Showing posts with label internet. Show all posts
Showing posts with label internet. Show all posts

Saturday, April 10, 2010

Allah ın adıyla sayfa açtı ve...

Birleşik Arap Emirlikleri’nin başkenti Abu Dabi’de bir Facebook kullanıcısı, ‘Allah’ adıyla Facebook profili açtığı için internet kullanmaktan men edildi. Sayfa başlığı olarak ‘Allah ve peygamberleri’ ismini kullanan şahıs yoğun tepkiler alıyordu.
Çoğunluk tarafından İslam’a saldırı olarak algılanan ve büyük tepki toplayan sayfa, şikayetler üzerine BAE Telekomünikasyon Düzenleme Dairesi tarafından kaldırtıldı. Tüm servis sağlayıcılara verilen talimatla da şahsın ülkede bir daha asla internete bağlanmaması sağlandı.
İngiliz The Telegraph gazetesinin haberine göre Arapça profil sayfasını ’Allah’ adını kullanarak açan şahıs, sayfada ‘kendinden başka kimseye inanmadığını’ belirtiyor ve Kuran’dan ayetlerin de bunu ispatladığını iddia ediyordu.
İsmi açıklanmayan şahıs, kısa sürede büyük çoğunluğu eleştiri ve hakaret yazan 600 bin kişi tarafından izlenir hale geldi. Sayfada kendisine sorulan soruları ‘Allah’ın ağzından’ yanıtlıyan şahıs dini tavsiyelerde bulunuyordu.
Ancak bardağı taşıran damla, çoğu zaman Kuran’da olmayan ayetler de uyduran şahsın ‘yakında yeni bir kitap yazacağı’ mesajını sayfasında yayımlaması oldu. Harekete geçen BAE yetkililerinin şahsı tamamen internetten men etti.
Karar ülkedeki Müslümanlarca onaylanırken, Sınır Tanımayan Gazeteciler’ce eleştirildi. Örgüt, sayfa kapatma kararına direnmediği için Facebook’u, şahsı internetten men ederek kişisel özgürlükleri kısıtladığı için de BAE yetkililerini kınadı.
Allah’ın adıyla sayfa açtı ve...

Masumiyet Müzesi ilk 10 a kalamadı

LONDRA - "Three Percent" adlı New York'taki Rochester Üniversitesi'ne bağlı bir uluslararası Edebiyat internet sitesinin 2007 yılından bu yana verdiği 'İngilizce en iyi Çeviri Ödülü'nün bu yılki 25 adayından 15'i önceki gün elendi.
Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk'un İngilizce'ye çevrilen son romanı 'Masumiyet Müzesi' de adaylar arasında ilk 10'a kalamadı.
23 farklı ülkeden, 17 farklı dilde yazılan eserler arasından geriye kalan 10 adayın, "kitabın orjinalliği ve çevirisi" dikkate alınarak belirlendiği kaydedildi.
'İngilizce En İyi Çeviri Ödülü'nü alacak roman, 10 Mart 2010'da açıklanacak.
10 Roman adayı, yazar ve ingilizce çevirmenleri şöyle: -Cesar Aira, "Ghosts" (İspanyolca'dan İngilizce'ye çeviren Chris Andrews) -Gerbrand Bakker, "The Twin" (Felemenkçe'den İngilizce'ye çeviren David Colmer) -Ignacio de Loyola Brandao, "Anonymous Celebrity" (Portekizce'den İngilizce'ye çeviren Nelson Vieira) -Hugo Claus, "Wonder" (Felemenkçe'den İngilizce'ye çeviren Michael Henry Heim) -Wolf Haas, "The Weather Fifteen Years Ago" (Almanca'dan İngilizce'ye çeviren Stephanie Gilardi ve Thomas S Hansen) -Gail Hareven, "The Confessions of Noa Weber" (İbranice'den İngilizce'ye çeviren Dalya Bilu) -Jan Kjaerstad, "The Discoverer" (Norveççe'den İngilizce'ye çeviren Barbara Haveland) -Sigizmund Krzhizhanovsky, "Memories of the Future" (Rusça'dan İngilizce'ye çeviren Joanne Turnbull) -Jose Manuel Prieto, "Rex" (İspanyolca'dan İngilizce'ye çeviren Esther Allen) -Robert Walser, "The Tanners" (Almanca'dan İngilizce'ye çeviren Susan Bernofsky)
Geçen yılın "en iyi çeviri kitap ödülünü", Imre Goldstein tarafından Macarca'dan İngilizce'ye çevrilen Attila Bartis'in "Tranquility" kitabı almıştı. Bartis'in kitabı "Sessizlik" adıyla Türkçe'ye de çevrilmişti.
'Masumiyet Müzesi' ilk 10'a kalamadı

Bram Stoker korkutmaya devam ediyor

İSTANBUL - İrlandalı yazar Bram Stoker’ın tüm dünyaya tanıttığı, tüm zamanların en bilinen vampiri 'Dracula', Çizgi Roman Dünya Klasikleri serisinin yedinci kitabı olarak piyasada.
Fransız sanatçı Pascal Croci’nin hem de çizip hem de senaryolaştırdığı bu olgunluk albümü, gotik ve Fantastik edebiyata büyük katkı sağlıyor. Gerçekçi ve korku dolu bir ambiyansta 'Dracula' efsanesinin ortaya çıkışına tanıklık ediyoruz.
'Dracula' konulu bu çizgi romanı gerçekleştirmek için tam 20 yıl bekleyen sanatçı, onu müthiş büyüleyen bu karakteri ergenlik yıllarında keşfetmiş. Bram Stoker’ın kitabından yola çıkan Croci, yazarın anlattıklarının öncesi üzerine bir öykü daha çizmiş. Birinci kitapta tarihsel bir kişilik olan Vlad Tepeş’in (Kazıklı Voyvoda), Bram Stoker’ın romanındaki entrikanın üstüne kurulu hikâyesi anlatılıyor.
Çizgi Roman Dünya Klasikleri serisinde bir arada yayınlanan birinci ve ikinci kitaplar bir ikiz tablo işlevi taşıyor, ama birbirlerini tamamlayan iki ayrı öykü olarak değil. Her biri ötekinde sorulan sorulara cevap vererek birbirlerini zenginleştiriyorlar. Eflak ve Boğdan Prensi Vlad Tepeş’i, yani Kazıklı Voyvoda’yı anlatan birinci kitap, kurgusal birtakım unsurlar barındırmakla birlikte tarihsel bir öykü olarak düzenlenmiş; buna karşılık Bram Stoker’ın anlatımlarını içeren ikinci kitap fantastik bir masalmış izlenimi veriyor.

Pascal Croci’nin çizimleriyle hayat bulan 'Dracula'’nın her sayfası bir tablo gibi, belki de Fransız sanatçı 20 yıl beklemekle iyi etmiştir, kimbilir...
Senaryo: Pascal Croci ve Françoise-Sylvie Pauly Çizen ve renklendiren: Pascal Croci Çeviri: Alev Er
Kitap I - 'Dracula', Eflak ve Boğdan Prensi Vlad Tepeş (Kazıklı Voyvoda) Kitap II - 'Dracula', Bram Stoker’ın anlattığı efsane SERİNİN DİĞER KİTAPLARI:
MACBETH, DAVA, FRANKENSTEIN, SUÇ ve CEZA, MADAM BOVARY, SAVAŞ VE BARIŞ
İLGİLİ HABER
Okyay: Klasik korkusu çizgi romanla bitecekÇizgi Roman Klasikleri'nden 'Madam Bovary'Çizgi Roman Klasikleri 'Dava' ile devam ediyorMacbeth ve Dava’nın ardından FrankensteinÇizgi Roman Klasikleri'nden 'Suç ve Ceza''İnce Memed' çizgi roman olsun
Çizgi Roman Dünya Klasikleri internet yoluyla ntvyayinlari.com adresinden ve 0212 304 08 92 numaralı çağrı merkezinden indirimli temin edinilebilir.
Bram Stoker korkutmaya devam ediyor

Sunday, February 28, 2010

Pamuk, Le Clezio ve Bolano ile yarışıyor

LONDRA - 16 Şubat'ta açıklanacak '2010 en iyi Çeviri Kitabı Ödülü' için 'Masumiyet Müzesi' ile Orhan Pamuk, Nobel ödüllü yazar Jean-Marie Gustave Le Clezio ve Şilili yazar Roberto Bolano ile yarışıyor.
'Three Percent' adlı New York'taki Rochester Üniversitesi'ne bağlı bir uluslararası Edebiyat internet sitesinin 2007 yılından bu yana verdiği ödülün bu yılki adayları önceki gün duyuruldu.
23 farklı ülkeden, 17 farklı dilde yazılan eserler için aday gösterilen 25 yazar ve çevirmen şöyle:
-Cesar Aira, "Ghosts" (İspanyolcadan İngilizceye çeviren Chris Andrews) -Ferenc Barnas, "The Ninth" (Macarcadan İngilizceye çeviren Paul Olchvary) -Ignacio de Loyola Brandao, "Anonymous Celebrity" (Portekizceden İngilizceye çeviren Nelson Vieira) -Gerbrand Bakker, "The Twin" (Felemenkçeden İngilizceye çeviren David Colmer) -Roberto Bolano, "The Skating Rink" (İspanyolcadan İngilizceye çeviren Chris Andrews) -Hugo Claus, "Wonder" (Felemenkçeden İngilizceye çeviren Michael Henry Heim) -Hans Fallada, "Every Man Dies" (Almancadan İngilizceye çeviren Michael Hofmann) -Juan Filloy, "Op Oloop" (İspanyolcadan İngilizceye çeviren Lisa Dillman) -Ricardas Gavelis, "Vilnius Poker" (Litvanya dilinden İngilizceye çeviren Elizabeth Novickas) -Cemal Gitani, "The Zafarani" (Arapçadan İngilizceye çeviren Faruk Abdülvahab) -Wolf Haas, "The Weather Fifteen Years Ago" (Almancadan İngilizceye çeviren Stephanie Gilardi ve Thomas S Hansen) -Gail Hareven, "The Confessions of Noa Weber" (İbraniceden İngilizceye çeviren Dalya Bilu) -Jan Kjaerstad, "The Discoverer" (Norveççeden İngilizceye çeviren Barbara Haveland) -Sigizmund Krzhizhanovsky, "Memories of the Future" (Rusçadan İngilizceye çeviren Joanne Turnbull) -JMG Le Clezio, "Desert", (Fransızcadan İngilizceye çeviren C Dickson) -Cao Naiqian, "There's Nothing I Can Do When I Think of You Late at Night" (Çinceden İngilizceye çeviren John Balcom) -Orhan Pamuk, "The Museum of Innocence" (Türkçeden İngilizceye çeviren Maureen Freely) -Fernando del Paso, "News from the Empire" (İspanyolcadan İngilizceye çeviren Alfonso Gonzalez and Stella T. Clark) -Jerzy Pilch, "The Mighty Angel" (Lehçeden İngilizceye çeviren Bill Johnston) -Jose Manuel Prieto, "Rex" (İspanyolcadan İngilizceye çeviren Esther Allen) -Merce Rodoreda, "Death in Spring" (Katalancadan İngilizceye çeviren Martha Tennent) -Ersi Sotiropoulos, "Landscape with Dog and Other Stories" (Yunancadan İngilizceye çeviren Karen Emmerich) -Mati Unt, "Brecht at Night" (Estonya dilinden İngilizceye çeviren Eric Dickens) -Abdurrahman Waberi, "In the United States of Africa" (Fransızcadan İngilizceye çeviren David ve Nicole Ball) -Robert Walser, "The Tanners" (Almancadan İngilizceye çeviren Susan Bernofsky)
İLGİLİ HABERLER
Klasikler içinde bir Orhan PamukOrhan Pamuk laikleri kızdıracak'Birazcık aptallık fena olmazdı''Orhan Pamuk, aşkı ellerimize yerleştiriyor'Pamuk: 'O Kemal ben değilim ama...'
Geçen yılın 'En İyi Çeviri kitap Ödülü'nü, Imre Goldstein tarafından Macarca'dan ingilizce'ye çevrilen Attila Bartis'in "Tranquility" kitabı almıştı.
Pamuk, Le Clezio ve Bolano ile yarışıyor

Google ın Çin den çıkması daha avantajlı


New York Times gazetesinde yayımlanan bir Haber analizde, gelirinin çok küçük bir bölümünü oluşturduğu için Çin’deki operasyonlarını durdurma tehdidinde bulunduğuna dikkat çekildi.

Google’ın küresel satışlardan elde ettiği gelir 22 milyar dolarken, şirket Çin’de yalnızca 300 milyon dolar kazanıyor.

Buna ek olarak, Google’ın ülkedeki işlerini yürütmek için 600 kişiyi istihdam etmesi gerekiyor. Hatta bu kişilerin büyük bir çoğunluğunu yüksek ücretlerle çalışan mühendisler oluşturuyor.

Ancak şirket Çin’i büyüme potansiyeli yüksek bir piyasa olarak gördüğü için buradaki operasyonlarına yönelik büyük umutları var. Hatta Google CEO’su Eric E. Schmidt, Çin’in operasyonlarını internet üzerinden yürüten Şirketler için güçlü bir pazar haline geleceğini dile getiriyor.

Öte yandan, Google’ın geniş bir Dijital kitaplık ve kitap mağazası açacak olmasına kızan Çinliler, şirketin bireysel yazarların haklarını çiğnediğini iddia ederek Google korsan saldırılar da bulunuyor.

Google ise Gmail ve diğer hizmetlerinin güvenilirliğini korumak için sıkı Güvenlik önlemleri almakla eleştiriliyor. Hatta Pekin hükümeti şirketlerin operasyonlarında anti tröst soruşturmaları bile başlattı.

ÇIKMAK DAHA AVANTAJLI
Öte yandan, analistler Google’ın Çin’de kalmaya devam etmesi durumunda hem ününün zarar göreceği ve zarar edeceğini söylüyor.

Haber analizde, Google’ın Çin’den çıkma kararında finansal çıkarlarının rol oynadığı iddialarına şiddetle karşı çıktığı belirtilirken, şirketin yasal işlerinden sorumlu yöneticisi David Drummond, bir piyasada kalmak için finansal temelli kararlar almayacaklarını, böyle bir şeyin şirket politikalarına göre kabul edilemeyeceğini belirtti.

Bazı analistler ise, Google’ın prensipli bir tutum sergileyerek, ülkeden çıkmasının maliyetini kaldırabileceğine inanıyor. Uzmanlar Google’ın Çin’in en büyük arama motoru olan Baidu ile rekabet etmekte zorlandığından, çok fazla kazanç elde edemediğini söylüyor. Hatta Google’ın ülkeden çıkmak adına son saldırıları güzel bir bahane olarak kullanabileceği konuşuluyor.

Haber analizde, şirketin bütün bu önerilere karşı çıktığı belirtilirken, Google Çin’deki kazancının düşük olmasına rağmen, iş modelinin büyüdüğü ve şirketin son çeyrekte Çin’deki kazancının yükseldiğine dikkat çekiliyor.

Öte yandan Çinli şirketler reklamlarını genelde şirketin Amerika merkezli sitesine verdikleri için, Google’ın bu ülkedeki arama motorunu kapamasının maddi zararının çok büyük olmayacağı belirtildi.
Google'ın Çin'den çıkması daha avantajlı

Masumiyet Müzesi ni Çin de okuyacak

PEKİN - Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk'un "Masumiyet Müzesi" adlı romanının Çince çevirisi yayımlandı.
"Shanghai Century Publishing" grubu bünyesinde yer alan Horizon Media tarafından yayımlanan kitabın çevirisini Çin Uluslararası Radyosunun Türkçe bölümünde çalışan Chen Zhubing yaptı.
Orhan Pamuk'un daha önce 'Benim Adım Kırmızı', 'Kara kitap', 'Yeni Hayat', 'Beyaz Kale', 'İstanbul', 'Cevdet Bey ve Oğulları', 'Kar' ve 'Sessiz Ev' adlı kitapları Çinli okuyucularla buluşmuştu. Yayınevi yetkilileri yazarın Öteki Renkler adlı kitabının Çincesinin de bu yıl yayımlanacağını belirtti.
Masumiyet Müzesi, bu hafta içinde kitapçılarda ve internet üzerinden yapılan satışlarla Çinli okuyucularla buluşacak.
'Masumiyet Müzesi'ni Çin de okuyacak

Thursday, December 31, 2009

Güzelliğin 100 bin yılı bu kitapta

L'Oreal Vakfı, insanlığın Güzellik anlayışını araştıran dev bir eserin oluşmasına destek oldu. 'Güzelliğin 100 000 Yılı' adıyla yayınlanan beş ciltlik eser, bugüne kadar güzellik adına tüm medeniyetlerde sorulan birçok soruyu yanıtlıyor. Eser, 35 farklı uyruktan, 300 yazar tarafından, son derece titzlikle ve uluslararası bir yaklaşımla hazırlandı. Elisabeth Azouly'nin editoryal yönetmenliğini yaptığı ansiklopedik eser, Gallimard Yayınevi tarafından Fransa'da yayımlandı. Antropologlar, arkeologlar, etnologlar, sosyologlar, sanatçılar, filozoflar, tarihçiler, sanat eleştirmenleri, Müze küratörleri ve psikiyatrların yer aldığı 'Güzelliğin 100 000 Yılı' çalışmasında her bir yazar, güzellik arayışına ve vücudun tanımına orijinal bir okuma getiriyor.



İddialı bir kitap

Güzelliğe zaman ve mekan açısından bu kadar iddialı yaklaşan ilk eser olma niteliği taşıyan 'Güzelliğin 100 000 Yılı', bir tespitten yola çıktı: "Güzellik arayışı, bütün medeniyetleri ilgilendiriyor ve insan vücudu bu medeniyetlerin orta önceliğini oluşturuyor." Vücudun biçimi, renklerin uygulanmaları, saç şekilleri ve süslemeler, çıplaklık ve giyim gibi ayırıcı özelliklerin oluşturduğu şekiller, ait oldukları kültürü, dönemi ve sosyal statünün belirlenmesini sağlıyor. Kitap, bütün bu çeşitlilikle beraber, arayışların evrensel boyutunu da gösteriyor.



Beş ciltlik eser

Beş ciltlik eserin her bir cildinde, güzellik arayışının belli bir dönemi incelendi. Ayrıca her dönem, uzmanlarının Bilimsel yönetiminde hazırlandı. Kitabın her cildi ise 60 ile 100 makaleden oluşuyor. Kitap, internet üzerinden de satın alınabiliyor.





* ÜNLÜLERİN GERÇEK İSİMLERİ



* ÜNLÜLERİN DOĞUM TARİHLERİ



* HANGİ ünlü NEREDE OTURUYOR?







* ÜNLÜLERİN İLK EVLİLİKLERİ



* ANA SAYFAYA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ

Güzelliğin 100 bin yılı bu kitapta

Wednesday, December 16, 2009

Köken sorgulamaya yoğun ilgi


Türk Tarih Kurumu eski Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu’nun Osmanlı tarih belgelerinden yararlanarak hazırladığı ve 22 yıl süren çalışmalarının ürünü olan, Aşiret, Cemaat ve Oymak sorgusunun yapılabildiği "www.anadoluasiretleri.com" adlı internet sitesi, bir aydır faal olmasına karşın, 730 bin kişi tarafından ziyaret edildi.

Prof. Dr. Halaçoğlu’nun, "Anadolu’da Aşiretler, Cemaatler, Oymaklar" adlı 6 ciltlik kitabındaki verilerin yer aldığı ve 5 TL’den başlayan ücret karşılığında detaylı bilgiye ulaşılan sitenin, bir ayda 730 binden fazla kişi tarafından ziyaret edildiği, kısa süre sonra SMS yoluyla kredi alınarak köken sorgusu yapılabileceği bildirildi.

Bir konferansa katılmak için geldiği Adana’da, AA muhabirine açıklamada bulunan Prof. Dr. Halaçoğlu, Anadolu’nun geçmişine ait çarpıtıcı bilgilerin yer aldığı batı kaynaklı kitapların yayınlanması üzerine, Bilimsel bir kaynağın hazırlanması için harekete geçtiğini söyledi.

Prof. Dr. Halaçoğlu, 1986’da başladığı çalışmasını, Türk Tarih Kurumu Başkanlığı, Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü gibi görevleri nedeniyle 22 yıl sonra tamamlayabildiğini belirterek, şöyle dedi: "Ancak her şeye rağmen bitmiş olmasından son derece memnunum. Çünkü bu kitaptan önce Anadolu hakkında yanlış bilgiler veren eserler vardı. Bunları görünce ciddi bir çalışma yapılması gerektiğini düşündüm ve harekete geçtim.

Anadolu’nun geçmişini ortaya koymamız lazımdı. Aynı aile içinde farklı soyadlar taşıyan kişiler vardı. Bu da toplum içinde gittikçe ayrışmayı getiriyor, bir aile bile kendi içinde parçalanıyordu. Bu da Türkiye için ciddi bir sonuç doğuruyor, bir kimlik bunalımına götürüyordu. Bunu mutlaka bilimsel açıdan ortaya koymamız gerekiyordu. Titiz ve uzun süren çalışma sonunda ana kaynağını, 1453 ile 1650 yılları arasına ait Osmanlı tahrir defterleri oluşturduğu 6 ciltlik kitap ortaya çıktı." Eserde 41 binden fazla Aşiret, Cemaat ve Oymak ismi bulunduğunu bildiren Prof. Dr. Halaçoğlu, "Anadolu’nun sosyal durumunun şekillenmesinde çok önemli olan ve konar göçer olarak tabir edilen bu yapılanma, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda ve Anadolu halkının kimliğinin teşkilinde, adeta bir mihenk taşı olarak değerlendirilebilir" diye konuştu.

-1 MİLYON 200 BİN KELİME
Diziniyle birlikte 6 cilt olan kitapta, dizin hariç mevcut kelime sayısının 1 milyon 200 bin civarında olduğunu ifade eden Prof. Dr. Halaçoğlu, böyle bir eserde istenilen bilgiye ulaşmanın zor olması nedeniyle de aynı verilerin yer aldığı bir internet sitesini hayata geçirdiğini söyledi.

"www.anadoluasiretleri.com" adını verdiği sitenin yaklaşık bir ay önce faaliyete geçtiğini belirten Prof. Dr. Halaçoğlu, kısa bir süre olmasına rağmen, sitenin 730 binden fazla kişi tarafından ziyaret edildiğini bildirdi.

Sitenin Türkiye’de bir ilk olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Halaçoğlu, "Kişilerin kökenini merak etmesi çok doğal, ancak site tam olarak tanınmıyor.

Tanınmasıyla bu sayının çok daha fazla olacağını tahmin ediyorum" dedi.

-SMS İLE SORGULAMA KREDİSİ
Siteye her girenin ücretsiz olarak sitedeki arama motorundan, köyü ve mezrası ile ilgili kaydın olup olmadığını görebildiğini bildiren Prof. Dr. Halaçoğlu, kayıt olması durumunda ise bu kayda kredi kartı ile 5 TL gibi cüzi bir miktarla ulaşılabildiğini söyledi.

Türkiye için çok önemli olduğunu söylediği sitenin kendisine 60 bin TL’ye mal olduğunu ifade eden Prof. Dr. Halaçoğlu, sitede ücret karşılığı yapılan aramanın 40 bin civarında olduğunu kaydetti.

Prof. Dr. Halaçoğlu, yakında kredi kartı kullanmak istemeyenler için cep telefonları aracılığıyla SMS ile sorgulama kredisi alabilme imkanı da sunacaklarını belirterek, "Anadolu’daki bütün Türk, Kürt, Arap, Moğol göçebelerini kapsayan çalışmanın, tüm eksiklerine rağmen, gerek dilcilere, gerekse sosyolog ve sosyal antropologlara zengin bir kaynak olacağından şüphem yok" dedi.
Köken sorgulamaya yoğun ilgi

Aşiret, Cemaat ve Oymak için arama motoru

ADANA - Türk Tarih Kurumu eski Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu'nun Osmanlı tarih belgelerinden yararlanarak hazırladığı ve 22 yıl süren çalışmalarının ürünü olan, Aşiret, Cemaat ve Oymak sorgusunun yapılabildiği ''www.anadoluasiretleri.com'' adlı internet sitesi, bir aydır faal olmasına karşın, 730 bin kişi tarafından ziyaret edildi.
Bir konferansa katılmak için geldiği Adana'da, Prof. Dr. Halaçoğlu, Anadolu'nun geçmişine ait çarpıtıcı bilgilerin yer aldığı batı kaynaklı kitapların yayınlanması üzerine, Bilimsel bir kaynağın hazırlanması için harekete geçtiğini söyledi.
Halaçoğlu, 1986'da başladığı çalışmasını, Türk Tarih Kurumu Başkanlığı, Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü gibi görevleri nedeniyle 22 yıl sonra tamamlayabildiğini belirterek, şöyle dedi: ''Ancak her şeye rağmen bitmiş olmasından son derece memnunum. Çünkü bu kitaptan önce Anadolu hakkında yanlış bilgiler veren eserler vardı. Bunları görünce ciddi bir çalışma yapılması gerektiğini düşündüm ve harekete geçtim. Anadolu'nun geçmişini ortaya koymamız lazımdı. Aynı aile içinde farklı soyadlar taşıyan kişiler vardı. Bu da toplum içinde gittikçe ayrışmayı getiriyor, bir aile bile kendi içinde parçalanıyordu. Bu da Türkiye için ciddi bir sonuç doğuruyor, bir kimlik bunalımına götürüyordu. Bunu mutlaka bilimsel açıdan ortaya koymamız gerekiyordu. Titiz ve uzun süren çalışma sonunda ana kaynağını, 1453 ile 1650 yılları arasına ait Osmanlı tahrir defterleri oluşturduğu 6 ciltlik kitap ortaya çıktı.''
Eserde 41 binden fazla Aşiret, Cemaat ve Oymak ismi bulunduğunu bildiren Prof. Dr. Halaçoğlu, ''Anadolu'nun sosyal durumunun şekillenmesinde çok önemli olan ve konar göçer olarak tabir edilen bu yapılanma, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunda ve Anadolu halkının kimliğinin teşkilinde, adeta bir mihenk taşı olarak değerlendirilebilir'' diye konuştu.
1 MİLYON 200 BİN KELİME Diziniyle birlikte 6 cilt olan kitapta, dizin hariç mevcut kelime sayısının 1 milyon 200 bin civarında olduğunu ifade eden Prof. Dr. Halaçoğlu, böyle bir eserde istenilen bilgiye ulaşmanın zor olması nedeniyle de aynı verilerin yer aldığı bir internet sitesini hayata geçirdiğini söyledi.
''www.anadoluasiretleri.com'' adını verdiği sitenin yaklaşık bir ay önce faaliyete geçtiğini belirten Prof. Dr. Halaçoğlu, kısa bir süre olmasına rağmen, sitenin 730 binden fazla kişi tarafından ziyaret edildiğini bildirdi.
Sitenin Türkiye'de bir ilk olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Halaçoğlu, ''Kişilerin kökenini merak etmesi çok doğal, ancak site tam olarak tanınmıyor. Tanınmasıyla bu sayının çok daha fazla olacağını tahmin ediyorum'' dedi.
SMS İLE SORGULAMA KREDİSİ Prof. Dr. Halaçoğlu'nun, ''Anadolu'da Aşiretler, Cemaatler, Oymaklar'' adlı 6 ciltlik kitabındaki verilerin yer aldığı ve 5 TL'den başlayan ücret karşılığında detaylı bilgiye ulaşılan sitenin, bir ayda 730 binden fazla kişi tarafından ziyaret edildiği, kısa süre sonra SMS yoluyla kredi alınarak köken sorgusu yapılabileceği bildirildi.
Siteye her girenin ücretsiz olarak sitedeki arama motorundan, köyü ve mezrası ile ilgili kaydın olup olmadığını görebildiğini bildiren Prof. Dr. Halaçoğlu, kayıt olması durumunda ise bu kayda kredi kartı ile 5 TL gibi bir miktarla ulaşılabildiğini söyledi.
Türkiye için çok önemli olduğunu söylediği sitenin kendisine 60 bin TL'ye mal olduğunu ifade eden Prof. Dr. Halaçoğlu, sitede ücret karşılığı yapılan aramanın 40 bin civarında olduğunu kaydetti.
Aşiret, Cemaat ve Oymak için arama motoru

Monday, December 14, 2009

SEVGİLİNİZİN VÜCUT DİLİNİ BİLİYOR MUSUNUZ?

Gazeteport.com, cevabına ulaşmakta zorluk çektiğiniz ilginç bir soruya yanıt verdi. Çoğu zaman yatakta boylu boyunca yatan hatunun zevk alıp almadığını bilemeyiz... "Acaba tatmin oluyor mu?", "Okşayış tarzımdan hoşlanıyor mu?" tarzı sorular beynimizi kemirir durur, yarattığımız sahte pozisyonlarımızla yatakta tepişir dururuz. Cevabına sittin sene ulaşamayacağımız bu tip sorulara, bir internet sitesi Bilimsel açıklamalar ve akıl dolu fikir yürütmelerle ışık tutma kararı aldı.

Ortada hiçbir sıkıntı yokken bile, günlük hayatlarını iyice zorlaştırmayı seven kadın milletinin, konu sekse gelince ne kadar anlaşılmaz olduğunu, inanın herkesten çok biliyoruz. Bu bağlamda incelediğimiz hatunların, genellikle yatak sohbetlerinde çok zayıf kaldıklarını öğrendik.

Sırf bu yüzden yapacak tek bir şeyimiz kalıyor; o da vücut dillerini çözmek! Böylece, yatakta çıtını çıkarmayan kadınların, vücut tepkilerini gözlemleyerek ruhlarını kitap gibi okuyabileceğiz.

Hızlı nefes alışverişi

Rahatınız yerindeyken veya dinlenirken soluk alma hızınız düzenli ve yavaş bir şekilde işler. Fakat bir kadın baştan çıkarıldığı zaman, onun düzensiz nefes alışverişine ve gittikçe havasız kaldığına tanık olursunuz. Artan kalp atışları ve vücudunun adım adım orgazma doğru gidişi yüzünden, iç organları, kasları daha çok oksijene ihtiyaç duyar. Eğer nefes alışverişi düzensizleşiyorsa bilin ki, hatun zevkten delirmeye başlamıştır. Orgazm taklidi yapıyor ise; normal nefes alıp vermesinden bunu kolayca anlayabilirsiniz.

Kıvranma ve vücut hareketleri

Ön sevişme ya da seks esnasında sevgiliniz ayaklarını büküyorsa ve sizin karşınızda dansöz gibi kıvırıyorsa tahrik seviyesi tavana vurmuş demektir. Yani, doğru yolda olduğunuzu düşünebilirsiniz. Bu tür durumlarda sizi kendine çekebilir veya itebilir. Hatta daha da sert tepkilerde bile bulunanlar mevcuttur; ısırma, tokat gibi... Eğer gevşek bir şekilde yatıyorsa, ortamı daha fazla ısıtmanız gerekiyor. Pozisyonu değiştirin, ellerinizi ve dilinizi erkeğin süper gücünü kullanarak konuşturmaya başlayın.



SEVGİLİNİZİN VÜCUT DİLİNİ BİLİYOR MUSUNUZ?

Tuesday, December 8, 2009

Tayland’ın hindistancevizi adası Samui

Ko Samui ya da kısa adıyla Samui, sessizliğin ve yalnızlığın naif, kendine özgü köşesi. 1970’li yıllarda sırt çantalı gezginler “keşfetmişti.” Adada su, elektrik gibi günümüzün doğal ihtiyaçlarından habersiz, az sayıda yerli yaşıyor, balıkçılıkla geçiniyordu. Yollara pek ihtiyaç duyulmadığından patikalar kullanılıyordu. Göz kamaştırıcı plajları, hindistancevizleri ve cömert yeşilliğiyle “ilk” gelenleri cennet havasında karşılamıştı. İlk gezginlerden sonra, özellikle ABD, Avrupa ve Prag’da esen köklü değişim rüzgârları, Asya’nın mistik, gizemli dünyasının keşfine yol açtı. “Dünyada uyum ve barış” ilkesini benimseyen, tabiat anayı rehber edinen “hippi” hareketi böyle bir cennet köşeyi görmezden gelemezdi. Gelmedi de... Aradan geçen 30 yılda ada çok popüler oldu. Şu anda adını duymayan yok denecek kadar az. Öncelikle plajları ve sualtı görsel zenginliğiyle akla geliyor. Oysa, çok daha fazlasını vaat ediyor. İDEAL DÖNEM OCAK-NİSAN Ko Samui, ülkenin üçüncü büyük adası. Adı “hindistancevizi adası” anlamına geliyor. Adada mevsim kavramı yok. Nem ve sıcaklığın artıp artmamasına, yağışların bolluğuna bağlı olan “dönemlerden” bahsediliyor daha çok. Ekim-aralık arası yağışların en bol ve şiddetli olduğu, denizin coştuğu dönem... “İdeal sezon” ocak-nisan arasında.Adanın bir liman şehri olan, başkenti Nathon turizmle pek fazla haşır neşir değil. Ticari faaliyetler ön planda, geleneksel Yaşam tarzı korunmuş. Yerel yaşamın havasını koklamak için gitmekte, gezmekte fayda var. Deniz, güneş, kum, plaj, romantizm, egzotizm tutkunları için ise doğru adres kuşkusuz adanın doğu sahilindeki Lamai ve Chaweng bölgeleri. Her ne kadar adanın tüm çevresi Güzellik dereceleri değişen plajlarla çevrili olsa da en revaçta olanları bu bölgeler. Yedi kilometre uzunluğundaki Chaweng, plajların en uzunu, en gözdesi. Sakin ve turkuvaz suların beyaz ince kumla uyumlu buluşması güzellik için yetmezmiş gibi, açıkta yeşillikler içindeki iki adacık ve bir mercan kayalığı bulunuyor. Oteller, bungalovlar, dükkânlar, restoranlar, barlar plaja paralel, tespih tanesi gibi yan yana dizilmiş. Bar ve restoranlardan bahsetmişken, Ko Samui’de yeme içme işleri kusursuz. Tayland mutfağını tercih edenler için tabii ki alternatif bol. Ancak İtalyan, Meksika ve diğer Avrupa mutfakları için pek çok mekân var. Fast food konusunda ise “bini bir para” tanımı yeterli olacaktır. Kısacası yeme-içme için bol alternatif ve uygun fiyat bir arada. Bir diğer alternatif adanın kuzeye bakan yüzü, yani Choeng Mon ve Mae Nam bölgesi. “Ko Samui’de hiçbir şey pek uzakta değildir” diyor yerliler. Buna karşın, hazırlıksız gelen ziyaretçi “Nereden başlasam” şaşkınlığını yaşayabilir. Ne de olsa tropikal ortamın sağlayabileceği nimetlerin büyük kısmını sunuyor tabiat ana. Bir de gündüz ile gece hayatının da hareketli olduğunu düşünürsek (alışveriş dahil), gezi programının yükü artabilir. Adayı tamamen çevreleyen “4169” adlı yol 50 kilometre uzunluğunda. Planlı bir şekilde takip edildiğinde, sorun yaşamadan turunuzu tamamlayabilirsiniz. Yerel taksiler, yani “songthaews”lar çok pratik, yine de birçok adada olduğu gibi araç kiralamak çok rahatlık sağlıyor. Hem plajlarını, hem iç bölgelerini gönlünüzce gezebiliyorsunuz. KİTAPLIK OTELİPhuket misalinde olduğu gibi, turizme bağlı hızlı yapılaşmanın, Samui’ye eski vahşi cazibesinden çok şey kaybettirdiğini düşünenler hiç de az değil. Buna karşın yapı yüksekliğinin hindistancevizi ağacını geçememesi bile çok hoş. Uygun fiyatlı konaklama yapabileceğiniz otellere ilave olarak çekici, egzotik havalı, SPA’larıyla öne çıkan farklı statüde pek çok iyi tesis var; tabii avangard yaklaşımlar da. “The Library” oteli avangard tarafıyla adanın en ilginç mekânlarından. Chaweng’in kuzeyinde, göreceli olarak daha sakin bir bölgedeki otelin yegâne özelliği tasarımı. Plajdaki çok rahat şezlonglarından tutun odalarına kadar... İsminin sadece “sessizlik vahası” çağrışımı için seçildiğini sanmayın. Plaja bakan okuma odası baştan aşağıya kitap ve DVD ile donatılmış. İsteyen odasına da götürebiliyor ücretsiz olarak. Laem Nan Koyu’nun ardından gelen Lamai Beach, “Chaweng ruhunu devam ettiriyorum” iddiasında. Restoranlar, barlar, seyyar satıcılar ve günlük deniz turizminin yol açtığı olağan kargaşa... Hua Thanon, Lamai Beach’in doğal devamı olarak dikkat çekiyor, fakat güneye doğru inildikçe asude bir havanın ilk esintileri hissedilebiliyor, özellikle iki kilometre uzunluğundaki ince kumlu Bang Kao plajında. Romantizm ile fotoğraf çekme arasında tereddütlerin her an yaşanabileceği bir sahil şeridi başlıyor gerçekten. Deklanşör ile sessiz Senfoni arasında, gizli olduğu kadar hoş bir iç çekişme. “Gün- batımı izlemenin en doyumsuz olduğu yer” olarak işaret ediyor yerliler Bang Kao’yu, bizden söylemesi. Zamanınız kısıtlıysa, devam edin yolunuza. Denize girip, güzel manzaralar seyrederek adanın güneybatısına ulaşacaksınız. Thong Krut, aslında balıkçı köyü. Ancak diğer adalara tekneler kalkıyor ve bazen bu nedenle sakinliği bozulabiliyor. Biraz daha ilerideki Thong Tanote ve Taling Ngam plajı, göz alıcı manzaralarıyla birbiriyle yarışıyor. Feribotların geldiği iskeleye yakın olan Lipa Noi, sakin ve pek de derin olmayan sularıyla uğranılması gereken yerlerden. Buradaki günbatımı manzarası, Bang Kao ile rekabet edebilecek seviyede. ANI YAŞAMAK VE ANI DONDURMAK Bang Po, yüzünü kuzeye doğru, Ko Phangan’a çevirmiş. Mercan kayalıkların yakınlığı, suyun berraklığı ile birleşince dertsiz, tasasız bir şnorkelci mekânı oluvermiş. Tüm bir gün harcanabilir rahat rahat. Tanınmış isimlerden, Maenam Beach devamında, doğu istikametinde. Ünü pek yersiz değil. Yüzmeyi sevenleri, rüzgâr sörfçülerini aynı sevimlilikte karşılıyor Maenam Beach. Plajın ortasınaki iskeleden, sürat motorlarıyla Ko Tao (18 kilometre), Ko Phangan (45 kilometre) gibi adalara gidilebiliyor. Ko Tao, egzotizmin tatlı ninnisine doyamayanların istikametlerinden biri. Deniz, kum, güneş, tropikal bitki örtüsüyle sessizlik ve ıssızlığı aynı tabloda birleştirmek istiyorsanız, çağrısına kulak verin. Kim bilir, belki de konaklamanıza orada devam edersiniz... Filmlere bile yansımış dolunay partileriyle meşhur olmuş, lakin buranın gerçek kimliğini öncelikle sualtı zenginliği, balık avcılığı ve sakinliği oluşturuyor. Ko Pha-Ngan Adası’na muhteşem bir bakış açısı veren Bo Phut Plajı’na da uğrayın deriz. Chaweng’e yakın olup, göreceli sakinliği yeğleyenlerin ilk tercihi olabilir...Big Buddha (Wat Phra Yai), adanın kuzeybatısında, 4171 numaralı yolun üzerinde. Merdivenlerle ulaşılan heykelin çevresinde hoş vakit geçirilebiliyor.Son olarak Samui’nin oldukça güvenli bir ada olduğunu tekrar söyleyelim. Başınıza rahatsız edici bir durumun gelme ihtimali yok denecek kadar az. Yerli halk oldukça saygılı, kibar. Huzurlarının bu kadar kaçırılmış olmasına rağmen, kendi hallerinde yaşıyorlar. ORMANDA AĞAÇLARIN ÜSTÜNDEN UÇUN FİLLE ŞELALELERİ GEZİNKo Samui’de birçok safari turu düzenleniyor. Orman, şelale ve tapınaklara düzenlenen günlük turlar, fil safarilerinin fiyatları 30 ila 50 dolar arasında. Bir başka Fantezi, ormanda ağaçların üstünden kaymak. Doğu Karadeniz’deki gibi, vadiler arasına çelik teller gerilmiş. Bu tellere kayışlarla bağlanıp kişisel teleferiğinizi oluşturuyor, kuşbakışı ormanı gözlemliyorsunuz. Emniyetli, ön Eğitim gerektirmiyor, 80 yaşındakiler bile yapabiliyor. Fiyatı 35 dolar civarında. Dalış, en popüler spor. Özellikle Ko Tao Adası’nda. Ko Samui’ye tekneyle 1.5 saat uzaklıktaki ada bölgenin en zengin, güzel sualtına sahip. Tayland’da dalış turlarını yabancılar düzenliyor. İşlerini çok ciddiye aldıklarını belirtmem gerek. Bütün dalış okulları PADI ya da SSI sertifikalı. Bu arada eğer amacınız ağırlıklı dalışsa; yemek, Otel transferleri ve ekipman kirası tur fiyatlarına dahil.İZMİRLİ ULAŞ HİZMETİNİZDEAdaya vardığınızda öncelikle bir motosiklet kiralayın. Adayı keşfetmek ve tatlı sürprizlerle kolayca buluşmak için büyük avantaj sağlıyor. İşte, ben tam bu noktada Ko Samui’deki ilk büyük şaşkınlığı yaşadım. Scooter kiralamak için havaalanı yakınındaki Chaweng sahilinde gezinirken, Ulaş (namı-diğer Oscar) ile tanıştım. Yıllar önce İzmir’den iki kardeş ve birkaç arkadaş gelip yerleşmişler Chaweng’e. “Goholidaygo” sloganıyla yola çıkmışlar. Tur, otel, uçak, scooter kiralama, internet dahil pek çok hizmeti sağlıyorlar. Başkent Bangkok’tan hemen her saat başı uçak var Ko Samui’ye. Yolculuk yaklaşık bir saat sürüyor, ama yaşadığınız atmosferin hızla değişime uğraması şaşırtıcı geliyor insana. Birden göğü delen yapıların arasından sıyrılıp tropikal bir adaya düşüveriyorsunuz adeta. Tabii iniş sırasındaki tropikal bahçeye iniyormuş duygusu ayrı bir heyecan katıyor. Büyüleyici bir manzara ile karşı karşıya kalıyorsunuz. Bütün bu görüntülere devasa Buda heykelinin eşlik ettiğini de ilave etmeliyim. Kısacası yaşanan şaşkınlık hiç de kısa sürmüyor.
Tayland’ın hindistancevizi adası Samui

Sanki sete değil, sevdiğim biriyle buluşmaya gidiyorum

Adanalı dizisinde Yunan ajanı 'Alex'i canlandıran Akın Saatçi, yıllarca kürek sporu yapmış, ulusal ve uluslararası yarışmalarda onlarca madalya kazanmış bir milli sporcu... Şimdi de "En büyük aşkım" dediği oyunculukta, bu başarıları yakalamayı hedefliyor.



Sizi tanıyabilir miyiz?

26 Nisan 1982 İngiltere doğumluyum. Boğaziçi'nde Turizm işletmeciliği, Boston'da psikoloji eğitimi gördüm. Üniversite hayatımdan sonra oyunculuğa başladım.



Sizi 'Adanalı'yla tanıdık ama aynı zamanda da çok başarılı bir kürek sporcusu olduğunuzu duyduk...

1996 senesinde kürek sporuna başladım. 9 kez Türkiye şampiyonu oldum. Ulusal yarışlarda 63 altın, 22 gümüş, 12 bronz madalya kazandım.



Peki oyunculuğa nasıl adım attınız?

Üniversitede okurken arkadaşlarımdan birinin abisi senarist-oyuncu Baykut Badem'di. Baykut abinin daveti üzerine 'Son Osmanlı Yandım Ali' filminin galasına gitmiştim. Orada filmin yönetmeni Mustafa Sevki Doğan'la tanıştım. Üniversite bittikten sonra tekrar yurtdışına dönmek üzereydim ki Mustafa Şevki Doğan'dan telefon geldi. 'Kuzey Rüzgarı' adlı Dizi için çağırdılar beni. Ben de Kadir İnanır, Oktay Kaynarca, Selçuk Yöntem, Ali Sürmeli gibi çok sayıda başarılı aktörün olduğu bu diziyle oyunculuğa başlamış oldum. Ardından 'Baba Ocağı' ve Türkiye'nin ilk internet dizisi 'Proje 13'te başrol oynadım.



DERS ALIYORUM

Konservatuvar okumamanız sizin için eksiklik mi?

Eksiklik ama şu anda aldığım özel derslerle bu açığı kapatmaya çalışıyorum. Ayrıca üniversitede psikoloji okuduğum için, bunun oyunculukta çok faydasını görüyorum. Ayrıca milli takımda başarılar kazanmam, Manken olmam, ata binebilmem, 3 dil bilmem, yakın dövüş tekniklerinde iyi olmam da oyunculuk için büyük avantaj...



'Adanalı'yı önceden takip ediyor muydunuz?

Oktay Kaynarca bu dünyada çok sevdiğim ve saygı duyduğum insanlardan biri. Oyunculuğa ilk başladığım günden beri hep yanımda olmuştur. Her zaman ararım, sorarım kendisini. Bu sebeple de 'Adanalı'yı hep takip ederdim. Çok gülüyordum onun oynadığı sahnelere... Daha sonra Tayfun Güneyer'le de tanıştım. Tayfun Hoca'nın, dizinin hem senaristliğini hem de yönetmenliğini yaptığını öğrenince diziyi hiç kaçırmadım. Zaten onun daha önceki Sinema filmlerini ve dizilerini de takip ederdim.



YUNANLIYI OYNAMAK ÇOK HOŞUMA GİDİYOR

Dizideki rolünüzden bahseder misiniz?

Adanalı'nın şef olduğu anti terör birimi ANTEB'deki ajanlardan birisini oynuyorum. 'Alex' aynı zamanda 'Adanalı'nın kızı Sofia'nın da eski sevgilisi ve onu hâlâ unutamamış. İleride 'Sofia'yla tekrar bir şeyler yaşayıp yaşamayacakları sır... Rolümü çok sevdim. Çünkü hem Yunanca hem de Yunan aksanıyla Türkçe konuşuyorum. Bu da benim için yeni bir şey...



İlk internet dizisi 'Proje 13'te de oynadınız. Sizin için farklı bir tecrübe olmalı...

Aykut Gürel ve Keremcem'in yapımcılığını üstlendiği çok güzel bir projeydi benim için... Farklı tecrübe olarak bir de, Faruk Saraç'ın Anıtkabir'de yaptığı defilede, Atatürk'ün golf kıyafetini giymiştim. Bu da benim için çok gurur verici bir geceydi.



BENİM en büyük AŞKIM OYUNCULUK

Asıl mesleğiniz ne? oyuncu musunuz, model misiniz, sporcu musunuz?

Modellik hiçbir zaman meslek olmadı benim için... Sadece üniversite dönemlerimde güzel projelerde yer aldım, güzel bir deneyim oldu. Ama oyunculuk en büyük aşkım... Oyunculuğu tabii ki meslek olarak görüyorum ama iş olarak görmüyorum. Çünkü çekime giderken, işe ya da çalışmaya gidiyormuşum gibi gelmiyor. Sanki çok sevdiğim birisiyle buluşmaya gidiyormuş gibi hissediyorum.



Bunların dışında neler yaparsınız?

Ailemle ve özellikle 10 aylık yeğenimle vakit geçirmeyi çok severim. Evime arkadaşlarını çağırıp Film ya da Futbol maçlarını izlemeye bayılırım. kitap okurum. Yakın dövüş sporlarına ilgiliyim. Kickboks dersleri alıyorum.
Sanki sete değil, sevdiğim biriyle buluşmaya gidiyorum

İstanbul 3 kıtayı fethetti


Yarışmada ilk üçe giren ve onur ödülü alan fotoğraflar için tıklayın - Foto Galeri
“İkinci Yabancı Seyyahlar Gözüyle İstanbul 2009” (İstanbul Photo Contest 2009) uluslararası fotoğraf yarışması sonuçlandı. 40 ülkeden, 213 fotoğrafçının 1117 fotoğraf karesiyle katıldığı yarışmada ilk üçe Fransız, Amerikalı ve Çinli fotoğrafçılar girdi. 13 Aralık 2009 Pazar akşamı Tarihi Binbirdirek Sarnıcı’nda düzenlenecek galada yarışmacılar hem fotoğraflarını sergileyecek hem de farklı İstanbul seyahati kazanacak
En çok ilgiyi 34 fotoğrafçıyla İtalya'nın gösterdiği yarışmada onu Rusya 26, Fransa 20 fotoğrafçıyla takip etti. Yarışmaya bu yıl Endonezya, Filipinler, Bosna-Hersek ve Makedonya ilk kez katıldı. İlk üçe giren fotoğrafçılar ise üç kıtadan çıktı.
İlk üçe giren yarışmacılar İstanbul'u anlattı
Akbil ve haritayla İstanbul'u gezdi
“İkinci Yabancı Seyyahlar Gözüyle İstanbul 2009” (İstanbul Photo Contest 2009) uluslararası fotoğraf yarışmasında birinciliği “Sokak Futbolu” adını verdiği fotoğraf karesiyle Fransız Vincent Rok kazandı. Profesyonel fotoğraf sanatçısı olan ve 9 Aralık’ta Birleşmiş Milletler’in Danimarka’da düzenlenen “İklim” toplantısına katılacak olan Rok yarışmaya giriş sürecini anlattı: “Bu yıl Eylül ayında nişanlımla İstanbul’a geldik ve otostop çekerek Türkiye’nin pek çok şehrini gezdik. İstanbul’da kaldığımız süre boyunca da elimizde harita ve akbille her yeri gezip fotoğrafladık. Buradaki son günümüzde bir mağazanın vitrininde “İstanbul Photo Contest 2009” fotoğraf yarışmasının afişini gördüm ve www.istanbulphotocontest.com internet adresini beynime kazıdım. Ardından da fotoğraflarımı yarışmaya yolladım. Birinci olduğuma inanamıyorum ama İstanbul’da yaşamayı hayal edebilirim.”
Savaştan kaçtı, "Okuyan Türkiye"yi fotoğrafladı
Yarışmaya katıldığı “Okuyan Türkiye” fotoğrafıyla ikinciliği kazanan Amerikalı Zouhair Ghazzal, aslen Suriyeli. Üniversiteyi Lübnan’da okumuş. Ancak 1988 yılında iç savaş çıkınca Amerika’ya göç etmek zorunda kalmış. Şu anda Chicago Lloyola Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olan Ghazzal’ın Ortadoğu üzerine pek çok makalesi ve araştırması bulunuyor. Çağdaş Suriye ceza sistemi üzerine bir kitap yazan Ghazzal, İstanbul Boğaziçi Üniversitesi’nde 2008 yılında Türkiye ve İran sineması üzerine de seminer vermiş. Ghazzal, İstanbul’un en çok sosyal yaşamından etkilenmiş.
Aşkı ve romantizmi İstanbul'da buldu
Hong Kong doğumlu, 29 yaşındaki Wong Wai-Kei tam bir seyyah. Türkiye’yi başta İç Anadolu bölgesi olmak üzere karış karış gezmiş. Dünyada gezdiği her ülkede fotoğraf çeken ve bir internet sitesi kuran Çinli yarışmacı, İstanbul’u gezerken de aşkı yakalamış. Nasıl mı? Elinde fotoğraf makinesi Taksim Meydanı’nda yürürken önce kırmızı bir tramvay görmüş. Onun önünde de gelin ve damat… Deklanşöre basmış ve İstanbul’un en Romantik karesini yakalamış. Wong Wai-Kei, “İstanbulda Aşk” adını verdiği fotoğrafıyla yarışmada üçüncü oldu.
En çok Sultanahmet Camii fotoğraflanıyor
“İstanbul Photo Contest” araştırma gurubu bir yıl boyunca internette yaklaşık on beş bin fotoğraf blog’unda İstanbul’u fotoğraflayan sanatçıya ulaştı ve en çok fotoğraf çekilen mekânı saptadı. Araştırmaya göre yabancılar Paris’te Eyfel Kulesi’ni, Çin’de Çin Seddi’ni, Newyork’ta Özgürlük Anıtı’nı, Moskova’da Kızıl Meydanı, İstanbul’da da en çok Sultanahmet Camii’ni fotoğraflıyor.
Ödüller 13 Aralık'ta verilecek
Jürisinde Tülin Ersöz, Patrizia Beninca, Ersin Kalkan, Selahattin Sevi, Sebati Karakurt, David Katzenstein,Sertaç Gureş,Mustafa Özer, Arthur Thevenart’in yer aldığı İkinci Yabancı Seyyahlar Gözüyle İstanbul 2009 yarışmasının ödül töreni 13 Aralık 2009 Pazar akşamı Tarihi Binbirdirek Sarnıcı’nda düzenlenecek.
Hayali gerçeğe dönüştü
Les Arts Turcs ve Şengüler Turizm geçtiğimiz yıl onuncu yılını kutladı. Kültür turları yapan şirketin ortağı Nurdoğan Şengüler onuncu yılları şerefine alternatif bir aktivite yapmayı hayal etti. Sonunda İstanbul ile ilgili uluslararası bir fotoğraf yarışması düzenlemeye karar verdi. 1 Nisan 2008 istanbulphotocontest.com adlı bir internet sitesi kurdu ve 37 farklı ülkeden, 190 fotoğraf sanatçısı 950 fotoğrafla “Yabanci Seyyahlar Gözüyle İstanbul 2008” fotoğraf yarışmasına katıldı. Yedi ay sonunda birinciliği Zulema Josa (İspanya-Barselona), ikinciliği Maria Schnabl (Avusturya), üçüncülüğü Catherine Gautier-le-Berre (İsviçre) kazandı. Bu yıl yarışmanın ikincisini düzenleyen Nurdoğan Şengüler hayalinin gerçeğe dönüş öyküsünü şu sözlerle anlattı: "İstanbul artık yukselen deger.Dış dunyada gidip görulmesi gereken kentler arasina girdi.Şehrin yasam ve mistik enerjisi yabancilari buyuluyor.Gelecek yil yarişmamızı yine yapacagiz.Ayrica konuk ulke fotografları projesine basliyoruz. 2010 yilinda RUSYA fotograflari,2011 de Ipek Yolu ve civari ulkeleri,2012 de Akdeniz havzası ulkeleri fotografları digital gosterileri olacak.Bu yil GALA da genç Turk fotografcilarininda kisa birer digital etkinligi yapilacak."








İstanbul 3 kıtayı fethetti