bildirdi.
Sitenin Türkiye'de bir ilk olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Halaçoğlu, ''Kişilerin kökenini merak etmesi çok doğal, ancak site tam olarak tanınmıyor. Tanınmasıyla bu sayının çok daha fazla olacağını tahmin ediyorum'' dedi.
SMS İLE SORGULAMA KREDİSİ Prof. Dr. Halaçoğlu'nun, ''Anadolu'da Aşiretler, Cemaatler, Oymaklar'' adlı 6 ciltlik kitabındaki verilerin yer aldığı ve 5 TL'den başlayan ücret karşılığında detaylı bilgiye ulaşılan sitenin, bir ayda 730 binden fazla kişi tarafından ziyaret edildiği, kısa süre sonra SMS yoluyla kredi alınarak köken sorgusu yapılabileceği bildirildi.
Siteye her girenin ücretsiz olarak sitedeki arama motorundan, köyü ve mezrası ile ilgili kaydın olup olmadığını görebildiğini bildiren Prof. Dr. Halaçoğlu, kayıt olması durumunda ise bu kayda kredi kartı ile 5 TL gibi bir miktarla ulaşılabildiğini söyledi.
Türkiye için çok önemli olduğunu söylediği sitenin kendisine 60 bin TL'ye mal olduğunu ifade eden Prof. Dr. Halaçoğlu, sitede ücret karşılığı yapılan aramanın 40 bin civarında olduğunu kaydetti.
Aşiret, Cemaat ve Oymak için arama motoru

Wednesday, December 9, 2009

İstanbul’u yazanların İstanbul hatırası


Sefa KAPLANKENTLER, biraz da edebiyatçılarıyla anılır aslında. Dublin denilince akla James Joyce’un, Prag denilince Franz Kafka’nın gelmesi bunun somut bir göstergesidir. St. Petersburg Dostoyevski ile anlamlıdır elbette, Kahire Necip Mahfuz’la bir kez daha dahil olmuştur dünya gündemine. Paris, Baudelaire’in mısralarında soluklanmaktadır uzunca bir süredir. Lizbon, Jose Saramago ile yürümüştür dünya sahnesine. New York, Paul Auster’ın kentidir sanki.Peki ya İstanbul? Dünyanın en eski kentlerinden biri olan İstanbul’u hangi edebiyatçı ile birlikte anabiliriz? Ayasofya’ya methiye yazan Bizanslı Şair Paulus Silentiarius olabilir mi mesela? Yahut, İstanbul’un bir taşına koca İran ülkesini feda eden şenşakrak Osmanlı şairi Nedim? Yahya Kemal mi Nâzım mı‘Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul, Görmedim gezmediğim sevmediğim hiçbir yer’ diyen Yahya Kemal zaten İstanbul şairi olarak bilinir. Öyle ise ‘Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı’nda, Ne sen bunun farkındasın ne de polis farkında’ diyerek en içli hasret şiirlerini yazan Nâzım Hikmet’i ne yapacağız o zaman? Yahut, Orhan Pamuk’u ve onun olağanüstü tatlar taşıyan ‘İstanbul’ kitabını nereye koyacağız? Sait Faik, Ahmet Hamdi Tanpınar, Asaf Halet Çelebi, Necip Fazıl, Orhan Veli? İstanbul, unuttuklarımızla birlikte bütün bu isimlerin toplamından ibarettir elbette. Edipler toplandıİşte İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş.’nin Yusuf Çağlar’ın editörlüğünde hazırladığı ‘Bir Fotoğrafın Aynasında İstanbul’un Meşhur Edebiyatçıları’ isimli kitap bu meseleyi bir kez daha düşünmemizi sağlıyor. Kitabın kapağında yer alan fotoğraf ve bu fotoğrafın hikâyesi, biraz da mevcut Edebiyat ortamına bakarak hüzünlenmemize yol açıyor. ‘Nereden nereye’ diyerek nostaljinin ara sokaklarında gezinmenin anlamı yok elbette ama Sanayi-i Nefise’nin Edebiyat Şubesi için Alay Köşkü’nde bir araya gelen edebiyatçıların fotoğrafı, bugün herhangi bir fotoğrafta bile bir araya gelemeyen edebiyatçılara yönelik bir sitem sanki.
TİYATROHizmetçiler ölüm planı yapıyorİstanbul Şehir Tiyatroları’nın sahnelediği Hizmetçiler adlı Oyun 6 Aralık’a kadar Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde. Jean Genet’nin yazdığı oyun, Claire ile Solange adlı iki kız kardeşin, hanımlarını öldürme planlarını, o evde yokken kurdukları düşsel dünyanın içinde oynadıkları oyunlarla gerçekleştirmeye çalışmalarını anlatıyor.EDEBİYATMacar yazarlar Kütahya’daGoethe Enstitüsü’nün “Kültür Köprüleri” programı çerçevesinde Türkiye’nin 24 kentini ve 8 Avrupa ülkesini kapsayan “Avrupa Edebiyatı Türkiye’de Türk Edebiyatı Avrupa’da” adlı kültür projesi, bugün Kütahya’da. Fotoğraf ve kitaplarıyla birçok burs kazanan ödüllü yazar Attila Bartis “Sessizlik” adı ile Türkçeleştirilen romanından; 2002’de yayınlanan “A pusztitas könyve” adlı romanıyla ödül alan György Dragoman ise“Beyaz Şah” adlı 15 dile çevrilmiş romanından bölümler okuyarak gençlerle Kütahya Dumlupınar Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi Konferans Salonu’nda söyleşiler gerçekleştirecekler.SÖYLEŞİYüksel Arslan sergisinde RimbaudYüksel Arslan’ın ilk retrospektif sergisi eylülde İstanbul Bilgi Üniversitesi kampusunde yer alan Santralistanbul’da açılmıştı. Arslan’ın, dünyadaki ve Türkiye’deki koleksiyonlardan derlenen 500’ün üstünde eseri 21 Mart’a kadar yine burada görülebilecek. 1961’den beri Paris’te yaşayan sanatçının sanatını ve düşünce dünyasını, sanatçının etkilendiği kaynakların izini sürerek izleyiciye göstermeyi amaçlayan Sergi kapsamında düzenlenen “Tanıklıklar” başlıklı panelde bu çarşamba Hasan Anamur, “Rimbaud” üzerine konuşacak. Tel: 0212 311 73 46.KONSERŞükrü Tunar’dan yeni yorumlarÜlkemizin sayılı klarinet virtüözlerinden Serkan Çağrı, Türk sanat müziği sanatçısı Şükrü Tunar’ın eserlerini içeren yeni albümünün tanıtım konserini bu akşam İstanbul Ghetto’da yapıyor. Sony Müzik etiketiyle çıkan iki CD’lik albümün ilk bölümünde Şükrü Tunar’ın eserlerinin Ata Demirer, Ziynet Sali, Ercan Saatçi, Hayko Cepkin ve Sıla gibi isimlerin eşlik ettiği şarkılar yer alırken, ikinci CD ise Serkan Çağrı’nın ünlü bestekarın eserlerine yaptığı yorumlardan oluşuyor. Biletler 18-23 TL, Biletix’te. ANMANecipoğlu için çalacaklarMayıs ayında 4’üncü Rio Arp Festivali’nden dönerken Atlas Okyanusu’na düşen uçakta kaybettiğimiz arp sanatçısı Ceren Necipoğlu’nu anma konseri bu akşam saat 19.30’da İstanbul Boğaziçi Üniversitesi Albert Long Hall’de. Konserde yakın arkadaşları Şirin Pancaroğlu ve Fransız sanatçı Isabelle Perrin, onun sevdiği yapıtlardan oluşan rengarenk bir Program sunacaklar. Başvuru: 0212 359 66 48.SERGİKomşu günüSabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi (SSM), her sergi döneminde gerçekleştirdiği geleneksel Komşu Günü etkinliği kapsamında, bugün 10.00-22.00 saatleri arasında, yine Emirganlıları ağırlayacak. Komşu Günü’nde, 28 Şubat’a kadar devam edecek “Osmanlı Döneminde Venedik ve İstanbul; Nam-ı Diğer Aşk” sergisi ve Müze ücretsiz gezilebilecek. Emirganlılar, ikametgâhlarını gösteren bir belgeyle muhtarlıktan davetiye alarak, İstanbul ve Venedik aşkına tanıklık etmek için Komşu Günü’ne katılabilecek.
İstanbul’u yazanların İstanbul hatırası

Tuesday, December 8, 2009

Tayland’ın hindistancevizi adası Samui

Ko Samui ya da kısa adıyla Samui, sessizliğin ve yalnızlığın naif, kendine özgü köşesi. 1970’li yıllarda sırt çantalı gezginler “keşfetmişti.” Adada su, elektrik gibi günümüzün doğal ihtiyaçlarından habersiz, az sayıda yerli yaşıyor, balıkçılıkla geçiniyordu. Yollara pek ihtiyaç duyulmadığından patikalar kullanılıyordu. Göz kamaştırıcı plajları, hindistancevizleri ve cömert yeşilliğiyle “ilk” gelenleri cennet havasında karşılamıştı. İlk gezginlerden sonra, özellikle ABD, Avrupa ve Prag’da esen köklü değişim rüzgârları, Asya’nın mistik, gizemli dünyasının keşfine yol açtı. “Dünyada uyum ve barış” ilkesini benimseyen, tabiat anayı rehber edinen “hippi” hareketi böyle bir cennet köşeyi görmezden gelemezdi. Gelmedi de... Aradan geçen 30 yılda ada çok popüler oldu. Şu anda adını duymayan yok denecek kadar az. Öncelikle plajları ve sualtı görsel zenginliğiyle akla geliyor. Oysa, çok daha fazlasını vaat ediyor. İDEAL DÖNEM OCAK-NİSAN Ko Samui, ülkenin üçüncü büyük adası. Adı “hindistancevizi adası” anlamına geliyor. Adada mevsim kavramı yok. Nem ve sıcaklığın artıp artmamasına, yağışların bolluğuna bağlı olan “dönemlerden” bahsediliyor daha çok. Ekim-aralık arası yağışların en bol ve şiddetli olduğu, denizin coştuğu dönem... “İdeal sezon” ocak-nisan arasında.Adanın bir liman şehri olan, başkenti Nathon turizmle pek fazla haşır neşir değil. Ticari faaliyetler ön planda, geleneksel Yaşam tarzı korunmuş. Yerel yaşamın havasını koklamak için gitmekte, gezmekte fayda var. Deniz, güneş, kum, plaj, romantizm, egzotizm tutkunları için ise doğru adres kuşkusuz adanın doğu sahilindeki Lamai ve Chaweng bölgeleri. Her ne kadar adanın tüm çevresi Güzellik dereceleri değişen plajlarla çevrili olsa da en revaçta olanları bu bölgeler. Yedi kilometre uzunluğundaki Chaweng, plajların en uzunu, en gözdesi. Sakin ve turkuvaz suların beyaz ince kumla uyumlu buluşması güzellik için yetmezmiş gibi, açıkta yeşillikler içindeki iki adacık ve bir mercan kayalığı bulunuyor. Oteller, bungalovlar, dükkânlar, restoranlar, barlar plaja paralel, tespih tanesi gibi yan yana dizilmiş. Bar ve restoranlardan bahsetmişken, Ko Samui’de yeme içme işleri kusursuz. Tayland mutfağını tercih edenler için tabii ki alternatif bol. Ancak İtalyan, Meksika ve diğer Avrupa mutfakları için pek çok mekân var. Fast food konusunda ise “bini bir para” tanımı yeterli olacaktır. Kısacası yeme-içme için bol alternatif ve uygun fiyat bir arada. Bir diğer alternatif adanın kuzeye bakan yüzü, yani Choeng Mon ve Mae Nam bölgesi. “Ko Samui’de hiçbir şey pek uzakta değildir” diyor yerliler. Buna karşın, hazırlıksız gelen ziyaretçi “Nereden başlasam” şaşkınlığını yaşayabilir. Ne de olsa tropikal ortamın sağlayabileceği nimetlerin büyük kısmını sunuyor tabiat ana. Bir de gündüz ile gece hayatının da hareketli olduğunu düşünürsek (alışveriş dahil), gezi programının yükü artabilir. Adayı tamamen çevreleyen “4169” adlı yol 50 kilometre uzunluğunda. Planlı bir şekilde takip edildiğinde, sorun yaşamadan turunuzu tamamlayabilirsiniz. Yerel taksiler, yani “songthaews”lar çok pratik, yine de birçok adada olduğu gibi araç kiralamak çok rahatlık sağlıyor. Hem plajlarını, hem iç bölgelerini gönlünüzce gezebiliyorsunuz. KİTAPLIK OTELİPhuket misalinde olduğu gibi, turizme bağlı hızlı yapılaşmanın, Samui’ye eski vahşi cazibesinden çok şey kaybettirdiğini düşünenler hiç de az değil. Buna karşın yapı yüksekliğinin hindistancevizi ağacını geçememesi bile çok hoş. Uygun fiyatlı konaklama yapabileceğiniz otellere ilave olarak çekici, egzotik havalı, SPA’larıyla öne çıkan farklı statüde pek çok iyi tesis var; tabii avangard yaklaşımlar da. “The Library” oteli avangard tarafıyla adanın en ilginç mekânlarından. Chaweng’in kuzeyinde, göreceli olarak daha sakin bir bölgedeki otelin yegâne özelliği tasarımı. Plajdaki çok rahat şezlonglarından tutun odalarına kadar... İsminin sadece “sessizlik vahası” çağrışımı için seçildiğini sanmayın. Plaja bakan okuma odası baştan aşağıya kitap ve DVD ile donatılmış. İsteyen odasına da götürebiliyor ücretsiz olarak. Laem Nan Koyu’nun ardından gelen Lamai Beach, “Chaweng ruhunu devam ettiriyorum” iddiasında. Restoranlar, barlar, seyyar satıcılar ve günlük deniz turizminin yol açtığı olağan kargaşa... Hua Thanon, Lamai Beach’in doğal devamı olarak dikkat çekiyor, fakat güneye doğru inildikçe asude bir havanın ilk esintileri hissedilebiliyor, özellikle iki kilometre uzunluğundaki ince kumlu Bang Kao plajında. Romantizm ile fotoğraf çekme arasında tereddütlerin her an yaşanabileceği bir sahil şeridi başlıyor gerçekten. Deklanşör ile sessiz Senfoni arasında, gizli olduğu kadar hoş bir iç çekişme. “Gün- batımı izlemenin en doyumsuz olduğu yer” olarak işaret ediyor yerliler Bang Kao’yu, bizden söylemesi. Zamanınız kısıtlıysa, devam edin yolunuza. Denize girip, güzel manzaralar seyrederek adanın güneybatısına ulaşacaksınız. Thong Krut, aslında balıkçı köyü. Ancak diğer adalara tekneler kalkıyor ve bazen bu nedenle sakinliği bozulabiliyor. Biraz daha ilerideki Thong Tanote ve Taling Ngam plajı, göz alıcı manzaralarıyla birbiriyle yarışıyor. Feribotların geldiği iskeleye yakın olan Lipa Noi, sakin ve pek de derin olmayan sularıyla uğranılması gereken yerlerden. Buradaki günbatımı manzarası, Bang Kao ile rekabet edebilecek seviyede. ANI YAŞAMAK VE ANI DONDURMAK Bang Po, yüzünü kuzeye doğru, Ko Phangan’a çevirmiş. Mercan kayalıkların yakınlığı, suyun berraklığı ile birleşince dertsiz, tasasız bir şnorkelci mekânı oluvermiş. Tüm bir gün harcanabilir rahat rahat. Tanınmış isimlerden, Maenam Beach devamında, doğu istikametinde. Ünü pek yersiz değil. Yüzmeyi sevenleri, rüzgâr sörfçülerini aynı sevimlilikte karşılıyor Maenam Beach. Plajın ortasınaki iskeleden, sürat motorlarıyla Ko Tao (18 kilometre), Ko Phangan (45 kilometre) gibi adalara gidilebiliyor. Ko Tao, egzotizmin tatlı ninnisine doyamayanların istikametlerinden biri. Deniz, kum, güneş, tropikal bitki örtüsüyle sessizlik ve ıssızlığı aynı tabloda birleştirmek istiyorsanız, çağrısına kulak verin. Kim bilir, belki de konaklamanıza orada devam edersiniz... Filmlere bile yansımış dolunay partileriyle meşhur olmuş, lakin buranın gerçek kimliğini öncelikle sualtı zenginliği, balık avcılığı ve sakinliği oluşturuyor. Ko Pha-Ngan Adası’na muhteşem bir bakış açısı veren Bo Phut Plajı’na da uğrayın deriz. Chaweng’e yakın olup, göreceli sakinliği yeğleyenlerin ilk tercihi olabilir...Big Buddha (Wat Phra Yai), adanın kuzeybatısında, 4171 numaralı yolun üzerinde. Merdivenlerle ulaşılan heykelin çevresinde hoş vakit geçirilebiliyor.Son olarak Samui’nin oldukça güvenli bir ada olduğunu tekrar söyleyelim. Başınıza rahatsız edici bir durumun gelme ihtimali yok denecek kadar az. Yerli halk oldukça saygılı, kibar. Huzurlarının bu kadar kaçırılmış olmasına rağmen, kendi hallerinde yaşıyorlar. ORMANDA AĞAÇLARIN ÜSTÜNDEN UÇUN FİLLE ŞELALELERİ GEZİNKo Samui’de birçok safari turu düzenleniyor. Orman, şelale ve tapınaklara düzenlenen günlük turlar, fil safarilerinin fiyatları 30 ila 50 dolar arasında. Bir başka Fantezi, ormanda ağaçların üstünden kaymak. Doğu Karadeniz’deki gibi, vadiler arasına çelik teller gerilmiş. Bu tellere kayışlarla bağlanıp kişisel teleferiğinizi oluşturuyor, kuşbakışı ormanı gözlemliyorsunuz. Emniyetli, ön Eğitim gerektirmiyor, 80 yaşındakiler bile yapabiliyor. Fiyatı 35 dolar civarında. Dalış, en popüler spor. Özellikle Ko Tao Adası’nda. Ko Samui’ye tekneyle 1.5 saat uzaklıktaki ada bölgenin en zengin, güzel sualtına sahip. Tayland’da dalış turlarını yabancılar düzenliyor. İşlerini çok ciddiye aldıklarını belirtmem gerek. Bütün dalış okulları PADI ya da SSI sertifikalı. Bu arada eğer amacınız ağırlıklı dalışsa; yemek, Otel transferleri ve ekipman kirası tur fiyatlarına dahil.İZMİRLİ ULAŞ HİZMETİNİZDEAdaya vardığınızda öncelikle bir motosiklet kiralayın. Adayı keşfetmek ve tatlı sürprizlerle kolayca buluşmak için büyük avantaj sağlıyor. İşte, ben tam bu noktada Ko Samui’deki ilk büyük şaşkınlığı yaşadım. Scooter kiralamak için havaalanı yakınındaki Chaweng sahilinde gezinirken, Ulaş (namı-diğer Oscar) ile tanıştım. Yıllar önce İzmir’den iki kardeş ve birkaç arkadaş gelip yerleşmişler Chaweng’e. “Goholidaygo” sloganıyla yola çıkmışlar. Tur, otel, uçak, scooter kiralama, internet dahil pek çok hizmeti sağlıyorlar. Başkent Bangkok’tan hemen her saat başı uçak var Ko Samui’ye. Yolculuk yaklaşık bir saat sürüyor, ama yaşadığınız atmosferin hızla değişime uğraması şaşırtıcı geliyor insana. Birden göğü delen yapıların arasından sıyrılıp tropikal bir adaya düşüveriyorsunuz adeta. Tabii iniş sırasındaki tropikal bahçeye iniyormuş duygusu ayrı bir heyecan katıyor. Büyüleyici bir manzara ile karşı karşıya kalıyorsunuz. Bütün bu görüntülere devasa Buda heykelinin eşlik ettiğini de ilave etmeliyim. Kısacası yaşanan şaşkınlık hiç de kısa sürmüyor.
Tayland’ın hindistancevizi adası Samui

Bakanlık 127.5 milyon ücretsiz ders kitabı dağıttı


Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, 2009-2010 eğitim öğretim yılında ilköğretim ve ortaöğretim öğrencilerine 127 milyon 589 bin 497 adet ücretsiz ders kitabı dağıtıldığını bildirdi.
Çubukçu’nun verdiği bilgiye göre ücretsiz ders kitaplarının maliyeti ise 186 milyon 502 bin 982 TL oldu.
Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, MHP Hatay Milletvekili Süleyman Turan Çirkin’in ilköğretim ders kitaplarına ilişkin soru önergesini yanıtladı. Bakan Çubukçu’nun verdiği bilgiye göre 2003 yılında başlayan ücretsiz ders kitabı temini projesi kapsamında 2009-2010 yılında ilk ve öğretim öğrencilerine 127 milyon 589 bin 497 adet kitap dağıtıldı. Sözkonusu kitapları maliyeti, dağıtım giderleri dahil 186 milyon 502 bin 982 TL oldu. Ders kitaplarının alımında herhangi bir firmanın tercih edilmesinin mümkün olmadığını kaydeden Çubukçu, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığınca kabul edilen ders kitabı bulunan firmaların ihaleye katıldığını belirtti. İhalelerin açık ihale usulü yapıldığını kaydeden Çubukçu, Devlet Kitapları Döner Sermaye İşletmesi Müdürlüğü’nce basılan kitap sayısını ise 10 milyon 537 bin 576 olarak açıkladı.
Özel sektöre ait ders kitaplarının ortalama forma maliyetinin KDV dahil 0,135 TL olduğunu ifade eden Çubukçu, bakanlığın yayını olan ders kitaplarının forma maliyetinin ise KDV dahil 0,145 TL olarak gerçekleştiğini kaydetti.

Bakanlık 127.5 milyon ücretsiz ders kitabı dağıttı