Showing posts with label İran. Show all posts
Showing posts with label İran. Show all posts

Sunday, February 28, 2010

Gündem Kırmızı Kitap

Milli Güvenlik Kurulu (MGK), Türkiye'nin "gizli anayasası' ya da "kırmızı kitap' olarak da isimlendirilen Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'nde (MGSB) yapılacak değişiklikleri hafta sonunda masaya yatıracak.



MGK, yılın ilk toplantısını 19 Şubat Cuma günü Çankaya Köşkü'nde gerçekleştirecek. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül başkanlığında yapılacak toplantıda, Türkiye'nin güvenliğini ilgilendiren iç ve dış gelişmeler güvenlik birimlerinin kurula sunacağı raporlarla gündeme gelecek. Toplantıda ayrıca, İran'ın Nükleer silahlanmasına yönelik gelişmeler, AB ile ilişkiler, terörle mücadelede son durumun yanı sıra, Afganistan, Ortadoğu ve Kıbrıs'taki son gelişmeler de ele alınacak.



Toplantının ağırlıklı gündem maddesini ise Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'nde yapılacak değişiklikler oluşturuyor. Türk Silahlı Kuvvetleri'ne yönelik ağır eleştirilerin yapıldığı bir dönemde, hükümet MGSB'nin özellikle iç tehdit bölümünde köklü değişiklikler yapmayı planlıyor. 2005 yılında hazırlanan MGSB'nin iç tehdit bölümünde irtica ve bölücülük öncelikli tehdit olarak yer alıyordu. Ancak hükümet bu kez başta irtica olmak üzere, Demokratik Açılım projesi kapsamında da etnik konuların güncellenmesini planlıyor. Hükümet özellikle son dönemde artan işsizlik nedeniyle, iç tehdidin ilk sırasına işsizliği yerleştirmeyi hedefliyor. Askerler ise belgenin iç tehdit bölümünde yapılacak güncellemelerin, bu bölümün "içinin boşaltılmasına' yol açacağından endişe ediyorlar. Ancak Türk Silahlı Kuvvetleri'nin, teknik olarak "Bakanlar Kurulu belgesi" niteliğindeki MGSB üzerinde doğrudan etkisi bulunmuyor. Bu nedenle askerlerin MGK toplantısında bu konuda duydukları endişe dile getirecekleri, ancak nihai olarak hükümetin hazırlayacağı bir belge üzerinde MGK'nın etkisi de ancak tavsiye niteliğinde olabilecek. Öte yandan hükümet, Askeri müdahalelere yasal dayanak olarak gösterilen ve Türk Silahlı Kuvvetleri'ne "ülkeyi iç ve dış tehditlerden koruma ve kollama" görevi veren İç Hizmet Kanunu'nun 35. maddesini kaldırmaya hazırlanıyor. MGK'da asker-sivil ilişkileri görüşülürken, bu tür yasal düzenlemelerin gündeme gelebileceği de belirtiliyor.
Gündem Kırmızı Kitap

Thursday, December 24, 2009

Bin Ladin ailesi İran da

Habere göre, Bin Ladin’in eşlerinden biri, altı çocuğu ve 11 torunu, Tahran’ın hemen dışındaki bir yerde yaşıyor. Times’a konuyla ilgili bilgi veren Bin Ladin’in 29 yaşındaki oğlu Ömer Usame Bin Ladin’e göre akrabaları 11 Eylül saldırılarından hemen önce Afganistan’dan ayrıldı ve İran sınırına yürüdü. Aile daha sonra Tahran dışında duvarlarla örülü bir yere götürüldü. Ömer Ladin ayrıca, akrabalarının normal bir Yaşam sürdürdüklerini, yemek pişirip, Televizyon izlediklerini ve kitap okuduklarını, nadiren de olsa Alışveriş için dışarı çıktıklarını söyledi.
Bin Ladin ailesi İran’da

Wednesday, December 23, 2009

İran ın başını ağrıtacak


İngiliz Times gazetesi, El Kaide lideri Usame Bin Ladin’in ailesinin bir bölümünün, İran’da gizli bir yerde yaşadığını yazdı.

Gazete, Bin Ladin’in eşlerinden birinin, altı çocuğunun ve 11 torununun, Tahran’ın hemen dışındaki bir yerde olduklarının öğrenildiğini bildirdi.

"Ailenin dış dünyayla irtibatı önlenirken, İran, Bin Ladin’in akrabalarının bu ülkede yaşadığını defalarca inkar etti" görüşünü savunan gazete, Bin Ladin’in 29 yaşındaki oğlu Ömer Usame Bin Ladin’den edindiği bu bilgilere sayfalarında geniş yer verdi. Times, Ömer Usame Bin Ladin’in kardeşlerinin kendisini Kasım ayında arayıncaya kadar hayatta olup olmadıkları konusunda bir bilgisi olmadığını söylediğini kaydetti.

Akrabalarının, Ömer Usame Bin Ladin’e, 11 Eylül saldırılarından hemen önce Afganistan’dan nasıl ayrıldıklarını ve İran sınırına nasıl yürüdüklerini anlattıklarını yazan Times, ailenin Tahran dışında duvarlarla örülü bir yere götürüldüğünü kaydetti. İran’da yaşadıkları belirtilen Bin Ladin ailesiyle ilgili ise Gazete şu bilgilere yer verdi: "Çocukların en büyüğü Saad 20, Osman 17, Muhammed 15, Fatma 14, Hamza 12, İman 9 ve Bekir 7 yaşında. Muhammed’in El Kaide’nin komutasındaki ikinci kişi olduğu ve Saad’ın terör saldırılarını planladığına dair spekülasyonlar var...

Akrabaları, Muhammed’in hala İran’daki gizli yerde yaşadığı, Saad’ın bir yıldan az bir süre önce annesini bulmak için kaçtığını söyledi. Ağabeyi ile iletişime geçtikten bir hafta sonra, İman ise yaşadığı yerden nadiren çıktığı bir zamanda, Suudi Arabistan Büyükelçiliğine gitti, hala orada bulunuyor ve İran’dan çıkmayı talep ediyor." Gazeteye göre, Ömer Ladin’in ayrıca, akrabalarının normal bir Yaşam sürdürdüklerini, yemek pişirip, Televizyon izlediklerini ve kitap okuduklarını, nadiren de olsa Alışveriş için dışarı çıktıklarını söylediğini belirtti. Gazete, Ömer Usame Bin Ladin’in şu sözlerine yer verdi: "İran hükümeti, kimsenin istemediği bu kalabalık insan grubuyla ne yapacağını bilmiyor, dolayısıyla sadece güvende tutuyor. Bundan dolayı, İran’a şükran borçluyuz ve İran’a kalbimizin en derinliklerinden teşekkür ediyoruz." Times, Katar’da bulunan Ömer Usame Bin Ladin’in akrabalarının, İran’ı terk etmelerine izin verilmesini istediğini ve onlarla bir araya gelmeyi umut ettiğini söylediğini de belirtti.
İran'ın başını ağrıtacak

Bin Ladin in kayıp ailesi İran da yaşıyor iddiası


İngiliz Times gazetesi, El Kaide lideri Usame Bin Ladin’in ailesinin bir bölümünün, İran’da gizli bir yerde yaşadığını yazdı.

Gazete, Bin Ladin’in eşlerinden birinin, altı çocuğunun ve 11 torununun, Tahran’ın hemen dışındaki bir yerde olduklarının öğrenildiğini bildirdi.

"Ailenin dış dünyayla irtibatı önlenirken, İran, Bin Ladin’in akrabalarının bu ülkede yaşadığını defalarca inkar etti" görüşünü savunan gazete, Bin Ladin’in 29 yaşındaki oğlu Ömer Usame Bin Ladin’den edindiği bu bilgilere sayfalarında geniş yer verdi. Times, Ömer Usame Bin Ladin’in kardeşlerinin kendisini Kasım ayında arayıncaya kadar hayatta olup olmadıkları konusunda bir bilgisi olmadığını söylediğini kaydetti.

Akrabalarının, Ömer Usame Bin Ladin’e, 11 Eylül saldırılarından hemen önce Afganistan’dan nasıl ayrıldıklarını ve İran sınırına nasıl yürüdüklerini anlattıklarını yazan Times, ailenin Tahran dışında duvarlarla örülü bir yere götürüldüğünü kaydetti. İran’da yaşadıkları belirtilen Bin Ladin ailesiyle ilgili ise Gazete şu bilgilere yer verdi: "Çocukların en büyüğü Saad 20, Osman 17, Muhammed 15, Fatma 14, Hamza 12, İman 9 ve Bekir 7 yaşında. Muhammed’in El Kaide’nin komutasındaki ikinci kişi olduğu ve Saad’ın terör saldırılarını planladığına dair spekülasyonlar var...

Akrabaları, Muhammed’in hala İran’daki gizli yerde yaşadığı, Saad’ın bir yıldan az bir süre önce annesini bulmak için kaçtığını söyledi. Ağabeyi ile iletişime geçtikten bir hafta sonra, İman ise yaşadığı yerden nadiren çıktığı bir zamanda, Suudi Arabistan Büyükelçiliğine gitti, hala orada bulunuyor ve İran’dan çıkmayı talep ediyor." Gazeteye göre, Ömer Ladin’in ayrıca, akrabalarının normal bir Yaşam sürdürdüklerini, yemek pişirip, Televizyon izlediklerini ve kitap okuduklarını, nadiren de olsa Alışveriş için dışarı çıktıklarını söylediğini belirtti. Gazete, Ömer Usame Bin Ladin’in şu sözlerine yer verdi: "İran hükümeti, kimsenin istemediği bu kalabalık insan grubuyla ne yapacağını bilmiyor, dolayısıyla sadece güvende tutuyor. Bundan dolayı, İran’a şükran borçluyuz ve İran’a kalbimizin en derinliklerinden teşekkür ediyoruz." Times, Katar’da bulunan Ömer Usame Bin Ladin’in akrabalarının, İran’ı terk etmelerine izin verilmesini istediğini ve onlarla bir araya gelmeyi umut ettiğini söylediğini de belirtti.
'Bin Ladin 'in kayıp ailesi İran'da yaşıyor' iddiası

"Bin Ladin in kayıp ailesi İran da yaşıyor"

Gazete, Bin Ladin'in eşlerinden birinin, altı çocuğunun ve 11 torununun, Tahran'ın hemen dışındaki bir yerde olduklarının öğrenildiğini bildirdi.



"Ailenin dış dünyayla irtibatı önlenirken, İran, Bin Ladin'in akrabalarının bu ülkede yaşadığını defalarca inkar etti" görüşünü savunan gazete, Bin Ladin'in 29 yaşındaki oğlu Ömer Usame Bin Ladin'den edindiği bu bilgilere sayfalarında geniş yer verdi. Times, Ömer Usame Bin Ladin'in kardeşlerinin kendisini Kasım ayında arayıncaya kadar hayatta olup olmadıkları konusunda bir bilgisi olmadığını söylediğini kaydetti.



Akrabalarının, Ömer Usame Bin Ladin'e, 11 Eylül saldırılarından hemen önce Afganistan'dan nasıl ayrıldıklarını ve İran sınırına nasıl yürüdüklerini anlattıklarını yazan Times, ailenin Tahran dışında duvarlarla örülü bir yere götürüldüğünü kaydetti. İran'da yaşadıkları belirtilen Bin Ladin ailesiyle ilgili ise Gazete şu bilgilere yer verdi:



"Çocukların en büyüğü Saad 20, Osman 17, Muhammed 15, Fatma 14, Hamza 12, İman 9 ve Bekir 7 yaşında. Muhammed'in El Kaide'nin komutasındaki ikinci kişi olduğu ve Saad'ın terör saldırılarını planladığına dair spekülasyonlar var... Akrabaları, Muhammed'in hala İran'daki gizli yerde yaşadığı, Saad'ın bir yıldan az bir süre önce annesini bulmak için kaçtığını söyledi. Ağabeyi ile iletişime geçtikten bir hafta sonra, İman ise yaşadığı yerden nadiren çıktığı bir zamanda, Suudi Arabistan Büyükelçiliğine gitti, hala orada bulunuyor ve İran'dan çıkmayı talep ediyor."



Gazeteye göre, Ömer Ladin'in ayrıca, akrabalarının normal bir Yaşam sürdürdüklerini, yemek pişirip, Televizyon izlediklerini ve kitap okuduklarını, nadiren de olsa Alışveriş için dışarı çıktıklarını söylediğini belirtti. Gazete, Ömer Usame Bin Ladin'in şu sözlerine yer verdi:



"İran hükümeti, kimsenin istemediği bu kalabalık insan grubuyla ne yapacağını bilmiyor, dolayısıyla sadece güvende tutuyor. Bundan dolayı, İran'a şükran borçluyuz ve İran'a kalbimizin en derinliklerinden teşekkür ediyoruz."



Times, Katar'da bulunan Ömer Usame Bin Ladin'in akrabalarının, İran'ı terk etmelerine izin verilmesini istediğini ve onlarla bir araya gelmeyi umut ettiğini söylediğini de belirtti.
"Bin Ladin'in kayıp ailesi İran'da yaşıyor"

Wednesday, December 9, 2009

İstanbul’u yazanların İstanbul hatırası


Sefa KAPLANKENTLER, biraz da edebiyatçılarıyla anılır aslında. Dublin denilince akla James Joyce’un, Prag denilince Franz Kafka’nın gelmesi bunun somut bir göstergesidir. St. Petersburg Dostoyevski ile anlamlıdır elbette, Kahire Necip Mahfuz’la bir kez daha dahil olmuştur dünya gündemine. Paris, Baudelaire’in mısralarında soluklanmaktadır uzunca bir süredir. Lizbon, Jose Saramago ile yürümüştür dünya sahnesine. New York, Paul Auster’ın kentidir sanki.Peki ya İstanbul? Dünyanın en eski kentlerinden biri olan İstanbul’u hangi edebiyatçı ile birlikte anabiliriz? Ayasofya’ya methiye yazan Bizanslı Şair Paulus Silentiarius olabilir mi mesela? Yahut, İstanbul’un bir taşına koca İran ülkesini feda eden şenşakrak Osmanlı şairi Nedim? Yahya Kemal mi Nâzım mı‘Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul, Görmedim gezmediğim sevmediğim hiçbir yer’ diyen Yahya Kemal zaten İstanbul şairi olarak bilinir. Öyle ise ‘Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı’nda, Ne sen bunun farkındasın ne de polis farkında’ diyerek en içli hasret şiirlerini yazan Nâzım Hikmet’i ne yapacağız o zaman? Yahut, Orhan Pamuk’u ve onun olağanüstü tatlar taşıyan ‘İstanbul’ kitabını nereye koyacağız? Sait Faik, Ahmet Hamdi Tanpınar, Asaf Halet Çelebi, Necip Fazıl, Orhan Veli? İstanbul, unuttuklarımızla birlikte bütün bu isimlerin toplamından ibarettir elbette. Edipler toplandıİşte İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş.’nin Yusuf Çağlar’ın editörlüğünde hazırladığı ‘Bir Fotoğrafın Aynasında İstanbul’un Meşhur Edebiyatçıları’ isimli kitap bu meseleyi bir kez daha düşünmemizi sağlıyor. Kitabın kapağında yer alan fotoğraf ve bu fotoğrafın hikâyesi, biraz da mevcut Edebiyat ortamına bakarak hüzünlenmemize yol açıyor. ‘Nereden nereye’ diyerek nostaljinin ara sokaklarında gezinmenin anlamı yok elbette ama Sanayi-i Nefise’nin Edebiyat Şubesi için Alay Köşkü’nde bir araya gelen edebiyatçıların fotoğrafı, bugün herhangi bir fotoğrafta bile bir araya gelemeyen edebiyatçılara yönelik bir sitem sanki.
TİYATROHizmetçiler ölüm planı yapıyorİstanbul Şehir Tiyatroları’nın sahnelediği Hizmetçiler adlı Oyun 6 Aralık’a kadar Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde. Jean Genet’nin yazdığı oyun, Claire ile Solange adlı iki kız kardeşin, hanımlarını öldürme planlarını, o evde yokken kurdukları düşsel dünyanın içinde oynadıkları oyunlarla gerçekleştirmeye çalışmalarını anlatıyor.EDEBİYATMacar yazarlar Kütahya’daGoethe Enstitüsü’nün “Kültür Köprüleri” programı çerçevesinde Türkiye’nin 24 kentini ve 8 Avrupa ülkesini kapsayan “Avrupa Edebiyatı Türkiye’de Türk Edebiyatı Avrupa’da” adlı kültür projesi, bugün Kütahya’da. Fotoğraf ve kitaplarıyla birçok burs kazanan ödüllü yazar Attila Bartis “Sessizlik” adı ile Türkçeleştirilen romanından; 2002’de yayınlanan “A pusztitas könyve” adlı romanıyla ödül alan György Dragoman ise“Beyaz Şah” adlı 15 dile çevrilmiş romanından bölümler okuyarak gençlerle Kütahya Dumlupınar Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi Konferans Salonu’nda söyleşiler gerçekleştirecekler.SÖYLEŞİYüksel Arslan sergisinde RimbaudYüksel Arslan’ın ilk retrospektif sergisi eylülde İstanbul Bilgi Üniversitesi kampusunde yer alan Santralistanbul’da açılmıştı. Arslan’ın, dünyadaki ve Türkiye’deki koleksiyonlardan derlenen 500’ün üstünde eseri 21 Mart’a kadar yine burada görülebilecek. 1961’den beri Paris’te yaşayan sanatçının sanatını ve düşünce dünyasını, sanatçının etkilendiği kaynakların izini sürerek izleyiciye göstermeyi amaçlayan Sergi kapsamında düzenlenen “Tanıklıklar” başlıklı panelde bu çarşamba Hasan Anamur, “Rimbaud” üzerine konuşacak. Tel: 0212 311 73 46.KONSERŞükrü Tunar’dan yeni yorumlarÜlkemizin sayılı klarinet virtüözlerinden Serkan Çağrı, Türk sanat müziği sanatçısı Şükrü Tunar’ın eserlerini içeren yeni albümünün tanıtım konserini bu akşam İstanbul Ghetto’da yapıyor. Sony Müzik etiketiyle çıkan iki CD’lik albümün ilk bölümünde Şükrü Tunar’ın eserlerinin Ata Demirer, Ziynet Sali, Ercan Saatçi, Hayko Cepkin ve Sıla gibi isimlerin eşlik ettiği şarkılar yer alırken, ikinci CD ise Serkan Çağrı’nın ünlü bestekarın eserlerine yaptığı yorumlardan oluşuyor. Biletler 18-23 TL, Biletix’te. ANMANecipoğlu için çalacaklarMayıs ayında 4’üncü Rio Arp Festivali’nden dönerken Atlas Okyanusu’na düşen uçakta kaybettiğimiz arp sanatçısı Ceren Necipoğlu’nu anma konseri bu akşam saat 19.30’da İstanbul Boğaziçi Üniversitesi Albert Long Hall’de. Konserde yakın arkadaşları Şirin Pancaroğlu ve Fransız sanatçı Isabelle Perrin, onun sevdiği yapıtlardan oluşan rengarenk bir Program sunacaklar. Başvuru: 0212 359 66 48.SERGİKomşu günüSabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi (SSM), her sergi döneminde gerçekleştirdiği geleneksel Komşu Günü etkinliği kapsamında, bugün 10.00-22.00 saatleri arasında, yine Emirganlıları ağırlayacak. Komşu Günü’nde, 28 Şubat’a kadar devam edecek “Osmanlı Döneminde Venedik ve İstanbul; Nam-ı Diğer Aşk” sergisi ve Müze ücretsiz gezilebilecek. Emirganlılar, ikametgâhlarını gösteren bir belgeyle muhtarlıktan davetiye alarak, İstanbul ve Venedik aşkına tanıklık etmek için Komşu Günü’ne katılabilecek.
İstanbul’u yazanların İstanbul hatırası

Tuesday, December 8, 2009

İstanbul 3 kıtayı fethetti


Yarışmada ilk üçe giren ve onur ödülü alan fotoğraflar için tıklayın - Foto Galeri
“İkinci Yabancı Seyyahlar Gözüyle İstanbul 2009” (İstanbul Photo Contest 2009) uluslararası fotoğraf yarışması sonuçlandı. 40 ülkeden, 213 fotoğrafçının 1117 fotoğraf karesiyle katıldığı yarışmada ilk üçe Fransız, Amerikalı ve Çinli fotoğrafçılar girdi. 13 Aralık 2009 Pazar akşamı Tarihi Binbirdirek Sarnıcı’nda düzenlenecek galada yarışmacılar hem fotoğraflarını sergileyecek hem de farklı İstanbul seyahati kazanacak
En çok ilgiyi 34 fotoğrafçıyla İtalya'nın gösterdiği yarışmada onu Rusya 26, Fransa 20 fotoğrafçıyla takip etti. Yarışmaya bu yıl Endonezya, Filipinler, Bosna-Hersek ve Makedonya ilk kez katıldı. İlk üçe giren fotoğrafçılar ise üç kıtadan çıktı.
İlk üçe giren yarışmacılar İstanbul'u anlattı
Akbil ve haritayla İstanbul'u gezdi
“İkinci Yabancı Seyyahlar Gözüyle İstanbul 2009” (İstanbul Photo Contest 2009) uluslararası fotoğraf yarışmasında birinciliği “Sokak Futbolu” adını verdiği fotoğraf karesiyle Fransız Vincent Rok kazandı. Profesyonel fotoğraf sanatçısı olan ve 9 Aralık’ta Birleşmiş Milletler’in Danimarka’da düzenlenen “İklim” toplantısına katılacak olan Rok yarışmaya giriş sürecini anlattı: “Bu yıl Eylül ayında nişanlımla İstanbul’a geldik ve otostop çekerek Türkiye’nin pek çok şehrini gezdik. İstanbul’da kaldığımız süre boyunca da elimizde harita ve akbille her yeri gezip fotoğrafladık. Buradaki son günümüzde bir mağazanın vitrininde “İstanbul Photo Contest 2009” fotoğraf yarışmasının afişini gördüm ve www.istanbulphotocontest.com internet adresini beynime kazıdım. Ardından da fotoğraflarımı yarışmaya yolladım. Birinci olduğuma inanamıyorum ama İstanbul’da yaşamayı hayal edebilirim.”
Savaştan kaçtı, "Okuyan Türkiye"yi fotoğrafladı
Yarışmaya katıldığı “Okuyan Türkiye” fotoğrafıyla ikinciliği kazanan Amerikalı Zouhair Ghazzal, aslen Suriyeli. Üniversiteyi Lübnan’da okumuş. Ancak 1988 yılında iç savaş çıkınca Amerika’ya göç etmek zorunda kalmış. Şu anda Chicago Lloyola Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olan Ghazzal’ın Ortadoğu üzerine pek çok makalesi ve araştırması bulunuyor. Çağdaş Suriye ceza sistemi üzerine bir kitap yazan Ghazzal, İstanbul Boğaziçi Üniversitesi’nde 2008 yılında Türkiye ve İran sineması üzerine de seminer vermiş. Ghazzal, İstanbul’un en çok sosyal yaşamından etkilenmiş.
Aşkı ve romantizmi İstanbul'da buldu
Hong Kong doğumlu, 29 yaşındaki Wong Wai-Kei tam bir seyyah. Türkiye’yi başta İç Anadolu bölgesi olmak üzere karış karış gezmiş. Dünyada gezdiği her ülkede fotoğraf çeken ve bir internet sitesi kuran Çinli yarışmacı, İstanbul’u gezerken de aşkı yakalamış. Nasıl mı? Elinde fotoğraf makinesi Taksim Meydanı’nda yürürken önce kırmızı bir tramvay görmüş. Onun önünde de gelin ve damat… Deklanşöre basmış ve İstanbul’un en Romantik karesini yakalamış. Wong Wai-Kei, “İstanbulda Aşk” adını verdiği fotoğrafıyla yarışmada üçüncü oldu.
En çok Sultanahmet Camii fotoğraflanıyor
“İstanbul Photo Contest” araştırma gurubu bir yıl boyunca internette yaklaşık on beş bin fotoğraf blog’unda İstanbul’u fotoğraflayan sanatçıya ulaştı ve en çok fotoğraf çekilen mekânı saptadı. Araştırmaya göre yabancılar Paris’te Eyfel Kulesi’ni, Çin’de Çin Seddi’ni, Newyork’ta Özgürlük Anıtı’nı, Moskova’da Kızıl Meydanı, İstanbul’da da en çok Sultanahmet Camii’ni fotoğraflıyor.
Ödüller 13 Aralık'ta verilecek
Jürisinde Tülin Ersöz, Patrizia Beninca, Ersin Kalkan, Selahattin Sevi, Sebati Karakurt, David Katzenstein,Sertaç Gureş,Mustafa Özer, Arthur Thevenart’in yer aldığı İkinci Yabancı Seyyahlar Gözüyle İstanbul 2009 yarışmasının ödül töreni 13 Aralık 2009 Pazar akşamı Tarihi Binbirdirek Sarnıcı’nda düzenlenecek.
Hayali gerçeğe dönüştü
Les Arts Turcs ve Şengüler Turizm geçtiğimiz yıl onuncu yılını kutladı. Kültür turları yapan şirketin ortağı Nurdoğan Şengüler onuncu yılları şerefine alternatif bir aktivite yapmayı hayal etti. Sonunda İstanbul ile ilgili uluslararası bir fotoğraf yarışması düzenlemeye karar verdi. 1 Nisan 2008 istanbulphotocontest.com adlı bir internet sitesi kurdu ve 37 farklı ülkeden, 190 fotoğraf sanatçısı 950 fotoğrafla “Yabanci Seyyahlar Gözüyle İstanbul 2008” fotoğraf yarışmasına katıldı. Yedi ay sonunda birinciliği Zulema Josa (İspanya-Barselona), ikinciliği Maria Schnabl (Avusturya), üçüncülüğü Catherine Gautier-le-Berre (İsviçre) kazandı. Bu yıl yarışmanın ikincisini düzenleyen Nurdoğan Şengüler hayalinin gerçeğe dönüş öyküsünü şu sözlerle anlattı: "İstanbul artık yukselen deger.Dış dunyada gidip görulmesi gereken kentler arasina girdi.Şehrin yasam ve mistik enerjisi yabancilari buyuluyor.Gelecek yil yarişmamızı yine yapacagiz.Ayrica konuk ulke fotografları projesine basliyoruz. 2010 yilinda RUSYA fotograflari,2011 de Ipek Yolu ve civari ulkeleri,2012 de Akdeniz havzası ulkeleri fotografları digital gosterileri olacak.Bu yil GALA da genç Turk fotografcilarininda kisa birer digital etkinligi yapilacak."








İstanbul 3 kıtayı fethetti